Genç Türksam | 27 Ekim 2016

|

Soy-Kırım Tatarları



Damla Öztürk

TÜRKSAM Stajyeri

Rusya, çarlık döneminden günümüze kadar  sıcak denizlere inme politikası izlemiş, bu  politikanın da kilit noktası Kırım olmuştur. Kırım, Rusya için önce Karadeniz'e, sonra güneye açılan kapıdır. Bu yüzdendir ki, Rusya tarih boyunca Kırım'ı Ruslaştırmak, kendi topraklarına katmak için çaba göstermiştir. Yıllar boyunca başta Kırım Tatarları olmak üzere yarımadada etnik temizleme yapmaya yönelik politikalar güdülmüştür.

 

Rusya tarihte birçok kez işgal etmiş olduğu Kırım'ı, 1954 yılında Sovyetler Birliği Yüksek Sovyeti Prezidyumu'nun[1] verdiği bir karar ile Ukrayna'ya bağlamıştır. Bu tarihten tam 60 yıl sonra Kırım'ı tekrar işgal etmek için harekete geçmiştir.

 

Bu makalede; Kırım'ın 2014'teki işgali ve Kırım Tatarlarının son durumu anlatılacaktır. Kırım Tatarlarının tekrar ciddi bir Rus baskısı ile karşı karşıya kalmaları ve milli kimliklerine yönelik saldırılar irdelenecektir. Ayrıca Tatar siyasetçilere yönelik baskılar ve suçlamalar ele alınacaktır.

 

A) Rusya-Kırım İlişkilerinin Kısa Tarihçesi

 

Kırım tarihi boyunca jeopolitik konumundan dolayı, birçok imparatorluk ve devletin ilgisini çekmiş ve farklı devletlerin egemenliği altına girmiştir. 1475-1774 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğuna bağlı olan Kırım Hanlığı, 1774’te Osmanlı-Rusya arasında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin  hakimiyeti altından çıkmış, 1783'te ise Rusya tarafından işgal edilmiştir. Esasen Kırım 1783 yılında Rusya'ya sadece ilhak olunmakla kalmamış, bu ilhak aynı zamanda Kırım Türklerinin yıllarca devam edecek olan esaretlerinin de başlangıç tarihi olmuştur.[2] Bu tarihten sonra Kırım Tatarları hiç bir zaman tam anlamıyla bağımsız olamamıştır.

 

1783 Kırım işgalinden sonra Çarlık Rusya kendisi için çok önemli stratejik bir noktada bulunan Kırım'ı bir an önce Ruslaştırmak istemiştir. Çarlık Rusya Kırım'ı Ruslaştırmak adına birçok politika izlemiştir. Kırım'ı, geçmişte asla Kırım Hanlığı'nın bir parçası olmamış çoğunluğu Rus bölgelerle birleştirmiştir. Tatarlarının sayılarını azaltmak adına buraya birçok Rus, Alman, Ermeni ve Yahudi yerleştirmiştir. Devletin üst kademelerinde Tatarlara yer verilmemiştir. Devletin bu politikaları işe yaramış ve 1854'te Tatarlar 250.000'lik toplam nüfusun sadece 150.000'ine sahip duruma gelmişlerdir.[3] Rus işgalinin hemen ardından Osmanlı'ya göçler başlamış ve  Tatarların bu denli azalmasından sonra Kırım'daki Tatar kültürü büyük bir hasara uğramıştır.

 

Tatarların büyük bir kısmının vatanlarını terk etmesinden sonra bile  Rus devlet adamları geriye kalanları da göndermek adına birçok kez sürgün konusu üzerine tartışmıştır. Ancak bu fikir Çarlık Rusya'sı işgali altındaki Kırım'da hiç bir zaman uygulanmamıştır. Fakat Çarlık Rusya'nın yıkılmasından seneler sonra, 1941-1944 yılları arası Alman işgali altında olan Kırım Tatarlarının bu zaman içerisinde Almanlar ile "işbirliği" içinde olduğu gerekçe gösterilerek, 1944 yılında Sovyet hükümeti tarafından toplu sürgün kararı çıkarılmıştır. Sürgün, 18 Mayıs 1944 tarihinde tüm Kırımlı yerleşim yerlerinde başlamıştır.  [4] Toplamda 193.865 Kırım Tatarı sürgün edilmiştir.  Sürgün edilenlerin çoğu yolculuk sırasında hayatını kaybetmiştir.

 

1954 yılında, Sovyetler Birliği Yüksek Sovyeti Prezidyumu, Kırım bölgesinin Ukrayna'ya bağlanmasına karar vermiştir. Ukrayna, 1991 yılında Kırım'ın özerk statüsünü teyit etmiş ve tüm Kırım Tatarlarının sürgünden dönmesine izin vermiştir.[5]

 

1) Kırım'ın Jeopolitik Konumu ve Rusya İçin Önemi

 

Kırım, Karadeniz'in kuzeyinde bulunan bir yarımadadır. Rusya'nın tarihten bugüne kadar Kırım'a bu denli önem vermesinin sebebi şüphesiz ki, yarımadanın konumudur. Kırım Rusya için Karadeniz'e açılan bir kapıdır. Rusya için en önemli yerlerden biri Kırım'ın Karadeniz kıyısında bulunan Sivastopol Limanı'dır. Bu limanda Rusya'nın en büyük donanması bulunur. Rusya'nın diğer donanması ise Kuzey Buz Denizi'nde yer almaktadır. Ancak Kuzey Buz Denizi yılın 9 ayı donmuş vaziyette olduğu için, kuzey donanmasından çok fazla yararlanamamaktadır. Bu sebepten dolayı Rusya'nın Sivastopol Limanı ve Kırım donanması daha da fazla önem kazanmaktadır.

 Aynı zamanda Kırım, Rusya'nın sıcak denizlere inme politikasını izlemeye devam edebilmesi için ihtiyaç duyduğu bir bölgedir.

 

2) 2014 Kırım Krizi ve Rusya'nın Kırım'ı İlhakı

 

Kırım 1954 senesinde Ukrayna'ya verilmiş olsa da, Moskova 54 sonrası dönemde de  elini hiçbir zaman yarımadadan çekmek istememiştir. 90'lı yılların başında Kırım Cumhurbaşkanı olan Yuriy Meşkov, Rusya yanlısı bir politika izlemeyi tercih etmiştir. Öyle ki; Meşkov bu politikasını neredeyse Kırım'ı Rusya'ya bağlayacak kadar ileri götürmek istemiştir ancak bu amacında başarılı olamamıştır. Meşkov, Kırım'ı Ruslaştırmak için büyük çaba sarf etmiştir. Kırım'ı Moskova saatine geçirmek, para birimini rubleye geçirmek gibi fikirleri Ruslaştırma çabasının bir parçasıdır. Meşkov, 1995 senesinde görevden alınmıştır ancak Rusya'nın Kırım üzerindeki eli hiçbir zaman kesilememiştir.

 

Moskova'nın Ukrayna'nın tamamını kontrol altında tutma çabaları 2010 senesinde Viktor Yanukoviç'in Cumhurbaşkanı seçilmesiyle sonuçlanmıştır. Rusya yanlısı Yanukoviç yönetiminin en ciddi icraatlarından birisi, Yuşçenko iktidarının ülkeden tamamen çıkartmayı düşlediği Karadeniz Filosu'nun Ukrayna topraklarında bulunma süresinin 2042 senesine kadar uzatılmasını öngören Harkov Antlaşması'nı imzalaması olmuştur.[6]

 

Yanukoviç iktidarının Rusya yanlısı politikaları, 2013 senesinde Avrupa Birliği ile serbest ticaret ve derinleştirilmiş ortaklık antlaşmasını rafa kaldırması ile zirveye ulaşmıştır. Bu antlaşmanın rafa kaldırılmasından sonra Kiev'de Batı yanlısı halk sokaklara dökülmüştür. Tüm bu olaylar sonucunda gerek Ukrayna'da gerekse de Kırım'da Rusya'nın baskısı fazlasıyla hissedilmeye başlamıştır.

 

Ukrayna'da durum bu denli karışıkken ve halk sokaklarda protestolara devam ederken, hem muhalif Svoboda Partisi hem de Kırım Tatar Milli Meclisi Rusya'nın Kırım'a yönelik bir takım planları olabileceğini duyurmuştur. Kırım'a yönelik tehditler gittikçe artmaya başlamıştır.

 

2014'ün başlarında Kiev'de durum hala karışıklığını sürdürürken, Kırım'da da Rusya kendini hissettirmektedir. Rusya yanlısı partiler ve örgütler Kırım'da mitingler, gösteriler düzenlemeye başlamıştır. 23 Şubat 2014'te bu mitingler sırasında, Sivastopol Şehir Konseyi binasına Rusya bayrağı asılması, Rusya'nın yarımadayı kendine bağlamakta kararlı olduğunun ilk işaretlerinden biri olmuştur.

 

26  Şubat 2014'te ise Kırım Tatar Milli Meclisi,  Ukrayna'nın t Bu mitinge gelen Kırım Tatarlarının sayısı 12 bine ulaşmıştır. Fakat aynı gün arbedede 2  kişi hayatını kaybetmiş, 30 kişi ise yaralanmıştır. Bu olay karşısında Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubar ve ''Rus Birliği'' lideri Sergey Aksyonov, parlamento önünde toplanan taraftarlarının karşısına birlikte çıkarak herkesi evine dağılmaya çağırmıştır.[7] Böylece o gün daha fazla kan akması engellenmiştir. Bugün, 26 Şubat 2014 tarihinde miting düzenlemek suçu ile birçok Kırım Tatarı ''26 Şubat Davası''ndan  yargılanmaktadır.

 

Aynı gecenin sabahı Rusya Kırım parlamentosunun ve Başbakanlık binalarının işgalini bildirmiştir. İki binaya da Rusya bayrağı takılmıştır. Böylece tüm bu olaylar Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesi ile sonuçlanmıştır.

 

Zaten Kırım'ı işgal etmiş olan Rusya, 16 Mart 2014 tarihinde ,bu işgale ''demokratik'' süsü vermek için, nüfusun çoğunluğunun Rus olduğu Kırım'da sözde bir referandum düzenlemiştir. Nüfusu, Kırım'daki Rus nüfusundan çok daha az olan Tatarlar bu ''sözde referandum''a katılmama kararı almıştır. Yüzde 83 oranında katılım oranının olduğu referandum sonucunda; Kırım'da yüzde 96.77, Sivastopol'de ise  yüzde 95.6 oranında Rusya'ya bağlanmak yönünde oy kullanılmıştır. [8] Referandumun hemen sonrasında Kırım parlamentosu resmen Rusya'ya bağlanma talebini iletmiştir. 17 Nisan 2014 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya'nın Kırım'ı ilhakını onaylayan imzayı atmış ve Kırım resmen Rusya'ya katılmıştır. Kırım'ın resmen Rusya'ya katılmasının hemen ardından Kırım Tatarlarına yönelik baskılar başlamıştır.

 

B) Kırım Tatar Liderlerine Yönelik Baskılar

 

Rusya Kırım'ın işgalinden itibaren Kırım Tatar halkına, Kırım'ın milli liderlerine ve özellikle Kırım Tatar Milli Meclisi'ne yönelik ciddi bir baskı politikası izlemektedir. İşgalden bu güne insan kaçırma olayları artmıştır. KırımTatar Özellikle milli liderlere yönelik ev aramaları, gözaltılar ve tutuklamalar gün geçtikçe artmaktadır. Rusya toplam 32 milli siyasetçiyi tutuklamıştır. Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu, İlmi Umerov, Ahtem Çiygöz ve Ervin İbragimov baskı gören siyasetçilerdendir.

 

Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu: Rusya, işgalden hemen sonra Kırım Tatarlarının manevi lideri olarak kabul edilen Kırımoğlu'na 5 yıl boyunca Kırım'a girme yasağı getirmiştir.

Ayrıca Kırımoğlu cezaevinde tutuklu bulunan oğluna erişimin engellendiğini ve aile avukatına izin verilmediği Rusya mahkemesinin Hayser Cemilev’i savunması için Rus devletin avukat atayacağını belirtmiştir.

 

İlmi Umerov: Umerov, Kırım'ın işgalinden sonra, ilk olarak 21 Mart 2015'te sorguya çağrılmıştır. Bu sorgudan sonra bir kez daha sorguya çağrılan Umerov, 12 Mayıs 2016'da Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) tarafından gözaltına alınmıştır. Bu gözaltı sonrasında Umerov hakkında, Rusya'nın toprak bütünlüğünü bozmaya yönelik çağrılar yaptığı gerekçesi ile ev hapsi kararı verilmiştir. Ev hapsi ile yetinmeyen Rusya 18 Ağustos 2016'da Umerov'u psikiyatri kliniğine kapatmıştır. O sırada sağlık sorunları nedeni ile hastanede yatan Umerov, FSB görevlilerinin zoru ile taburcu edilmiştir. Klinikte çok zor şartlar altında 3 hafta tutulup daha sonra serbest bırakılmıştır. İlmi Umerov psikiyatri kliniğinde geçirdiği üç haftayı ''büyük işkence'' olarak adlandırmıştır.

 

Ahtem Çiygöz: Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz, Rusya soruşturma organları tarafından asayişi bozmaya yönelik toplu eylemleri organize etme şüphesiyle 29 Ocak 2015 tarihinde gözaltına alınmıştır. Bu gözaltı sonrası hakkında 21 günlük tutuklama kararı çıkmış olup, 29 Ocak 2015 tarihinden bu yana tutuklu olarak yargılanmaktadır. Son mahkeme duruşmasında tutukluluk süresi 8 Ocak 2017'ye kadar uzatılmıştır. 6 Mayıs 2015'de hücreye kapatılan Çiygöz için Rusya Federal Cezaevi Servisi’nin Kırım ve Sivastopol Müdürlüğü Basın Servisi Başkanı Alyona Mamutova, “103-F3 sayılı 15.07.1995 tarihli federal yasanın 40. maddesi gereğince tutukevi müdürünün kararı ve sağlık görevlisinin hücrede bulunası ile ilgili raporuna dayanarak Ahtem Çiygöz, tutuklanma rejimini ihlal ettiği için hücreye kapatıldı” şeklinde açıklama yapmıştır. Ayrıca Çiygöz’ün eşi Elmira Ablâlimova Bahçesaray Tarih ve Kültür Milli Parkı’nın Genel Müdürlüğü görevinden alınmıştır.

 

Ervin İbragimov: 24 Mayıs 2016 tarihinden itibaren Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu üyesi Ervin İbragimov'dan haber alınamamaktadır. 25 Mayıs sabahı, Bahçesaray'daki evinin yakınlarında, arabası kapıları açık şekilde bulunan İbragimov'un kaçırılma görüntülerine ulaşılmıştır. Bu görüntülerde Ervin İbragimov’un trafik polisi üniforması giyen kişiler tarafından kaçırıldığı görünmektedir. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı Nariman Celâl, Ervin İbragimov’un 17 Mayıs tarihinde Skoda Octavia arabasını kullanan kimliği belirsiz kişiler tarafından takip edildiğini arkadaşlarına anlattığını bildirmiştir. Rusya İbragimov'un kaçırılması olayı ile ilgili hiçbir yorum yapmamaktadır.  Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin Yönetim Kurulu, üyesi Ervin İbragimov’un kayboluşu hakkında yayınladığı açıklamada, söz konusu olaydan, Kırım’ı işgali altında tutan Rusya Federasyonu’nun sorumlu olduğunu vurgulamıştır.[9] İbragimov, Kırım'da kaçırılan Tatarlardan sadece biridir.

 

1) Kırımın Medya Organlarına ve Gazetecilerine Yönelik Siyasi Baskılar

 

Kırım Tatarlarına yönelik Rusya baskısı her alanda olduğu gibi ''medya'' üzerinde de etkili olmuştur. Kırım Tatar medyası yarımadada yaşanan gelişmelerden çok ağır şekilde etkilenmiştir. Kırım Tatar medya kuruluşlarının Rus mevzuatı uyarınca yayın izni almak üzere Rusya Telekomünikasyon Kontrol İdaresi’ne (Roskomnadzor) yaptıkları başvurular bürokratik sebeplerle geciktirilmekte ve izin başvurularının değerlendirilme süresinin uzatılması fiilî olarak kapatılmaları anlamına gelmektedir. Ayrıca, gazetecilerin sistematik olarak sorgulanmaları ve medya kuruluşlarına yapılan baskınlar ifade özgürlüğünün önemli ölçüde kısıtlandığına işaret etmektedir.[10]

Medya üzerindeki baskılara yönelik en somut örneklerden biri; Kırım Tatarları tarafından en çok izlenen televizyon kanalı olan ATR'ye yayın lisansının çeşitli sebepler bahane edilerek verilmemesidir. Birçok defa yayın lisansı için izne başvuran ATR'ye Rusya tarafından yayın izni verilmemektedir. Kırım Tatar gazetelerinden olan ''Golos Kırıma'' adlı gazeteye yönelik devlet yardımları durdurulmuş, gazeteciler maaşlarını dahi alamayacak duruma getirilmişlerdir.

 

Televizyon kanalları ve gazeteler dışında, telefon, e-posta, Facebook gibi iletişim olanaklarının da devlet tarafından izlendiği bilinmektedir. Örneğin, İnsan Hakları Temas Grubu'nun Yalta Bölge Temsilcisi Emir-Usein Kuku, 2013 senesinde Facebook’ta yazdığı bir yazıda halkları birbirine düşürme suç işlediği gerekçesi ile suçlanmış ve sorgulanmıştır.[11]

Medya ve haberleşme organına yapılan bu baskılar Kırım Tatar gazetecilerine de yapılmaktadır. En çok bilinen haber yayın organlarından biri  olan Kırım Haber Ajansı'nın Genel Koordinatörü İsmet Yükselin, Kırım'a girişi Rusya tarafından yasaklanmıştır.  Sadece Yüksel değil, Kırımlı birçok gazeteci baskı altındadır.

 

Nikolay Semena: Rusya Federal Mali Gözetim Servisi tarafından yayınlanan, Rusya’nın aşırıcı ve terörist listesinde yer alan gazeteci Semena, 19 Nisan 2016 tarihinden bu yana ev hapsinde tutulmaktadır. Beyin cerrahi bölümünde tedavi görmesi için Kiev'e gitmesi gereken gazeteciye, gerekli izinler verilmemektedir.

 

Zair Akadırov: Kırım Tatar gazeteci ve blog yazarı olan Zair Akadırov işgal günlerinden itibaren baskı altında tutulmaktadır. Akadırov 26 Şubat davasından yargılanmaktadır. Daha önce sorguya çağrılan ve  gözaltına alınan gazetecinin evinde de aramalar yapılmıştır.

 

Natalya Kokorina: 13 Mart 2015'te evinde arama yapılıp, gözaltına alınan Kokorina daha sonrasında serbest bırakılmıştır. Kokorina'nın ailesinin bir takım eşyalarına el konulduğu kaydedilmiştir.

 

Anna Andriyevskaya: Kırımlı gazeteci Anna Andriyevskaya, Rusya Federal Mali Gözetim Servisi, tarafından yayınlanan Rusya’nın aşırıcı ve terörist listesinde yer almaktadır. Daha önce evinde arama yapılan ve gözaltına alınan Andriyevskaya, Rusya tarafından baskı altında tutulmaktadır.

 

2) Hizb-ut Tahrir Davası

 

Rusya Kırım Tatarlarını sadece 26 Şubat davasında değil aynı zamanda Hizb-ut Tahrir davasında da yargılamaktadır. 4 Kırımlı Müslüman, Rusya'da faaliyetleri yasak olan terör örgütü Hizb-ut Tahrir'e katılmakla suçlanmıştır. 2014'ten bu yana tutuklu bulunan ve davaları hala devam eden Ruslan Zeytullayev, Nuri Primov, Rüstem Vaitov ve Ferat Sayfullayev davaları boyunca birçok ihlale uğramıştır. Tutuklulardan 3'ünün avukatları tarafından savunması reddedilmiş yani savunmadan mahrum bırakılmıştır. Ayrıca mahkeme duruşması yapılırken açıklık ilkesinin ihlal edildiği Avukat Emil Kurbedinov tarafından tespit edilmiştir.

 

3) Uluslararası Toplumun Bu Baskılar Karşısındaki Tepkisi ve Rusya'nın Tepkiler Karşısındaki Tutumu

 

Uluslararası toplumun Kırım'ın Rusya tarafından ilhakına tepkisi genellikle Rusya'nın aleyhine olmuştur. Kırım'ın ilhakı uluslararası alanda tanınmamıştır.

Kırım'ın sadece Rusya için stratejik bir bölge olduğunu düşünmek yanlış olur. Kırım Karadeniz'in en stratejik noktalarından biri olması sebebi ile tüm dünya ülkeleri için çok önemli bir yarımadadır. Özellikle bu sebebi göz önünde bulunduracak olursak  dış ülkelerin tepkisinin neden Rusya'nın aleyhine olduğu anlaşılacaktır. Dış ülkeler Rusya'ya bu ilhaktan dolayı birçok yaptırım uygulamaktadır.

 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD): Obama yönetimi Kırım'ın ilhakını kınamış ve tanımamıştır. ABD Başkanı Barack Obama bir çok defa Rusya'ya Kırım'ın ilhakını sonlandırması yönünde çağrı yapmıştır. Ayrıca bu ilhak sebebi ile Rusya'ya bir çok yaptırım uygulamaktadır. ABD yaptırımlarından bazıları şu şekildedir;

 

- Herhangi bir ülkede yerleşik ABD kişilerinin Kırım'a yeni bir yatırım yapması,

- ABD'den veya herhangi bir ülkede yerleşik ABD kişisi tarafından doğrudan veya dolaylı olarak Kırım'a ürün, teknoloji veya hizmet ihracatı yapılması,

- ABD'ye Ukrayna'nın Kırım bölgesinden ürün, teknoloji veya hizmet ithalatını,

- herhangi bir ülkede yerleşik bir ABD kişisi veya ABD vatandaşı olmayan kişilerin ABD üzerinden veya ABD vatandaşları aracılığıyla yapacakları finansman, garanti faaliyetleri yasaklanmıştır.[12]

 

Avrupa Birliği (AB): AB yetkilileri Kırım'ın Ukrayna'dan ayrılarak Rusya'ya geçmesini öngören referanduma yönelik ilk açıklamalarını 17 Mart 2014'te yapmıştır. Bu açıklamada; Rus ve Ukraynalı bazı yetkililerin malvarlıklarının dondurulması ve seyahat yasağı getirilmesi gibi bazı yaptırımlar uygulayacakları söylenmiştir. AB'nin Rusya'ya yönelik diğer yaptırımları şu şekildedir;

 

-  Rusya tarafından ilhak edilen Kırım ile her türlü ticaret,

- altyapı yatırımları yapılması, altyapı ile ilgili teknik destek, eğitim, aracılık, inşaat veya mühendislik hizmetleri verilmesi,

-  bu yatırımlara yönelik malzeme ve teknoloji ihracatı yapılması,

-  bu yatırımlara yönelik finans ve sigortacılık hizmetleri verilmesi, kredi sağlanması,

- Kırım ve Sivastopol'da kurulu ve bu sektörlerde faaliyet gösteren firmaların satın alınması,  mevcut ortaklık paylarının artırılması yasaklanmıştır.[13]

 

Türkiye: Türkiye de Kırım'ın Rusya tarafından ilhakını tanımayan ülkeler arasında yer almaktadır. 13 Mayıs 2015'te dönemin Başbaşkanı Ahmet Davutoğlu, NATO Dışişleri Bakanları toplantısı açılış konuşmasında, Kırım'ın ilhakının kabul edilemeyeceğini söylemiştir.

Kırım Tatar Milli Meclis Başkanı Refat Çubar'a Kırım'a giriş yasağı getirilmesinin hemen ardından, 7 Temmuz 2014'te dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun daveti ile Çubar ve Kırımoğlu Türkiye'ye gelmiştir. Davutoğlu, Kırımoğlu ve Çubar Ukrayna'daki son durum ve Kırım'da yaşanan gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunmuştur.

Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu ilhak sonrasında birçok defa Türkiye'yi ziyaret etmiştir. Son ziyaretini 29-30 Ağustos 2016 tarihinde yapan Kırımoğlu, iki günlük ziyaret çerçevesinde Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Serdar Çam, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ile görüşmüştür. Ayrıca Türkiye’nin eski Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nu ziyaret etmiştir. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu Türkiye’nin Rusya ile uzlaşmasına yönelik atılan bazı adımların Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne desteği, Kırım’ın işgalini tanımamayı ve Kırım Tatarlarının özgürlükleri için verdikleri adil mücadelelerini destekleyen ilkesel tutumu hiçbir şekilde etkilemeyeceği hususunda temin etmiştir. [14] 

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise bu kendisine yönelik bu tepkilere ve yaptırımlara yanıt olarak; bu yaptırımların Rusya Devletinin kararını değiştiremeyeceğini açıklamıştır. Ayrıca referandumun ve ilhakın uluslararası düzeyde tanınmamasının Rusya için hiçbir önem teşkil etmediği Rusya Devlet Başkanı sözcüsü Dmitriy Peşkov tarafından açıklanmıştır.

 

4) Kırım Diasporasının Bu Baskılar Karşısındaki Tutumu

 

Diaspora bir ulus ya da inanç  mensuplarının ana yurtlarından  koparak başka yerlerde azınlık olarak yaşamaları anlamına gelmektedir. Kırım Tatar diasporası da bir çok ülkede faaliyet göstermektedir.

 

Türkiye: Kırım diasporası, Türkiye'de Kırım Tatar Derneği aracılığı ile faaliyet göstermektedir. Kırım Tatar Derneği ilhaka ve Rusya baskısına yönelik faaliyetlerde bulunmuştur. Kırım Tatar genel merkezinin faaliyet raporlarına göre;

22 Şubat 2014’te Genel Merkezimiz Ukrayna’da yaşanan gelişmelere yönelik olarak 8 dile çevrilen bir bildiri yayınlayarak olayları kınamıştır.

 

26 Şubat 2014’ten itibaren Vatan Kırım’da meydana gelen olayları anlık takip etmek üzere oluşturulan Enformasyon ve Kriz masası, gelişmeleri anında değerlendirerek Kırım’dan alınan her türlü haberi teyit ettikten sonra kamuoyu ile paylaşmaya başlamıştır.

 

2 Mart Pazar, saat 14.00’da Ankara Kızılay/Güven Park’ta “Türkiye Kırım’a Ses Ver!” mitingi gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce katılımcı ile düzenlenen organizasyona halkın ilgisi de büyük olmuştur. Ayrıca Bursa, İstanbul, Kocaeli, Edirne, Gebze, Manavgat, Çatalca şubelerimiz ve Ordu temsilciliğimiz tarafından mitingler düzenlenmiştir. Avrupa’da yapılan mitinglere de bayrak yardımı yapılmıştır.[15]

 

Kırım Tatarlarının en büyük diasporasının bulunduğu Türkiye’de mevcut 42 Kırım Tatar teşkilatı genel merkezimizin ev sahipliğinde 8 Şubat 2015 tarihinde Ankara’da bir araya gelmiştir. Toplantı sonrasında 5 dilde bir sonuç bildirisi yayınlanmıştır.[16]

 

Kırım diasporası dernekler aracılığı ile yaptığı bu gibi faaliyetler dışında, diğer ülkelerde de farklı şekillerde faaliyet göstermektedir.

 

Ukrayna: Ukrayna'da yaşayan Kırımlılar ve Kırım'ı terk etmek zorunda kalan mülteciler Rusya’nın Ukrayna’daki büyükelçiliği önünde protesto eylemi düzenlemiştir. Katılımcılar ellerinde “Kırım, Ukrayna’nın toprağı”, “İşgalciler, Kırım’dan defolun” ve “Yalta, Kırım - Ukrayna” pankartları tutmuştur.

 

Ukrayna'da, Ukrayna halkı ile beraber  Kırımlı ve Ukraynalı tutukluların serbest bırakılmasına yönelik ''LetMyPeopleGo'' adlı, kampanyayı yürütmektedirler. ''LetMyPeopleGo'' aynı zamanda sosyal medyada da yürüttükleri bir kampanyadır. Bu kampanya dışında  sosyal medyadan ''#RusyaKırımdanEliniÇek'' gibi çeşitli etiketlerle tüm dünyada seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar.

 

Romanya: Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği (RMTTDB), Kırım'daki  kardeşlerinin yanında olduklarını göstermek amacıyla, Rusya Federasyonu Köstence Başkonsolosluğu’nun önünde protesto düzenlemiştir. İnsan Hakları Günü vesilesiyle düzenlenen eylem, Kırım’daki Tatarların durumu hakkında yeniden dikkat çekmek amacı taşımaktadır. Bu vesile ile RMTTDB temsilcileri Rusya Federasyonu Köstence Başkonsolosluğu’na Tatarların tarihini ve şu an talep ettikleri haklar ile ilgili bir mektup bırakılmıştır. Aynı mektup Rusya Federasyonu, Türkiye, Ukrayna ve ABD’nin Bükreş büyükelçiliklerine de gönderilmiştir.[17]

 

C) Değerlendirme

 

Rusya tarihten bu güne Kırım'ı Karadeniz'e açılan bir kapı olarak görmüştür ve bu yüzdendir ki, elini hiçbir zaman Kırım'ın üzerinden çekmemiştir. Tarih boyunca ve özellikle 1944 Kırım Tatar Sürgünü sırasında izlediği Kırım'ı Ruslaştırma politikası, 2014 Kırım İlhakı'nda tekrar kendini göstermiştir.

 

Kırım'ı kendi topraklarına katmak isteyen Rusya, 2014 yılında Ukrayna'da çıkan karışıklıkları fırsat olarak değerlendirmiş ve Kırım'ı işgal etmiştir. Kırım'ın ilhakından sonra yarımadayı Ruslaştırmak amacı ile Kırım Tatarlarını çeşitli baskılarla topraklarından uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Bu baskılar özellikle Kırım Tatarlarının milli liderlerine, basın yayın organlarına ve gazetecilerine uygulanmaktadır.

 

Rusya, işgalden sonra ''sözde'' bir referandum ile yarımadayı kendi topraklarına katmıştır. Kesinlikle demokratik olmayan bu referandum uluslararası alanda tanınmamıştır. Dış ülkeler ilhaktan dolayı Rusya'ya birçok yaptırım uyguladıysa da, Moskova kararından dönmemiştir. Günümüzde Tatarlara yönelik baskıları yoğun bir şekilde devam etmektedir. Ne olursa olsun Kırım Tatarları ''Vatan, Millet, Kırım'' demekten vazgeçmemiştir.

 


[1]  Yüksek Sovyet Meclisi tarafından seçilen, Yüksek Sovyet'e bağlı yürütme komitesidir.

[2] Doç. Dr. M. Metin Hülagü, ''Kırım Hanlığının Kuruluşu ve Türk-Rus İlişkilerindeki Yeri (1441–1783)'', Erciyes Üniversitesi, 2004, s. 21. http://www.metinhulagu.com/images/dosyalar/20120302155532_0.pdf, (01 Eylül 2016).

[3] M. Akif Kireçci ve Selim Tezcan, ''Kırım'ın Kısa Tarihi'', Ahmet Yesevi Üniversitesi, 2015, s. 35. http://www.ayu.edu.tr/static/kitaplar/kirimin_kisa_tarihi.pdf,  (02 Eylül 2016).

[4]  ''Kırım Tatar Sürgünü'', https://tr.wikipedia.org/wiki/Kırım_Tatar_Sürgünü, (02 Eylül 2016).

[5]  ''Kırım Özerk Cumhuriyeti'', https://tr.wikipedia.org/wiki/Kırım_Özerk_Cumhuriyeti, (02 Eylül 2016).

[6] Gönül Şamilkızı, ''Büyük Savaşın Kurbanı Kırım'',  Ankara: EPAMAT Basın Yayın,  2016,  s. 35.

[7]    Şamilkızı, a.g.e,  s. 22.

[8] news.bigmir.net, ''В России назвали настоящие результаты референдума в Крымy'', 2014, http://news.bigmir.net/world/813141-V-Rossii-nazvali-nastojacshie-rezul-taty-referenduma-v-Krymu, (18 Ekim 2016).

[9] Kırım Haber Ajansı, ''İbragimov Nerede?'', http://qha.com.ua/tr/toplum/ervin-ibragimov-nerede/148443/,  (27 Eylül 2016).

[10] Kırım Raporu, ''Rusya Federasyonu’nun Kırım’ı İlhakı Sonrasında Kırım Tatarlarının Durumu'', 2015, s. 17. http://qha.com.ua/upload/2015/12/16/kirim_raporu_tr_2.pdf,  (29 Eylül 2016).

[11] Kırım Raporu, ''Rusya Federasyonu’nun Kırım’ı İlhakı Sonrasında Kırım Tatarlarının Durumu'', 2015, s. 18. http://qha.com.ua/upload/2015/12/16/kirim_raporu_tr_2.pdf,  (29 Eylül 2016).

[12] Procompliance.net, ''ABD ve AB'nin Kırım Bölgesine Uyguladığı Yaptırımlar'', 2016, http://procompliance.net/abd-ve-abnin-ukraynanin-kirim-bolgesine-uyguladigi-yaptirimlar/?upm_export=print, (02 Ekim 2016). 

[13] Procompliance.net, ''ABD ve AB'nin Kırım Bölgesine Uyguladığı Yaptırımlar'', 2016, http://procompliance.net/abd-ve-abnin-ukraynanin-kirim-bolgesine-uyguladigi-yaptirimlar/?upm_export=print, (02 Ekim 2016). 

[14]  Kırım Haber Ajansı, ''Kırımoğlu Türkiyeyi Ziyaret Etti'', http://qha.com.ua/tr/toplum/kirimoglu-turkiye-yi-ziyaret-etti/148647/,  (05 Ekim 2016)

[15]  Kırım Tatar Derneği, ''2014 Yılı Faaliyet Raporu'', http://www.kirimdernegi.org.tr/sayfa1.asp?id=1281, (03 Ekim 2016).

[16]  Kırım Tatar Derneği, ''2015 Yılı  Faaliyet Raporu'',  http://www.kirimdernegi.org.tr/sayfa1.asp?id=1287, (03 Ekim 2016).

[17] Kırım Haber Ajansı, ''Romanya'daki Tatarlar Kırım'daki Kardeşlerinin Yanındalar'', http://qha.com.ua/tr/toplum/romanya-daki-tatarlar-kirim-daki-kardeslerinin-yanindalar/141256/,  (06 Ekim 2016). 

 

 

http://www.turksam.org/tr/genc-turksam-detay/1323-soy-kirim-tatarlari
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 1586 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)