Genç Türksam | 14 Eylül 2017

|

Türkiye ve Katar... Kötü Gün Dostu mu? Ticari Ortak mı?



Beyza Şahin 

TÜRKSAM 2017 Ağustos Ayı Stajyeri

 

Katar dış politikası, Katar’ın bağımsızlığını elde etmesiyle birlikte önemli değişim süreçleri geçirmiştir. 1995’te Şeyh Hamad bin Halife El Tani’nin başa geçmesi, ardından 2013’te Şeyh Hamim Bin Hamad El Tani’nin görevi devralması bu sürecin önemli noktaları olmuştur. Arap coğrafyasını kasıp kavuran ve Arap Baharı adı verilen sosyo-politik dönüşüm sürecinde, finansal kaynaklarını ve Al Jazeera kanalını önemli bir siyasi araç olarak kullanan Katar, izlediği aktif dış politikayla bölgesinde önemli bir aktör olarak belirmiştir.

 

Katar’ın doğulu kimliğinin yanı sıra Batılı ülkelerle yaptığı uluslararası işbirlikleri ve üstlendiği arabuluculuk rolüyle çok kutuplu bir denge politikası yürüttüğünü söylemek mümkündür. Ancak Katar’ın bu süreç içerisinde ön plana çıkması komşu ve akraba Arap ülkelerinde içten içe bir kıskançlığa ve Katar’ın elindeki Al Jazeera gibi önemli medya araçlarını da kendilerine yönelik bir tehdit olarak algılamalarına neden olmuştur. Bu şartlar çerçevesinde Katar yakın çevresinde yaşadığı sorunları orta-yakın kuşak ülkeleri ile çeşitli işbirliği ve ittifaklar kurarak aşma yoluna gitmiştir. Türkiye bu noktada Katar için ideal bir partner ve müttefik olarak ortaya çıkmıştır.

 

Katar – Türkiye ilişkileri bölgesel ve kültürel yakınlıklarının yanında 2000’li yılların başından beri siyasi ve iktisadi işbirliğine evrilmiştir. Bu işbirliği 2010’dan sonra bölgedeki değişimler ile birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. İkili ilişkilerde bölgedeki çeşitli konularda ortak paydada buluşmaları önemli bir rol oynamıştır. Bu süreci incelerken Katar-Türkiye ilişkileri başlığının altında Katar Şeyhliği ile Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) hükümetinin önde gelen erklerinin kurduğu yakın münasebetleri göz ardı etmemek daha doğru olacaktır. Özellikle, 2013 yılından sonra artan karşılıklı ziyaretler bu münasebetlerin önemli göstergelerindendir. Öyle ki, ülke liderleri ziyaretleri sırasında birbirlerine “kardeşim” diye hitap etmektedirler.

 

Bu sürecin paralelinde Katar, Türkiye’de “önemli” yatırımlara imza atmıştır. Sanayi, enerji, medya, finans, inşaat gibi birçok sektörde Katar sermayesinin gelişen varlığı söz konusudur. Gelişen ticari ilişkiler ile birlikte Katar, Türkiye’nin sıcak para kaynaklarından biri haline gelmiş ve Türkiye gündeminde adından sıkça söz ettirir olmuştur.

 

Bu çalışmada iki ülkenin ilişkilerinin gelişim süreci ve temelinde yatan nedenler incelenecektir. Körfez Krizi, Türkiye’nin bu krizdeki duruşu ve nedenleri ele alınacaktır. Katar ve Türkiye’nin ticari ilişkileri incelenecek, bu bağlamda ithalat - ihracat rakamları, yapılan yatırımlar araştırılacaktır. Katar’ın Türkiye ekonomisindeki rolünün daha iyi anlaşılması adına dış ticaret istatistikleri oranlar bazında sunulacaktır.

 

1.Katar – Türkiye İlişkilerinin Gelişimi

 

1.1.Katar’ın Dış Politikasının Değişim Süreci

 

Katar dış politikası, 1971’de Katar’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından yeni bir çehreye bürünmüştür. Katar bu dönemden itibaren petrol ve doğalgaz rezervlerini yatırımlarla zenginliğe dönüştürmeyi başarmış ve ekonomik gücünü dış politikada etkili bir şekilde kullanmıştır. 1972’de Birleşmiş Milletler’e (BM) ve Arap Birliği’ne katılmış, 1981 yılında Türkiye’yi de stratejik bir ortak olarak gören Arap Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) kurulmasında öncü bir rol oynamıştır. İran ve Suudi Arabistan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İsrail ve öte yandan Hamas gibi birbirlerine rakip olan küresel aktörler ile kurduğu ilişkiler ve üstlendiği arabuluculuk rolüyle, aktif dış politikası bölge ülkelerinden ayrışan bir duruş çizmesine neden olmuştur. 1995’te Şeyh Hamad bin Halife El Tani’nin yönetimi devralmasıyla Katar’ın –kısmi- modernleşme ve demokratikleşme adına ilk adımları atılmıştır. 1996 yılında kurulan Al Jazeera Ortadoğu’nun en etkili yayın kuruluşu haline gelmiştir.  Katar, bölge ülkelerinden farklı olarak sadece petrol zenginliğiyle var olmayı reddedip uluslararası platformda birçok sektörde yatırıma imza atmıştır. Ardından Arap Baharı süreciyle Katar, uzlaştırıcı bir arabulucudan aktif bir destekçi profiline bürünmüştür. Arap Baharı ve sonrasında 2013 yılında Şeyh Hamad Bin Halife Al Sani’nin emirliğe gelmesi Katar dış politikasının önemli kademeleri olmuşlardır. Bu noktalardan sonra Katar – Türkiye ilişkileri de hızlı bir gelişim sürecine girmiştir.

 

1.2.İlişkilerde Bir Katalizör Etkisi: Arap Baharı

 

Katar – Türkiye ilişkilerinde, Arap dünyasını etkisi altına alan Arap Baharı kuşkusuz en büyük dönüm noktası olmuştur. Aralık 2010'da Tunus’ta başlayan "Arap Baharı" protestoları ile birlikte, bölgenin siyaset sahnesi de tarihi bir değişim içine girmiştir. Ortadoğu’da baskıcı, diktatör rejimlere karşı özgürleşme hareketi olarak başlayan protestolar Suriye, Libya ve Yemen gibi ülkelerde uzun süreli ve yıkıcı iç savaş durumuna dönüşen halk hareketlerine evirilmiş, Katar ve Türkiye’nin dış politikalarını da şekillendirmiştir.

 

Katar’ın, Libya ve Suriye krizlerinde otoriter rejimlere karşı mücadele eden gruplara destek vermesi yönüyle, Türkiye’nin dış politikasıyla benzeştiğini söylemek mümkündür. İki ülke de Mısır’da Hüsnü Mübarek’i devirmeye çalışan kitlelere ve paralelinde Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden sonra Mısır idaresine ağırlığını koyan Müslüman Kardeşler’e destek vermiş ve Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin gerçekleştirilen askeri darbeyle iktidardan uzaklaştırılmasını şiddetle kınamıştır. Suriye’de Esad rejimine karşı savaşan muhaliflere destek vermişlerdir. Katar ve Türkiye’nin benzer tutumlar benimsediği bir diğer coğrafya ise Filistin olmuştur. Hamas ile El Fetih arasında arabuluculuk rolü üstlenmişler ve bu hareketlerin destekçisi olmuşlardır.

 

Arap Baharı sonrasında Katar’ın bölge ülkeleriyle ilişkileri inişli çıkışlı seyretse de genel çerçevede Katar, bölge ülkelerinin tepkisini üzerine çekmiş ve bölgede yalnızlaşmıştır. Bu noktada, özellikle de 2013’te Katar emiri El-Tani’nin yönetimi devralmasıyla, onunla benzer dış politikada seyreden Türkiye ile liderlerin “kara gün dostluğu” olarak tanımladığı, hızla ivme kazanan partnerliği sahneye çıkmıştır.

 

1.3.Türk Dış Politikası ve Katar

 

AK Parti’nin iktidara gelmesi ve Ahmet Davutoğlu’nun önce danışmanlık ardından dışişleri bakanlığıyla dış politikaya yön vermesi, Türk dış politikasında yeni bir hareketlilik başlatmıştır. Bu hareketlilik Davutoğlu’nun stratejik derinlik yaklaşımında teorik bir temel bulmuştur. Yeni Ortadoğu yaklaşımı, eskinin bölgeden uzak durma ya da bölgeye Batı adına yaklaşma politikasından uzaklaşarak, komşularla sıfır sorun ve diyalog hedefi çerçevesinde her alanda ilişkileri geliştirmek, bölge ülkeleriyle ilişkileri stratejik üstünlük ve artı değer haline getirmek temellerine dayandırılmıştır. Sert güç unsurları yerine, yumuşak güç unsurlarına başvuran Türkiye, bölge genelinde, sosyo-ekonomik ve siyasi prestijini arttırmaya ve bölgesel örgütler (Arap Ligi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Körfez İşbirliği Konseyi gibi) ile yakın ilişkiler kurmaya gayret göstermiştir.

 

Arap Baharı sürecinde Türk dış politikasının Sünni merkezli bir eksene oturması sonucunda Orta Doğu’da Türkiye’nin müttefiklerinden ziyade, AKP’nin politik müttefikleri zemininde bir dış politika izlendiği görülmektedir. Katar bu noktada Türkiye için önemli bir müttefik olarak ortaya çıkmış aynı zamanda Türkiye’nin bölgede liderlik emelleri doğrultusunda önemli bir partner, yumuşak güç alanını genişletmesi adına da potansiyel bir aracı olarak görülmüştür. Türkiye bu paralelde Katar ile ilişkilerini iktisadi anlamda da geliştirme yoluna gitmiştir. İlerleyen süreçte ekonomik işbirliği adına adımlar atılmaya başlanmış ve Katar, Türkiye için öncelikli ülkelerden birisi olarak belirlenmiştir

 

2.Türkiye’nin Yeni Ortadoğu Politikasında Katar

 

2.1. Askeri - Ekonomik Siyasi - İlişkiler

 

Türkiye bölgedeki önemli partnerlerinden Katar'la ilişki ve işbirliğini, siyasi ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda en üst düzeye yükseltmeyi hedeflemekte, özellikle son yıllarda bu yönde birçok adım atmaktadır. Bu bağlamda, “derinleşerek” gelişen ilişkilerinin paralelinde ülkeler arasında karşılıklı her düzeyde ve her alanda ziyaret trafiği de yoğunluk kazanmıştır. Katar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın göreve geldikten sonra ziyaret ettiği 3. ülke olmuştur. Tabi ki bu ziyaretin öncesi ve sonrasında iki ülkenin liderleri başta olmak üzere farklı seviyelerde farklı temsilcileri defalarca karşılıklı ziyaretlerde bulunmuş ve bu ziyaretler kapsamında birçok mutabakat ve anlaşmaya imza atılmıştır.

 

İki ülke arasında 2002 öncesinde imzalanmış başlıca anlaşma ve protokoller şöyledir:[1]

-Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşması 11 Mart 1985

-Hava Ulaştırması Anlaşması 3 Mayıs 1990

-Ekonomik ve Teknik İşbirliği Karma Komisyonu (KEK) I. Dönem Toplantısı, Doha 18-20 Mayıs 1991

-Ekonomik ve Teknik İşbirliği Karma Komisyonu (KEK) II. Dönem Toplantısı, Ankara 21-22 Ekim 2001

-Yatırımların Karşılıklı Korunması ve Teşviki Anlaşması 25 Aralık 2001

-Çifte Vergilendirme Önleme Anlaşması 25 Aralık 2001

-Ekonomik ve Teknik İşbirliği Karma Komisyonu (KEK) III. Dönem Toplantısı Tutanağı, İstanbul 19-21 Kasım 2006

 

Bu anlaşmalardan Yatırımların Karşılıklı Korunması ve Teşviki Anlaşması ile Çifte Vergilendirme Önleme Anlaşması, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 2008 yılında Katar’a yaptığı ziyaretle yürürlüğe girmiştir. Bu anlaşmaların yanında KİK ile Türkiye arasında Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması için müzakere süreci devam etmektedir.[2]

 

Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı sıfatıyla 2014’de Katar’a gerçekleştirdiği ilk ziyarette Türkiye ile Katar arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) kurulması konusunda anlaşmaya varılmıştır.[3] Katar Emirinin hemen sonra Aralık 2014’te Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaret ile de YDSK kurulmasına ilişkin anlaşma resmi olarak imzalanmıştır. Ayrıca iki devlet arasında “Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK), Katar’a askerî birlik konuşlandırma; taraflara ortak askerî tatbikat ve eğitim programı gerçekleştirme ve birbirlerinin her türlü askerî tesis, birlik ve kamplarından ayrıca hava sahasından yararlanma hakkını” veren askerî iş birliği anlaşması imzalanmıştır.[4] Bu anlaşmanın ardından Katar’daki Türk askeri üssünün yapımına başlanmış ve Ekim 2015’te iki ülkenin düzenleyeceği ilk ortak askeri tatbikat çerçevesinde ilk defa Katar’a askerimiz konuşlandırılmıştır.[5] Üsteki asker sayısının 3 bine çıkarılması hedeflenmektedir.

 

YDSK iki ülke arasındaki işbirliği açısından önemli bir adım olmuştur. İlki Aralık 2015’te Doha’da ikincisi Aralık 2016’da Trabzon’da olmak üzere iki YDSK toplantısı gerçekleştirilmiştir. Bu toplantılar kapsamında enerji, turizm, inşaat, savunma, eğitim, güvenlik gibi çeşitli alanlarda 30 anlaşmaya imza atılmış ve ortak bildiriler yayınlanmıştır.[6] Bu anlaşmalar arasında Katar iç güvenlik güçlerinin Türkiye tarafından eğitilmesi ve karşılıklı vizelerin kaldırılması ön plana çıkan anlaşmalar olmuştur. Trabzon’da gerçekleşen toplantıda Katarlı QNB’nin sponsoru olduğu Trabzonspor’un stat açılışında ağırlanması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Katar emiri ve heyetine helikopter ile Trabzon’u tanıtması dikkat çeken noktalar olmuştur.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2017 Şubatında Katar’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Katar için, ilişkilerin boyutunu vurgulayan “kara gün dostu” ifadesini kullanmıştır. Türkiye ile Katar'ın bu derece yakın işbirliği içinde olmasının bölgenin geleceği açısından çok önemli olduğunu dile getirirken, iki ülke arasındaki karşılık siyasi ve stratejik güven duygusuna vurgu yapmıştır.[7]

 

Katar’la ilişkilerimizin bir boyutunu Katar’ın da üyesi olduğu KİK ile işbirliğimiz oluşturmaktadır. Bu çerçevede, KİK’le ülkemiz arasında mevcut Yüksek Düzeyli Stratejik Diyalog mekanizması, Katar’la ikili ve bölgesel konulardaki işbirliği için platform oluşturmaktadır.[8]

 

2.2.Katar Krizi ve Türkiye’nin Pozisyonunu Etkileyen Faktörler

 

2.2.1. Kriz ve Sebepleri

 

Ortadoğu’nun son derece kaygan diplomatik zemini patlak veren Katar krizi ile bir kez daha sarsılmıştır. Suudi Arabistan ve BAE’nin başını çektiği 7 ülke, Katar’ı “Ortadoğu’da terörizme destek vermek” ile suçlayarak diplomatik ilişkilerini kestiklerini açıklamışlar ve Katar’ı boykot edip hem karadan hem havadan ablukaya almışlardır. Katarlı diplomatlardan ülkelerini terk etmelerini istemişler ve 13 maddelik bir talep listesi yayınlamışlardır. Bu talep listesinde Türkiye’nin Katar’daki askeri üssünün kapatılması, İran’la ilişkilerin kesilmesi ve muhafazakâr komşularını rahatsız eden Al Jazeera kanalını kapatması gibi maddeler dikkat çekmiştir. Katar ise talep listesini kabul edilemez bulduğunu açıklamış ve teröre destek iddialarını yalanlamıştır. Süreç boyunca ülkeler arasında zaman zaman yumuşamaya yönelik adımlar atılmış olsa da krizin çözümden uzak olduğunu söylemek mümkündür. Bu krizin nedenleri sorgulanacak olursa aslında birçok boyutu olduğu görülecektir. Körfez ülkelerinin Katar dış politikasını Suudi Arabistan çizgisine getirme istekleri, Al Jazeera kanalını kullanarak birçoğunun terör eylemi olarak kabul ettiği olayları savunan görüşler yayınlaması, Mısır’ın terör örgütü ilan ettiği Müslüman Kardeşler’e Katar’ın verdiği destek, Gazze’de Hamas, Suriye ve Libya’da çeşitli İslamcı örgütlere verilen destek bu nedenler arasında sayılabilir. Ayrıca Körfez’de yıllardır süregelen rekabeti de göz ardı etmemek gerekir. İncelenmesi gereken asıl kısım ise krizin ABD boyutu olmalıdır.

 

2.2.2. ABD Boyutu

 

ABD Başkanı Donald Trump’ın mayıs ayı sonunda gerçekleştirdiği Riyad ziyaretinde çekilen Trump, Sisi ve Suudi Kral Selman’ın yan yana fotoğrafı ve tam da bu sıralarda Katar resmi Haber Ajansı’ndan yayınlanan Katar Emiri’nin İran yanlısı açıklamaları üstüne patlak veren kriz, gerçek çehreyi aslında gözler önüne sermektedir. Öyle ki, Trump’ın göreve gelir gelmez İran’ı teröre destek veren bir numaralı devlet ilan etmiştir ve Katar’ın İran ile ilişkilerini enerji işbirliği paralelinde geliştirmeye çalıştığı malumdur. Trump, kriz ve sonrasında sosyal medyasından yaptığı açıklamalarla krizdeki rolünü açıkça belli etmiştir.[9] Süreç boyunca ABD’nin tutumu değişiklik göstermiş, abluka ülkelerinin yanında yer alırken arabulucu açıklamalara evirilmiştir. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Körfez turu düzenlemiş Katar ziyareti sırasında Katar ile ABD arasında terör ve finansmanıyla mücadele anlaşması imzalanmıştır. Katar’ın ABD ile 12 milyar dolarlık savaş uçağı alım anlaşması imzalaması, iki ülkenin ortak askeri tatbikat düzenlemesi ve ABD’den gelen abluka ülkelerinin süreçteki eylemlerini sorgulayan açıklamalar bu tutum değişikliklerinin en büyük göstergesi olmuştur.[10] Tüm bunlardan anlaşılmaktadır ki, kriz Batı’nın Ortadoğu sermayesi üzerindeki politikalarının ve bölge ülkelerinin taht kavgalarının sonuçlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

2.2.3. Türkiye’nin Krizdeki Tutumu

 

Türkiye’nin yeni Ortadoğu politikası ile birlikte bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmayı hedefleyen bir profil oluşturmasına rağmen geçmişe bakıldığında bölgesel sorunlarda taraf olmaktan kaçınmamıştır. Yine bu krizde de görmekteyiz ki, Türkiye ilk andan itibaren açıkça Katar’ın yanında taraf olmuştur. Yetkililer Türkiye’nin Katar’a her türlü yardım yapmaya hazır olduğunu belirtmiş ve abluka altındaki Katar’a tonlarca gıda yardımı gönderilmiştir. Yine krizin patlak vermesinin ardından Katar’da üs kurulmasına olanak sağlayan kanunu acil olarak TBMM’den geçirdikten sonra Katar’a asker sevkiyatına başlanmış ve TSK birlikleri Katar’da konuşlandırılmıştır. Üsteki Türk birlikleri Katar’la ortak askeri tatbikat gerçekleştirmiştir.[11] Türkiye’nin taraf olma yolunda attığı bu askeri adım kimi uzmanlar tarafından olası bir savaş durumuna hazırlık, kimi uzmanlar tarafındansa siyasi bir tarafgirlik, gövde gösterisi olarak değerlendirilmektedir. Türkiye’nin Katar ile yürüttüğü iyi ilişkilerin stratejik partnerliğin yanında aynı politikayı güttüğü diğer Körfez ülkelerine, özellikle ekonomik olarak çok daha fazla işbirliği içerisinde olduğu Suudi Arabistan’a karşı neden taraf olduğu sorusu akıllara gelmektedir. Bu noktada Katar’ın Türkiye’de yapmış olduğu spesifik ve stratejik yatırımları incelemek daha doğru olacaktır.

 

3. Türk Ekonomisinde Katar

 

335 milyar doları bulan yatırım tutarıyla Katar, dünyanın en büyük 14. yatırımcı ülkesi konumundadır. Dünya petrol rezervlerinde 14. sırada olan Katar, doğal gaz rezervleri sıralamasında ise 3. konumdadır. Katar, kişi başına düşen milli geliri bakımından dünyanın en zengin ülkesidir. Tüm bu zenginlikleriyle birlikte Katar, küçük bir Körfez ülkesi olmasına rağmen sermayesiyle tüm dünya ülkelerinin ilgisini çekmektedir. Türkiye de bu ülkeler arasında yerini almış bulunmaktadır. Bu başlıkta Katar ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler incelenecektir.

 

3.1.Türkiye - Katar Dış Ticareti

 

2000-2017 yılları arasında Türkiye – Katar Dış Ticaret Göstergeleri (ABD Doları, 1000) aşağıdaki tabloda aktarılmıştır.

 

YIL

İHRACAT

İTHALAT

HACİM

DENGE

2000

9.963

11.312

21.276

-1.349

2001

8.401

5.778

14.180

2.623

2002

15.572

10.659

26.231

4.913

2003

15.688

8.310

23.998

7.377

2004

35.026

17.727

52.753

17.299

2005

82.045

50.724

132.770

31.320

2006

342.146

66.410

408.557

275.736

2007

449.962

29.643

479.605

420.319

2008

1.074.012

159.352

1.233.365

914.659

2009

289.363

85.652

375.015

203.710

2010

162.549

177.046

339.595

-14.496

2011

188.137

670.325

858.463

-482.187

2012

257.491

466.498

723.989

-209.007

2013

244.077  

373.923

597.942

-129.904

2014

344.806

394.552

739.358

-49.746

2015

423.568

360.978

784.546

62.590

2016

439.149

271.083

710.233

168.066

2017*

223.926

127.715

351.641

96.211

*TÜİK Ocak–Haziran Ayı Verileri

 

Türkiye ve Katar arasında ikili ticaret hacmi son yıllarda artış göstermiştir. Artışın en önemli nedeni inşaat demiri ihracatıdır. İki ülke arasında son 17 yılda 7,8 milyar dolar civarında bir ticaret hacmi elde edilmiştir. 2008 yılında ihracatın yüzde 74’ü demir-çelik, yüzde 65’i ise inşaat demiridir. 2008 yılında Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacmi 1,2 milyar dolar olarak kaydedilmiştir. 2009 yılında ticaret hacmi 375 milyon dolara gerilemiştir. 2010 ve 2011 yıllarında Türkiye, Katar’a yönelik olarak ithalat fazlası vermeye başlamıştır. 2012 yılında Katar’a olan ihracat yüzde 37 oranında artmış, 2013 yılında yüzde 5 azalarak 244 milyon dolar olmuştur. 2014 yılında da Katar’a olan ihracattaki artış devam etmiş ve yüzde 41’lik bir artış göstermiştir. 2015 yılında ise ticaret hacmi 785 milyon dolara yükselmiştir. 2016 yılında ise yüzde 4 artarak 439 milyon dolar, dış ticaret hacmimizde 710 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılında Katar’a olan ihracatımız ani bir düşüşle karşılaşıp bir önceki yıla göre yüzde 73 azalmıştır. Bunun en önemli nedeni Katar’ın inşaat demiri ithalatını durdurmuş olması olarak değerlendirilmiştir.  Bu düşüş 2010 yılında da devam etmiş ve yüzde 43 oranında azalmıştır. Bir sonraki yılda ise yüzde 16 artarak 188 milyon dolar, 2012 yılında da yüzde 37 artarak 257 milyon dolar olmuş ancak 2013 yılında yüzde 5 azalarak 244 milyon dolar olmuştur. Söz konusu azalış ağırlıklı olarak kablo ve teller ile transformatör ihracatımızdaki düşüşten kaynaklanmıştır. 2014 yılında ise yüzde 41 artmış 345 milyon dolar olmuştur. 2015 yılında ise Katar’a olan ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 22 artarak 424 milyon dolar, 2016 yılında yüzde 4 artarak 430 milyon dolar olmuştur[12]. 2017 yılının ilk yarısında ihracat rakamları 223 milyon doları göstermektedir ve toplam ihracatımızdaki payı yüzde 0,29’dur.

 

Katar’ın toplam dış ticaretimizdeki payına göz atmak için son 4 yılı incelersek aşağıdaki verilere ulaşılacaktır;

-Katar, 2014, 2015, 2016 yıllarında ve 2017 yılının ilk yarısında sırasıyla en çok ihracat yaptığımız ülkeler arasında 62, 55, 53 ve 54. sıralarda kendine yer bulmuştur.

-İthalatta 2014 ve 2015 yıllarında 53. 2016’da 61. ve 2017 yılının ilk yarısında 66. sırada yer almıştır.

-Dış ticaret hacimleri karşılaştırıldığında ise; 2014 yılında dış ticaret hacmimizdeki payı yaklaşık yüzde 0,18, 2015 yılında yüzde 0,22, 2016’da yüzde 0,20 ve 2017’nin ilk yarısında ise yüzde 0,18’dir.

 

İhracat verileri ürünler bazında incelediğinde; her türlü inşaat malzemeleri, ev tekstil ürünleri ve kontrat mobilya ürünleri, makarna, zeytinyağı, domates salçası,  şekerli ve çikolatalı ürünler, bisküvi, süt ürünleri, doğal taşlar, kuyumculuk ve mücevher ürünleri, porselen, seramik ve cam ürünleri, beyaz eşya ve oto yan sanayi gibi ürünlerin başlıca ürünler olduğu görülmektedir. Katar’dan yapılan ithalatta ise ağırlıklı olarak işlenmemiş alüminyum, kimyevi maddeler, plastik ve plastik mamulleri bulunmaktadır.[13]

 

3.2. Katar’ın Türkiye’deki Yatırımları

 

Katar, Türkiye’de yatırımlar konusunda, dış ticaret rakamlarından çok daha iyi bir performans sergilemekte ve Türkiye’deki yatırımlarını arttırma konusunda istekli görünmektedir. Özellikle son iki yılda Türkiye'deki ortaklıklarını ve doğrudan yatırımlarını arttırmış durumdadır.

 

Türkiye’ye en çok yatırım yapan ülkeler arasında 19. sırada olan Katar, ilk defa 2013 yılı raporunda Türkiye’ye doğrudan en çok yatırım yapan 10 ülke listesine girmiş ve 9. sırada yer almıştır.  2013 yılında 469 milyon dolarlık doğrudan yatırımıyla kendine yüzde 4,8’lik bir pay edinmiştir. 2016 yılına kadar ilk 10 listesindeki yerini kaybeden Katar 2016’da 6.886 milyar dolarlık (Uluslararası Doğrudan Yatırım) UDY girişlerinde yüzde 5’lik bir pay sahibi olmuş ve 375 milyon dolarlık bir meblağ ile 7. sırada yer almıştır.[14] 2017 yılının ilk çeyreğinde ise 30 milyon dolarlık yatırım ile yüzde 4’lük bir paya sahip olduğu ve 7. sıradaki yerini koruduğu görülmektedir.[15]

 

2017 Haziran ayı verilerine göre Türkiye’de faaliyet bulunan 113 tane Katar sermayeli şirket mevcuttur.[16] Aşağıda Katar’ın Türkiye’deki önemli bazı yatırımları sıralanmıştır.

 

-Katarlı Commercial Bank of Qatar (CBQ) Abank’ı yüzde 75'ini 2013 yılında geri kalanını da 2016 yılında olmak üzere toplamda yaklaşık 700 milyon dolara satın almıştır. [17]

 

-Qatar National Bank (QNB) ise 2015 yılında Finansbank'ı 2,75 milyar Euro’ya satın almıştır. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, Finansbank aktif büyüklüğüne göre 2016 yılında Türkiye'nin en büyük 8. bankası olurken, Abank 18. sırada yer almıştır.[18]

 

-Boyner Perakende ve Tekstil Yatırımları A.Ş.  önce 2015 yılında yüzde 30,7’lik hissesini 350 milyon dolara, ardından 2017’de yüzde 12’lik hisseyi daha 173 milyon dolara Katarlı Mayhoola For Investments Opc şirketine devretmiştir.[19]

 

-Katar Silahlı Kuvvetleri, 2015'de Medya Patronu, Katar – Türkiye İş Konseyi Başkanı ve AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi olan Ethem Sancak'ın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan (TMSF) 751 milyon liraya aldığı, Türk Silahlı Kuvvetleri(TSK)’ne askeri araç üreten BMC'nin yüzde 49'una 150 milyon liraya ortak olmuştur. Bu ortaklık Katar’ın Türkiye’de sanayi alanındaki en önemli yatırımı olmuştur.[20]

 

-2016 yılında Katar’ın Türkiye’deki en dikkat çekici satın alımlarından biri olan Digitürk’ün satın alımı gerçekleşmiştir. Yine TMSF’nin elindeki, dijital televizyon platformu Digitürk’ün tamamı, Katar menşeili BeinMedya Grubu’na devredilmiştir. Resmi rakamlar açıklanmamış olmakla beraber satışın 1 milyar doların üzerinde gerçekleştiği tahmin edilmektedir.[21]

 

-Brezilya-Katar ortaklığındaki TBQ Foods, 2017 yılında Türk gıda şirketi Banvit’e yüzde 79,5’lik hisse ile yaklaşık 269 milyon dolar karşılığında ortak olmuştur.[22]

 

-İnşaat, alt yapı ve mühendislik gibi alanlarda faaliyet gösteren Ankara merkezli Ankas, Katarlı Hamad Bin Khalid tarafından Nisan 2017’de devralınmıştır. Satış rakamları açıklanmamıştır.[23]

 

-İslami finans kuruluşları arasında yer alan Katarlı QInvest, 2016 yılında Ergo Portföy‘ü satın almıştır. Satın alım sonrasında Ergo Portföy’ün adı Qinvest Portföy olarak değişmiştir.[24]

 

-Katar’ın Türkiye gayrimenkul piyasasına da artan bir ilgisi olduğu görülmektedir. Buna örnek olarak; İstanbul Boğazı’nın en pahalı yalısı olarak bilinen Erbilgin yalısı, Katar Emiri Al Sani'nin kayınpederi olan işadamı Abdülhadi Mana Ash Al-Hajri tarafından 2015 yılında 100 milyon Euro’ya satın alınmıştır.[25]

 

- Katar Emirinin teşvikiyle Türkiye pazarına giren Katarlı Hassad Food, Türkiye’den Bahçıvan Gıda ile 500 milyon dolarlık Gıda, Tarım ve Hayvancılık Anlaşması imzalamıştır.[26]

 

-Katar’ın Türkiye’de turizm sektöründe de yatırımları bulunmaktadır. Yalova’da birçok İslami otelde Katar sermayesi söz konusudur. Marmaris’te, sırasıyla 15 milyon dolara ve 7 milyon Euro’ya satın alınan Munamar ve Kontes Beach Otel’leri de bu yatırımlara örnektir.[27]

 

Türkiye Varlık Fonu (TVF) web sitesinde yer alan bilgiye göre Ağustos 2016'da kurulan fon yaklaşık 40 milyar dolar tutarında varlığı yönetmektedir. TVF ilk ortak fonu Rusya ile arkasından Katar ile kurmuştur. Bazı kaynakların iddialarına göre son iki ay içinde Türkiye'ye Katar'dan 600 milyon dolar sıcak para gelmiş ve karşılığında en büyük çay üreticisi Çay-Kur'un hisseleri güvence olarak verilmiştir. Çay-Kur 24 Ocak 2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye Varlık Fonuna devredilmişti. Geçen yılsonu itibariyle Merkez Bankası kayıtlarındaki 10,9 milyar dolar net hata noksan payı olarak açıklanan para girişlerinin üçte birinden fazlası Katar kaynaklıdır.[28] Hükümet yetkilileri, önümüzdeki dönemde TVF üzerinden Katar sermaye akışının artmasını beklemektedirler. Bu durum bazı kesimlerde, Türkiye'nin varlıklarının, hisse senedine dönüştürülüp "İslami finans" doğrultusunda satılacağı yönünde eleştirileri ve kaygıları beraberinde getirmiştir.

 

3.3. Katar’da Türk Müteahhitler

 

Katar’da yabancı yatırımcı için potansiyel arz eden, Türkiye’nin de kendine yer bulduğu ve daha çok proje almayı hedeflediği en önemli sektör müteahhitliktir. Türk firmaları, Katar’da çok çeşitli altyapı ve üstyapı işleri üstlenmişlerdir. Bu işler kapsamında; boru hattı gibi çeşitli altyapı projeleri; endüstriyel tesis ve petro-kimya tesisi gibi çeşitli sanayi tesisi projeleri; yol, köprü, tünel, liman ve havaalanı gibi çeşitli ulaşım projeleri; iş merkezi, sosyal-kültürel tesis ve konut gibi çeşitli bina projeleri mevcut bulunmaktadır.

 

Katar’da 35 büyük Türk inşaat firması aktif olarak çalışmaktadır. Katar’da iş yapan Türk firmaları arasında öne çıkanlar ise şunlardır: Baytur, Tekfen İnşaat, Gama, STFA, TAV Taisei, Teknotes Mühendislik İnşaat, Yüksel İnşaat, Fernas, Anel Elektrosis, Handar Çelik.[29] Bu firmaların arasında Katar’da en fazla proje bedeline ulaşmış olanı ise tamamladığı ve devam etmekte olan projeler ile yaklaşık 5 Milyar Doları bulan iş üstlenen Tekfen İnşaat olmuştur.

 

Türk müteahhitlik firmaları, Katar’da 1972 yılı ile Haziran 2017 arasında toplam 14 milyar dolarlık proje üstlenmişlerdir. Katar, Türk müteahhitlik firmalarınca yurt dışında üstlenilen projelerin ülkelere göre dağılımında yüzde 4,1’lik bir paydayla 7’inci, Ortadoğu ülkeleri arasında ise Libya, Irak, Suudi Arabistan’ın ardından 4’üncü sırada yer almıştır. 2016 yılı değerlerine bakılacak olunursa ise Katar yüzde 18,6’lık bir oran ile birinci sıradadır.[30]

 

Türk müteahhitlerini Katar’da bekleyen büyük fırsatlardan birisi de Katar’ın ev sahipliğinde yapılacak olan 2022 Dünya Kupası kapsamındaki projelerdir. Katar’ın bu kapsamda toplamda 170 milyar harcama yapması beklenmektedir. Türk firmaları bu projelerden kendilerine daha fazla yer bulabilmek için çalışmalara başlamışlardır.

 

Katar’da Üstlenilmiş Bazı Büyük Bedelli Projeler:

 

- İslam Eserleri Müzesi Projesi, Baytur, Proje Bedeli: 178 Milyon ABD doları

- Al-Reem Binası İnşaatı, Baytur, Proje Bedeli: 10 Milyon ABD doları

- Qatar Convention Center Projesi, Baytur, Proje Bedeli: 750 Milyon ABD doları

- Handasah Kompleksi Faz 1 & 2, Baytur, Proje Bedeli: 63 Milyon ABD doları

- Gabbro Limanı Genişletilmesi Projesi, STFA, Proje Bedeli: 268 milyon ABD doları

- Kuzey Otoyolu Projesi 2. & 3. Fazlar, Tekfen İnşaat, Proje Bedeli: 781 milyon ABD doları

- Umm Bab – Mesaieed Ana Boru Hattı Projesi, Tekfen İnşaat,

- Yeni Doha Hava Limanı Terminal Binası Kompleksi ile A, B ve C Kodlu İskele

- Ras Abu Abboud Yolu Kuzey-Güney Uzantıları Yapım İşi, Yüksel İnşaat, Proje Bedeli: 202 Milyon ABD doları

-- Mesaieed Limanı İskele ve Rıhtım Onarım İşi, STFA, Proje Bedeli: 424 Milyon ABD doları

- Salwa Yolu Faz 2, Yüksel İnşaat, Proje Bedeli: 458 milyon ABD doları

- Al Khor Expressway, Tekfen İnşaat, Proje Bedeli: 2,1 Milyar ABD doları

 

Değerlendirme ve Politika Önerileri

 

Katar, ülkemizde özellikle son yıllarda adı sıklıkla duyulan bir ülke haline gelmiştir. Katar ile ilgili oluşan algı doğrultusunda, Katar’ın Türkiye için ekonomik ve siyasi perspektifte çok önemli bir müttefik olduğu ve Türkiye ekonomisine ağırlığını koyduğu düşünülmektedir. Bu çalışma sonucunda elde ettiğimiz çıkarımlardan biri, bunun yanlış bir algı olduğudur. Aksine, Katar sermayesinin dünyadaki ve Türkiye’deki oranlarını karşılaştırdığımızda Türkiye'nin Katar sermayesinden yeterince pay alamadığını gözlemlenmektedir. Paralelinde Katar da Türk dış ticaretinde üst sıralarda yer almamaktadır. Dış ticaretimizin önemli bir paydasını AB ülkeleri, ABD, Çin, Rusya ve BAE, Suudi Arabistan, Irak gibi Ortadoğu gibi ülkeleri oluştururken, Katar bu ülkeler ile karşılaştırıldığında ekonomimizde küçük bir yere sahiptir. Genel çerçevede ekonomimizde seyrettiği profilin yanında, son yıllarda Katar sermayesinin Türkiye’ye girişi değerlendirilecek olunursa geçmiş yıllara göre yatırımlar konusunda ciddi bir artış olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. İkili ilişkilerin boyutu göz önüne alındığında önümüzdeki yıllarda da bu artışın ivme kazanarak devam etmesi beklenmekte ve Katarlı yatırımcılar Türkiye için ciddi bir potansiyel oluşturmaktadır. Katar, özellikle Türk müteahhitlik sektörü için önemli bir pazardır. Sektör tarafından, Katar’ın bölge ülkeleriyle içinde bulunduğu krizin bir sonucu olarak bu ülkelerden oluşan boşluğun bir fırsata dönüştürülmesi ümit edilmektedir. Katar’la ve onun yanında Türk ekonomisinde çok daha fazla yere sahip olan diğer bölge ülkeleriyle ticari ilişkilerimizi arttırmak adına atılabilecek öncelikli adımlardan birisi KİK ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalamak olmalıdır.

 

Bahsettiğimiz algının perde arkasını görebilmek adına Katar’ın Türkiye için önemini iki perspektifte incelemek gerekmektedir; Katar’ın Türkiye için önemi ve Katar’ın AK Parti hükümeti için önemi. Zira Katar emirliği ile AK Parti’nin önde gelen isimlerinin ilişkileri “kardeşlik” boyutunda seyretmektedir. Katar Türkiye’de yatırımlarıyla gündeme geliyorken yatırım yaptığı şirketleri ve ortaklıklarını incelediğimizde AK Parti’ye yakınlığıyla bilinen birçok kurum ve kişiyle işbirliğine girdiğini görmekteyiz. Bu işbirliklerinin en büyük eleştiri noktaları ise yeterince şeffaf olmayan, net olarak açıklanmayan bazı satış rakamları ve çok daha büyük meblağlarla gerçekleşmesi beklenen ihalelerin ne kadar düşük rakamlarda seyrettiği olmaktadır.

 

Türkiye’nin Katar ile işbirliği, Katar’ın uluslararası konjonktürde çizdiği çok yönlü ve girişimci profile dayanarak Türkiye için avantaja dönüştürülebilecek iken işbirliğinin boyutları dikkat edilmesi gereken kırmızı çizgidir. Zira Katar’ın hâlihazırda çalkantılı seyreden bölge ilişkileri, patlak veren kriz ile kopma noktasına gelmiştir. Bu noktada Türkiye, Ortadoğu’da daha önce birçok kez düştüğü ve ağır sonuçlar aldığı hataya tekrar düşüp Katar’ın yanında açıkça taraf olmuştur. Öyle ki, bölgenin tarihi süreci boyunca sürekli değişen dengelerine bakıldığında kestirilemez olduğu aşikârdır. Böylesine bir risk çemberinde Türkiye için en doğrusu dış politikanın teoride temellerini oluşturan denge ve diyalog ilkelerine göre hareket etmek ve hiç kimsenin yanında tarafgirliğe soyunmamak olacaktır. Aksi takdirde Türkiye için sonuçları ağır olabilir. Ambargocu ülkelerin Katar’a yönelttiği suçlamalar gelecekte bize yöneltilebilir ve benzer bir ambargoyla karşı karşıya kalınabilir. Ekonomik boyutta bakılacak olunursa bu ambargo şu an için Türkiye pazarında çok önemli bir yere sahip olan bölge ülkeleriyle ilişkilerde gözle görünür bir olumsuzluk yaratmış değildir. Fakat uzun vadede oluşabilecek ticari kesintiler Türkiye ekonomisi için yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Soruna hükümetin kişisel çıkarları doğrultusunda değil de Türkiye’nin siyasi, ekonomik çıkarlarını gözeterek yaklaşılması Türkiye’nin iyiliği için gereken en önemli bakış açısıdır.

 


[1] DEİK, Katar Ülke Raporu 2014

[2] DEİK, Katar Ülke Raporu, 2014

[3] T.C. Dışişleri Bakanlığı 2014 Yılı İdare Faaliyet Raporu, Katar

[4] T.C. Dışişleri Bakanlığı 2015 Yılı İdare Faaliyet Raporu, Katar

[5] Mevlüt Çavuşoğlu, 2016 Yılı Başında Dış Politikamız, Katar

[6] Mevlüt Çavuşoğlu, 2016 Yılı Başında Dış Politikamız, 2017 Yılına Girerken Dış Politikamız, Katar

[7]Cumhurbaşkanı Erdoğan: Katar Kara Gün Dostu Çıktı, 15 Şubat 2017, https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201702151027235913-cumhurbaskani-erdogan-katar-kara-gun-dostu/

[8] T.C. Dışişleri Bakanlığı, Katar – Türkiye Siyasi İlişkileri, http://www.mfa.gov.tr/turkiye-katar-siyasi-iliskileri.tr.mfa

[9] ABD Yeniden Körfezde: Katar Krizi, Ersin Dedekoca, 9 Haziran 2017 http://ankaenstitusu.com/abd-yeniden-korfezde-katar-krizi/

[10]Katar ve ABD'den 12 Milyar Dolarlık Sürpriz Anlaşma, 15 Haziran 2017, http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-katar-ve-abd-den-dunya-2468753/

[11]Ve Türk Askeri Sahne Alıyor, 4 Ağustos 2017,  http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-en-net-fotograflar--dunya-2496474/

[12] Ekonomi Bakanlığı, Dış İlişkiler, Ülkeler, Katar,  Katar – Türkiye Ticareti

[13] Ekonomi Bakanlığı, Dış İlişkiler, Ülkeler, Katar,  Katar – Türkiye ticareti

[14] Yased, Uluslararası Doğrudan Yatırımlar 2016 Yılsonu Değerlendirme Raporu, Mart 2017

[15] Yased, Uluslararası Doğrudan Yatırımlar Değerlendirme Raporu 2017 1. Çeyrek

[16] Ekonomi Bakanlığı, 30.06.2017 Tarihi İtibariyle Türkiye'de Faaliyette Bulunan Yabancı Sermayeli Firmalar Listesi

[17] ABank'ın Tamamı Katarlıların Oldu, 19 aralık 2016, http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2016/12/19/abankin-tamami-katarlilarin-oldu

[18]Katarlıların Finansbank’ı satın alma süreci tamamlandı, 15 Haziran 2016, http://www.ntv.com.tr/ekonomi/katarlilarin-finansbanki-satin-alma-sureci-tamamlandi,mO4PYmbo4ECp_p1DYDTX8A

[19]Boyner’de Katar’a Satıldı, 14 Nisan 2017, http://www.haberseyir.com/ekonomi/boynerde-katara-satildi/

[20] Yeni BMC'nin ortağı resmen Katar, 20 Temmuz 2015, http://www.gercekgundem.com/yeni-bmcnin-ortagi-resmen-katar-127185h.htm

[21] Katar’ın Türkiye’deki En Büyük 8 Satın Alımı, 6 Haziran 2017, https://ekonomist.co/is-dunyasi/katar-turkiye-yatirim-12673/

[23]Katarlı dev şirket, Ankaralı firmayı satın aldı, 19 Nisan 2017, http://www.patronlardunyasi.com/yazdir.asp?haberid=191355

[24] Katar’ın Türkiye’deki En Büyük 8 Satın Alımı, 6 Haziran 2017, https://ekonomist.co/is-dunyasi/katar-turkiye-yatirim-12673/

[25] En pahalı yalı artık Katar'ın, 28 Mart 2015, http://www.ahaber.com.tr/ekonomi/2015/03/28/en-pahali-yali-artik-katarin

[26] DEİK, Katar Ülke Bülteni 2014

[27] Katar Şeyhi Marmaris’te bir otel daha satın aldı, 11 Şubat 2015, http://www.milliyet.com.tr/katar-seyhi-marmaris-te-bir-otel-gundem-2012065/

[28]İki sıkı müttefik: Türkiye ve Katar, 6 Temmuz 2017, http://www.dw.com/tr/iki-sıkı-müttefik-türkiye-ve-katar/a-39150551

[30] Ekonomi Bakanlığı, Yurtdışı Müteahhitlik Sektör Değerlendirme Raporu, 28 Temmuz 2017, s.3 

 

 

http://www.turksam.org/tr/genc-turksam-detay/1513-turkiye-ve-katar-kotu-gun-dostu-mu-ticari-ortak-mi
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 346 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)