HABER ANALİZ | 06 Kasım 2014

|

AKP Hükumetinin IŞİD’e Karşı En Büyük Yaptırımı DAEŞ Demek midir?



 

Son zamanlarda terör kavramının içine vahşetin başka yüzlerini de ekleyerek Irak ve Suriye’deki işgallerine devam eden IŞİD terör örgütünün özellikle Batı dünyasında ISIS, ISIL, IS, Daesh gibi isimlerle tanımlanması farklı görüş ve bakış açılarının farklı tanımlar getirdiği yönünde algılanmaktadır. Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi - TÜRKSAM Başkanı ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN, TÜRKSAM uzmanlarının konuyla alakalı sorularını cevaplayarak, görüşlerini bildirdi.

 

Özellikle İngilizcede basında IŞİD’i tanımlamakta kullanılan IS, ISIS, ISIL, Daesh gibi farklı ifadelere rastlıyoruz. IŞİD’i tanımlamakta kullanılan bu ifadelerdeki karmaşa ve farklılıkları nasıl yorumluyorsunuz?

 

Öncelikle IŞİD’in yeni bir örgüt olmadığının altını çizmek gerekir. Bu nedenle, IŞİD’in isminin zaman içerisinde değişime uğrayarak farklı şekillerde kullanıldığını biliyoruz. Bunun birçok açıdan gerekçeleri var. Kültürel etkileşim, örgütün amaç ve terörü uygulama şekilleri IŞİD’in kullandığı bu isimleri belirleyen temel faktörler arasındadır. Örneğin 1999’da örgüt ilk kurulduğunda Arapça isimle “Cemaat Al – Tevhit wal – Cihad” şeklinde doğmuştur. Bu kullanımlar, o dönemlerde yeterince dikkat çekmediğinden duyulmamış ya da basına yansımamıştır. Al Kaide’ye bağlı bir örgüttü ve örgüt içindeki anlaşmazlıkların da etkisiyle Arapça ismi “Tanzim Kaidat al-Jihad fi Bilad al-Rafidayn” olarak değiştirilmiştir. Tabi, Al Kaide terör örgütü bağlantıları nedeniyle El Kaide’nin Irak kolu olarak da biliniyordu.

 

Şimdi bu kullanımlar tarihe karışmış durumda. Bağdadi döneminde örgüt adeta yeniden inşa edilmiş ve devlet kurma ideolojisiyle dönüşmüştür. Ebubekir Al Bağdadi 2006’da örgütün adını Irak İslam Devleti olarak değiştirmiştir. Bu tarihte, örgüt artık duyulmaya başlıyor. Bu tarihte örgütün isminde yapılan bu değişime Suriye’nin henüz dahil olmadığını görüyoruz. Buradan Arap Baharı’nın henüz Suriye’yi vurmadığı dönemlerde hedefte sadece Irak’ın olduğu çıkarımını yapabiliriz. Yani öncelikli hedef en başından beri Irak’tı.

 

2013’ün Nisan ayı itibariyle örgütün ismi Irak Şam İslam Devleti olarak değiştiğini görüyoruz. Burada örgütün isminin hedefinin değişmesi ile birlikte değiştiğini ve Suriye de dahil olmak üzere daha geniş bir alanı hedef olarak görmeye başladığını gösteriyor. Bu da IŞİD’in Suriye’deki karışıklıklardan yararlanmak isteyen bir örgüte dönüştüğünü gösteriyor.

 

Aslında IŞİD terör örgütünün katliamları, örgütün İslami değerlerle ilişkisinin olmadığı birçok İslam çevreleri tarafından tepki ile karşılanmıştır. Bu gerekçeyle, İngiltere’de ve Mısır’da din âlimleri örgütün adındaki “İslam Devleti” tanımlamasından rahatsızlık duyup bu kullanıma tepki göstermiştir. İslam karşıtı uygulamalarının vurgulandığı yeni tanımlamalar önerilmişse de bu kullanımlar kabul görmemiştir. Tabi bunun kabul görmeyişinde IŞİD’in sosyal medya üzerinden yaptığı propagandaların da büyük etkisi var. IŞİD kendini sosyal medya hesapları üzerinden insanların onları tanımalarını istediği şekilde tanıtıyor.

 

Özellikle Batılı kaynaklarda IŞİD’in farklı tanımlarına rastlıyoruz. Farklı devletler IŞİD’i farklı tanımlarla ifade ediyor. Sizce bu kullanım farklılıklarının gerekçeleri nelerdir?

 

Tabiî ki bunda dil farklılıklarının yanında siyasi gerekçelerinin de olduğunu görmek lazım. Dil farklılıkları bu bakımdan yakından incelenmelidir. IŞİD’in 2013’ten sonra ismine Şam’ı da dahil etmesi hususunda dil faktörü ortaya çıkıyor. Bu değişimle, sadece günümüzde Şam olarak geçen şehrin mi yoksa Arapçada ‘Al-Şam’ olarak ifade edilen ve Filistin’i dahi kapsadığı belirtilen bir alanın mı belirtilmek istendiği hususuna da dikkat çekmek lazım. Örgütün ismine Şam kelimesinin eklenmesinin Suriye’nin başkenti Şam şehri değil, Osmanlının Şam Vilayeti olarak bilinen daha geniş bir coğrafyanın kastedildiği de bilinmelidir.

 

Sonuç olarak, IŞİD’in bölgedeki çatışmaları fırsat bildiği ortadadır. IŞİD, çatışmalardan yararlanıp nüfuzunu arttırmak ve kurma hayalinde olduğu “İslam Devleti”nin sınırlarını genişletmek niyetindedir. Ama buna ek olarak asıl niyet ve belki de hedef, IŞİD’in yayıldığı alanlara Batılı güçleri de çekilmesidir. Yani IŞİD çatışma alanlarını genişletirken aynı zamanda Batılı güçlerin müdahale alanları genişlemekte ve genişletilmektedir. Bunu daha önce de defalarca belirtmiştim. Buz dağının görünmeyen tarafında büyük planlar ve Büyük Ortadoğu Projesi’ne çıkan yollar var. Yine IŞİD’İn aslında bölgede PKK’yı batılı kamuoyunda terörist imajından “kurtarıcı” imajına dönüştürülmesi ve “Büyük Kürdistan”ı kurma hayallerine de dolayısıyla hizmet ettiği görülmektedir.

 

Al Şam olarak ifade edilen yerlerin Arapça karşılığı bu bakımdan çok anlamlıdır: Suriye, Lübnan ve bazı kaynaklara göre Ürdün ve Filistin. ISIS (Islamic State of Iraq and Syria) olarak değil de ISIL (Islamic State of Iraq and the Levant) olarak kullanıldığında bu fark ortaya çıkıyor. ‘Şam’ yerine Doğu Akdeniz ülkelerini tasvir eden “Levant” tabirinin kullanılmasından bu anlam farkını çıkarabiliriz. “Doğu Akdeniz ülkeleri” olarak tanımlanmasında yani “ISIL” olarak ifade edilmesinde İngiltere ve ABD hükümetlerinin kullanımlarının benzerlik gösterdiği yetkili ağızlardan yapılan birçok açıklamada ortaya çıkıyor. Bu bakımdan aynı çıkarlara sahip çevrelerin IŞİD’i tanımlarken aynı kullanımları seçmesi şaşırtıcı olmamalıdır. .Görüldüğü üzere bu algıda, Doğu Akdeniz ülkelerinin IŞİD tehdidi altında olduğu vurgusu var.

 

DEAŞ, DAİŞ, DAEŞ, DAİSH gibi farklı şekillerde kullanımlar mevcuttur. Al Devlet-Al-Islamiya Fil Irak Wel Şam aslında Irak Şam İslam Devleti kelimelerinin kısaltımı olarak ifade edilmektedir. Ancak bu kullanım Arapça’da bu kelimeye benzer bir kelimeye çağrışım yaptığı için DAİŞ kelimesi kullanılmaktadır. Bu kelime kullanılarak adeta IŞİD’E hakaret edildiği düşünülmektedir. Zira DAEŞ kelimesi anlam olarak anlaşmazlık yaratmak, bir şeyi ayaklarının altında ezmek anlamına da gelmektedir.

 

Araplar örgüte İslam ve Devlet olmak gibi hususlardan uzak olmaları bakımından “Daesh” demektedirler. Arapçada ‘Daesh’in benzer bir formu, Dahis ve el Gabra savaşlarının yapıldığı İslamiyet öncesi Cahiliye dönemlerinin anlatılmasında kullanılmaktadır. Görülen odur ki, kelime evrilerek daha geniş bir kitleyi tasvir etmeye başlamış ya da her anlamda kötü bir karşılığı olan “Daesh” olarak yeni bir kelime Arapçaya kazandırılmıştır. Bu kullanımın Arapçadaki karşılıkları nedeniyle IŞİD terör örgütü tarafından da nefretle karşılandığını biliyoruz. Hatta bunu söyleyen ağızların dilini koparacakları gibi tehditler havada uçuşmuştu.

 

Ama ilginç bir husus var ki, ABD ve İngiltere’nin IŞİD tanımlamalarındaki Doğu Akdeniz ülkeleri vurgusuna karşın Fransa’da “Daesh” gibi Arapça bir kısaltmanın kullanıldığı görülüyor. Hatta Fransız Dışişleri Bakanı’nın örgütün bir İslam Devleti olmadığına vurgu yapması bu bakımdan önemlidir. Fransızlar “daesh” tanımlamasını bir adım daha ileri götürüp “Daesh Canileri” olarak kullanacaklarını belirttiler. Fransa’nın terör örgütünü tanımlamakta ABD ve İngiltere ile bu noktada ayrılarak farklı bir tanımlama kullanmasının altında şüphesiz ki geçerli sebepler vardır. Bunun sebebi olarak bölgedeki çıkar farklılıkları da otorite kazanma çabası da görülebilir.

 

 

http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1200-akp-hukumetinin-isid-e-karsi-en-buyuk-yaptirimi-daes-demek-midir
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 10365 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)