HABER ANALİZ | 11 Mayıs 2017

|

Akdeniz’deki Can Pazarı ve Avrupa’nın Mültecilere Çifte Standardı



Avrupa hayaliyle yola çıkan mültecilerin Libya'dan İtalya'ya geçişte kullandıkları güzergahta yine facia yaşandı. Birleşmiş Milletler (BM) Akdeniz'de mültecileri taşıyan iki botun battığını ve 250 mültecinin kayıp olduğunu açıkladı. 50'den fazla kişiyse kurtarıldı.

Botlardan birinde 163, diğerinde 132 mülteci vardı. Libya kıyılarından ayrıldıktan kısa bir süre sonra ağırlığı taşıyamayan lastik botlar su aldı ve içindeki mültecilerle birlikte battı. 250 mülteci Akdeniz'de kayboldu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, 56 mültecinin kurtarıldığını ve İtalya'nın Sicilya Adası'na getirildiğini açıkladı.  İtalyan sahil güvenlik ekiplerinin verdiği bilgilere göre son bir haftada Akdeniz'den kurtarılan mülteci sayısı 7 bin 500'ü buldu. Geçtiğimiz yıl Akdeniz'i geçerek İtalya'ya 181 bin 436 sığınmacı ulaşmış, bu rotada 4 bin 576 kişi yaşamını yitirmişti.

 

Akdeniz’deki mülteci trafiğini ve Avrupa’nın yaşanan can pazarına karşı tavrını Uzman Dr. O. Can Ünver TÜRKSAM Haber Analiz için değerlendirdi…

 

“Avrupa’nın Mülteci Politikası Çifte Standartlıdır”

 

Son dönemde havaların ısınmasıyla birlikte yine mülteciler  Avrupa’ya doğru yönlenmiş bulunmaktadırlar. Ege Denizi’nde bu durum nispeten daha azdır. Orada alınan tedbirler ve Türkiye’nin o bölgede denetlemelerini sıklaştırmasından ötürü mülteci hareketi çok değildir. Ancak Sahra güneyinden, Afrika’dan çok sayıda mülteci Avrupa’ya ulaşmaya çalışmaktadır. Maalesef bu insanlar, insan tüccarları tarafından derme çatma teknelere bindirilip ölüme terk edilmektedir. Akdeniz’in sularında hayatını kaybeden mülteci sayısı da giderek artmaktadır. Yine son günlerde maalesef 240 kişi boğularak hayatını kaybetmiştir. Bu insanlar daha iyi bir yaşam, daha güvenli bir hayat için Avrupa’ya gelmek istemektedir; ama bu insanlar engellenmek istenmektedir. Aslına bakarsanız Avrupa’nın mülteci politikası çifte standartlıdır. Bu insanları kabul etmemek adına bir takım önlemler almaya çalışmakta, hatta Afrika’daki Sudan gibi Somali gibi bir takım ülkelerle de görüşmeler yapmaktadırlar. Bu ülkelerin yönetiminin aslında diktatörlük olduğuna da bakmamakta ve işbirliği yapmaya uğraşmaktadırlar. Demokrasiden dem vuran Avrupa ülkeleri bu ülkelerle çekinmeden işbirliği yapabilmektedirler.

 

Bu insanların günlük hayatlarını sürdürebilmeleri için çok büyük sıkıntıları vardır. Sıkıntılarını aşmak için işin içine insan tacirleri de girince, başka yol kalmamaktadır. Avrupa’da refaha kavuşmak için yola çıkmaktadırlar fakat bu çifte standart bu insanları kabul etmeme yolunda yapılmaktadır. Söz konusu tutum, hem de  insan haklarından çok kendi sınırlarını korumaya yönelik bir politikadır. Aslında bu, son derece eleştirilmesi gereken bir tavırdır, fakat hükümetler bu çifte standartlarından vazgeçmemektedir. Mesela Türkiye’de 3.5-4 milyona yakın sığınmacı vardır. AB-Türkiye ilişkilerinde birinci gündem maddesi bu konudur. Aslında çok daha farklı konuların olması gerekmektedir. AB’nin isteği Türkiye’den mültecilerin Avrupa’ya geçiş yapmaması ve ülkelerine girmemesi yönündedir. Çünkü ekmeklerini paylaşmak istememekte, bu sebeple de Türkiye’nin mültecilerin Avrupa’ya geçişini engellemesini yeğlemektedirler.

 

“Zengin Avrupa Ülkelerinin Hiçbiri Suriyelileri İstemiyor”

 

AB üyesi ülkeler arasında da Bulgaristan, Romanya gibi bazı ülkeler sıkıntı yaratmaktadır. Dublin Sözleşmesi’ne göre iltica etmek isteyen sığınmacı ilk geldiği ülkede kalmak zorundadır. Bunun için de Balkan yolunu Suriyelilere kapatmışlardır ama mülteciler de özellikle Almanya’ya gitmek istemektedirler ancak Avrupa bunu engellemeye çalışmaktadır. Kısaca zengin Avrupa ülkelerinin hiçbiri Suriyelileri istememektedir. Mülteciler ise derme çatma teknelere bindirilerek Akdeniz’i geçmeye çalışmakta ve hayatlarını kaybetmektedir. Bu artık son bulmalı fakat nasıl olur bunu hiç kimse bilmemektedir.

 

Son olarak BM nezdinde bir çerçeve anlaşmasına varılmaya çalışılmaktadır, bu 2018 sonunda çıkacaktır. Karar 2016’da yapılan bir toplantıda alınmıştı. Hem göçün hem ilticanın dünyada daha insan hakları odaklı bir düzleme oturtulması için hummalı bir çalışma vardır. Uluslararası planda ortaya çıkardığınız anlaşmalar ülkeler tarafından layığı ile uygulanmazsa bir anlamı kalmamaktadır. Her hâlükârda böyle bir çalışmanın varlığı bile değerlidir. Dünyada siyasi ve ekonomik eşitsizlik ortadan kaldırılmadığı sürece, bu insanlar yine teknelere binecekler ve hayatlarını tehlikeye atacaklar. Hiç kimse keyfinden Afrika sahillerinden teknelere binip de fırtınalara açılmıyor. Bu sebeple bir an önce bunu yaratan sebepler ortadan kaldırılmalıdır

 

 

http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1384-akdeniz-deki-can-pazari-ve-avrupa-nin-multecilere-cifte-standardi
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 9455 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)