HABER ANALİZ | 17 Temmuz 2017

|

Rusya’nın S – 400 Savunma Füzeleri Türkiye’ye Ne Getirir Ne Götürür?



Ankara ile Moskova arasında S-400 hava savunma sistemi anlaşmasına dair süreç ilerlerken, Türk kaynaklar, söz konusu sisteme Türkiye’nin kendi bağımsız güvenliği için ihtiyaç duyulduğunu, bu durumun NATO’nun güvenliği açısından bir sıkıntı yaratmasının söz konusu olmadığını savundu. Aynı kaynaklar, S-400’ler nedeniyle Türkiye’nin NATO güvenliğinin dışına çıkarılacağı iddialarının da “uydurma haberler” olduğunu söylediler.

 

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’nin, NATO üyesi olmasının, geniş yelpazeli dış politika izlemesine veya NATO üyesi olmayan bir ülkeden füze sistemi satın almasına engel olmadığı da vurgulandı. İki ülkenin savunma bakanlarının imzasından sonra yürürlüğe girecek olan anlaşma uyarınca 2.5 milyar dolar karşılığında alınacağı belirtilen sistemin konuşlanması iki aşamalı olacak. Anlaşma uyarınca ilk iki sistem 2019’da Türkiye’ye teslim edilecek. Bu sistemler konuşlandıktan sonra Türkiye ile Rusya diğer iki sistemi ortak üretecek.

 

400 kilometrelik azami menzile ve 50 kilometrenin üstünde irtifa yeteneğine sahip S-400 sistemi, Türkiye Hava Sahası’nı balistik füzeler, uçaklar ve insansız hava araçlarına karşı koruyacak. Rusya sistemin koruyacağı alanlarla ilgili herhangi bir kısıtlama getirmediği için Türkiye’nin özellikle güvenlik açısından en riskli olan Kuzeydoğu (Ermenistan), Doğu (İran), Güney (Suriye) ve Güneydoğu (Irak) bölgeleri de S-400’lerin koruma sahası içinde olacak. Türkiye ile Rusya arasında S-400 hava savunma füzesi sisteminin teslimatı anlaşmasının ne zaman imzalanacağı henüz belli olmazken, görüşmelere konu olan füze sayısı ise netleşti. Söz konusu anlaşmada 2.5 milyar dolar (8.9 milyar TL) 2 batarya için değil, 2 bölük füze sistemi için ödenecek. Rus savunma sanayisi yetkililerinin verdiği bilgilere göre bir füze bölüğünde 12 batarya yer alıyor. Dolayısıyla satın alınacak S-400 füzeleri 24 batarya ve toplam 96 uzun menzilli füzeden oluşacak. Her bölüğün ayrıca birer radar ve komuta merkezi aracı bulunuyor.

 

Doç. Dr. Serdar Erdurmaz, Rusya’dan S – 400 savunma füzelerinin alımıyla ilgili gelişmeleri TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Bu konuda yaklaşık 10’a yakın madde çıkarmış bulunmaktayım. Başlangıçtan beri Türkiye’nin uzun menzilli hava savunma sistemi alımıyla alakalı bir takım ihaleleri vardı, bu ihaleler çıktığı zaman ön şart olarak Türkiye teknoloji transferi yapılmasını gündeme getirmiştir; ama bu teknoloji transferi yapımı konusunda Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa’daki Fransız İtalyan konsorsiyumunun çok sert baktığını gördük. Bu bakımdan bir takım sıkıntılar olmuştur. Hatırlandığında, Çin’le bir takım girişimler olmuş ve savunma sisteminin Çin’den alınacağı gündeme gelmiştir. NATO’da çok ciddi tepkiler olduğu için o gerçekleşmemiş, uçak düşürme hadisesinden sonra tekrar uzlaşmaya gidilmesi sonucunda Rusya’yla S-400 Füzelerinin alımı konusu gündeme gelmiştir. Zaten Rusya’yla aslında ekonomik konularda özellikle ve nükleer enerji konusunda dostluğa yakın ilişki içerisindeyiz ama askeri riskler konusunda ilk defa bu kadar sıkı bir işbirliği içine girilmektedir.

 

Temel Konu Teknoloji Transferi Konusudur

 

S-400 füzeleri dünyanım en modern hava savunma füzelerinden birisi olarak gözükmektedir. Bundan Türkiye’nin iki tane satın alacağını daha sonra iki tane de teknoloji transferiyle kendisinin yapacağı konusunda bir takım şeyler söylenmekte, bu konuda anlaşma imzalandığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla iki batarya alınacak, müteakiben de de iki batarya yapmak suretiyle bunu kendisine adapte edip bundan sonraki füze savunma sistemlerinde Türkiye bunu kendisi yapacak duruma gelecektir. Türkiye alt yapısının HAVELSAN, ASELSAN, ROKETSAN’la birlikte bu sistemleri yapmaya yeterli altyapının olduğunu biliyoruz. Buradaki temel konu teknoloji transferi konusudur. Tabi, bu sistem alındığı zaman aslında NATO ile entegrasyonu mümkün olmayacaktır çünkü ülkenin milli savunma sistemleriyle NATO’nun sistemini entegre etmek suretiyle konfigürasyon olarak NATO balistik füze savunma sisteminde bir şemsiye kurulmuştur. Bütün NATO çapında bir şemsiye oluşturmayı düşünüyorlardı. Türkiye muhtemelen bunun dışında kalacak çünkü bu sistem alındığı takdirde büyük ihtimalle Rusya bütün dataları vermeyecektir. Rusya her türlü dataları verdiği takdirde bu datalar, Rusya için sakıncalı NATO için ise avantajlı olacaktır. Eğer NATO’ya entegre etmeye çalışacak olurlarsa bu sefer NATO’nun dataları Rusya’ya gidecektir. Dolayısıyla her iki tarafta bu konuda bir takım çekincelerde bulunmak suretiyle sistemin birbirine entegrasyonu konusunun kısa vadede gerçekleşmeyeceğini, Rusya’nın da her türlü bilgiyi ve bu konudaki sofistike sistemin bütün datalarını Türkiye ile paylaşmayacağını değerlendirmekteyiz. Bu yaklaşımda çok yanlış bir yaklaşım olmaz. Dolayısıyla bu şekilde bir işbirliği olacaktır diye değerlendirilebilir.

 

Türkiye’nin Bu Kararı Almasında Siyasi Bir Tepki Olarak Da Ortaya Konulabilir

 

Tabi burada NATO nasıl bir tepki gösterecek diye baktığımız zaman NATO’nun dışında silah alımının yasaklanması konusunda NATO’da bir şart yoktur. NATO üyesi devletler istediği ülkelerden silah alabilirler. Hatta bir zamanlar NATO ile Rusya işbirliği içinde bir takım tatbikatlar yapmaktaydı ve Rus silahları da oralarda kullanılmaktaydı. Dolayısıyla Türkiye’nin NATO dışındaki ülkelerden silah alması kendine özgü egemenlik hakkında olan bir durumdur. Burada önemli olan şey Rusya’nın NATO konusunda ne kadar hassas olduğudur. NATO’yla Rusya arasında artık gerginlikte bir tırmanma ortaya çıkmış ve Rusya yeniden NATO için hasım haline gelmeye başlamıştır. Bu durumda, NATO’nun Rusya’dan alınan silahlarla entegrasyonu konusunda yaklaşımı Türkiye’ye yönelik çok olumlu olmayacağını düşünüyoruz. Burada alınan karar teknolojinin yanında bir de siyasi yaklaşım vardır. Siyasi yaklaşımda da son zamanlarda ABD’nin Suriye konusunda Türkiye olan ilişkileri, AB’nin Türkiye’ye yaklaşımı noktasında aldığı kararlar Türkiye’nin bu kararı almasında siyasi bir tepki olarak da ortaya konulabilir.

 

Türkiye’nin Verdiği Mesaj…

 

Bu durumda Türkiye şöyle bir mesaj vermektedir; “Tamamen biz, 1950’lerden beri Batı’yla entegre vaziyette NATO’nun çerçevesi içinde siyaset uyguluyorduk ama bundan sonra bizim yönelebileceğimiz başka alanlarda vardır. Dolayısıyla başka partnerlerde bulma imkânımız vardır. Bu konuda Türkiye yalnız değildir”  Bir diğer nokta da silahlar alınırken ABD veya AB’den alınan silahlarda bir takım zorlamaların bulunmasıdır. Denilmektedir ki, “Bunu Yunanistan’a karşı, Yunan topraklarına karşı gelebilecek şekilde kullanamazsınız, Ermenistan topraklarının oraya koyamazsınız.” Böyle bir takım şartlar vardı. Hâlbuki Rusya’dan alınan silahın nereye konulacağı onun için hiçbir şey ifade etmemektedir, önemli olan silahın satışıdır.

 

Rusya Açısından Türkiye’nin S – 400 Alması Ne Anlam İfade Ediyor?

 

Varşova Paktı’nın yıkılması Rusya için derin yaraydı. Dolayısıyla NATO’da da bir takım kırılmanın ortaya çıkması Rusya’nın arzu ettiği siyasi hedef olarak stratejik hedef olarak gözükmektedir. Türkiye ile böyle bir anlaşma yapmış olması Rusya’nın NATO’da bir takım çatlakları yaratmaya başladığını göstermektedir. Bu da Rusya açısından bir başarı olarak kabul edilebilir diye düşünüyoruz. Bu açıdan, NATO’nun da oturup ciddi bir şekilde düşünmesi lazımdır. Şimdi Rusya’dan alınan silahla birlikte daha sonra yine ihale devam edecektir. Eğer Fransa - İtalya ortaklığına bağlı olan sistem de alındığı, Rusya’dan alınan füze savunma sistemiyle birlikte, “know-how”ı çözüldüğü takdirde Türkiye gelecekte rahatlıkla kendine özgü sistem geliştirebilecektir. Mutlaka bunun parametrelerini ve programı yapılmıştır. bir diğer görüş açısına göre de ileriki dönemde bunu NATO’ya entegre etmek mümkün olabilir de. Dolaysıyla bir sıkıntı olacağını düşünmüyoruz.

 

Türkiye’nin NATO’dan Kopması Çok Mümkün Değil

 

Aynı zamanda burada bir taraftan ROKETSAN, HAVELSAN, ASELSAN bu sistemden faydalanmak suretiyle kendi altyapılarını oluşturmak suretiyle hava savunma sanayinde gelişmesi sağlanmış olacaktır. Rusya Türkiye ilişkileri acaba Amerika Avrupa ilişkilerinden daha ileri gidip de Türkiye’yi kopartabilir mi kopartamaz mı diye düşündüğümüz zaman bu ilişkilerin çok fazla tırmanacağını çok sıkı fıkı ilişkilerin olabileceğini değerlendirmek şu anda çok erken olacaktır. Rusya’nın geçmişine baktığımız zaman zaten Türkiye ile çıkar çatışmaları da vardır; Suriye’de birçok konuda bu görülmüştür. Sonuçta, bu ilişkilerin çok fazla artacağını siyasi açıdan değerlendirmek mümkün değildir. Bu durum, yalnız silah alım satım şeklinde devam edecektir. Türkiye’nin NATO’dan kopmasının çok mümkün olmayacağını düşünmekteyim. Ne kadar sıkıntılı olursa olsun eninde sonunda Türkiye, ABD ve AB ile belli bir süre sonra tekrar uyum içerisine girecektir diye değerlendirmek lazımdır. Türkiye’nin yüzünü döndüğü yer orası. S – 400’ler hem siyasi yönü hem satın alması ile AB ve ABD ye mesajdır. Aynı zamanda yeni teknoloji transferlerini sağlanmasıyla Türkiye’nin kendi kendine yeterli seviyeye gelmesi amaçlanmaktadır.

 

Şapkalarını Önlerine Koyup Yeniden Değerlendirme Yapmalarını Sağlayabilir…

 

Bu vesileyle ABD ve NATO’ya “S – 400’leri Türkiye’ye entegre hale getireceğim dolayısıyla sizin sisteminize entegre etmeyeceğim” denilmektedir. Yani “Türkiye kendi başına bu işi becerecektir” mesajı verilmektedir. NATO savunma sistemine baktığımız zaman Malatya’ya konulan sistemin aslında radar sistemi olduğunu aslında oradan alınan bilgilerin Almanya’ya aktardığını ve özellikle uzun menzilli füze savunmasına yönelik olarak kurulduğunu görüyoruz. Bu sistemin Türkiye gibi kısa menzil altında bulunan ve orta menzil altında kalan ülkeleri savunmayacağını açık açık zaten ABD milli savunma sisteminin başındaki yetkililer ifade etmişlerdir. Bu entegre sistem başlangıçta kısa menzili ve orta menzili korumayacak ancak uzaya çıktıktan sonra Çek Cumhuriyeti (ÇEKYA), Polonya’ya koydukları uzun menzilli füzelerle bunu uçuş safhasında vuracağız demişlerdir. Çünkü ilk atım safhasında, yükseliş safhasında füze yavaş olmasına rağmen vurmak çok zor bir teknoloji gerektirmektedir. Balistik füze uzay boşluğuna çıktığı zaman onu yakalamak ve vurmak daha kolaydır. Bu açıdan Türkiye bunun dışında kalmaktaydı. Şimdi Türkiye bu sistemi alıp da kendine entegre edip daha sonra NATO şemsiyesi altına kendi yaptığı füzelerle yerli yapımı olarak koyarsa bir sıkıntı olmayacaktı; ilk başta bunun Rusya’dan alındığından ötürü bunu mutlaka Türkiye’ye tepki göstereceklerdir. Zaten sorunlar vardır, ABD PYD’yi desteklemekte, AB ona yardım etmektedir. Dolayısıyla Türkiye ile bir takım sıkıntılar bulunmaktadır. Bu adım en azından şapkalarını önüne almak suretiyle yeniden değerlendirme safhasına girmelerini sağlayabilir diye değerlendirebiliriz. Mutlaka tepki göstereceklerdir.

 

 

http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1437-rusya-nin-s-400-savunma-fuzeleri-turkiye-ye-ne-getirir-ne-goturur
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 26115 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)