HABER ANALİZ | 22 Eylül 2017

|

Irak’ta Referandum Öncesi Erdoğan – Trump Görüşmesinden Neler Çıktı?



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son beş ay içinde ikinci kez ABD'de Başkan Donald Trump ile görüştü. Görüşme TSİ 22.15’te Lotte New York Palace Otel'de başladı. ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, baş başa görüşmeden önce kameralara kısa bir açıklama yaptı  Erdoğan, bölgesel konuları ele alacaklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğini öven ABD Başkanı Trump ise, "Erdoğan bir arkadaşım oldu. Bence şimdi daha önce olmadığı kadar yakınız" ifadesini kullandı. Görüşme 50 dakika sürdü. Görüşmeye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç, BM Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın katıldı.

 

Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Görüşmede, bölgesel meselelerin çözümü için iş birliğinin geliştirilmesi ve tüm terör örgütleriyle mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi hususlarında mutabık kalınmıştır.” İki liderin 25 Eylül 2017 tarihinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin gerçekleştirmeyi planladığı referanduma karşı oldukları ifade edilen açıklamada, bu tür bir adımın ciddi sonuçları olacağı vurgulandı.

 

Trump - Erdoğan, görüşmesini ve Kuzey Irak’ta yaklaşan referandum süreci öncesi ABD ziyaretindeki yankılarını ve bu çerçevede Türkiye – Amerika hattında yaşanan güncel gelişmeleri A. Gencehan Babiş TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

ABD Ziyaretinde Kimin Ajandasında Ne Var?

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ajandası ABD ziyaretine giderken aslında bölgesel meselelerle doluydu. Son yıllarda düzenlenen önceki ziyaretlerde Suriye maddesi genellikle gündemin ana maddesi iken, Kuzey Irak’taki referandum sebebiyle bu sefer Irak konusu öncelikli olarak görülmüştür. Toplantı soran Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada yapılan Kuzey Irak vurgusu, bu bakımdan son derece önemli bir mesajdır. Türkiye tarafında gündemde olması muhtemel konular bun yanında Suriye’deki terör örgütüne ABD’nin silah yardımı, öte yandan FETÖ elebaşının iade edilmesine ilişkin konular, eski bakan Zafer Çağlayan hakkında çıkarılan tutuklama kararı, bunun yanında Halkbank ile ilgili devam eden yasal süreçtir. Bunun yanında BMGK için gidilen ABD ziyaretinde Erdoğan’ın gündeminde Arakan konusu ve “Dünya Beşten Büyüktür” olarak sloganlaştırılan Birleşmiş Milletler’deki yapısal değişiklik da uluslararası bir duyarlılık yaratmak açısında ifade edilmiştir. Ne var ki, ABD tarafında ise Cumhurbaşkanlığı korumalarının müdahale ettiği protesto sonrası Türk tarafına yaptırımlar, Rusya ile alınması için anlaşılan S-400 füze savunması sisteminin NATO için ne ifade ettiği, Suriye ve Irak’tan DEAŞ’ın nasıl çıkarılması gerektiği noktasında kullanılacak strateji ve yöntemler önceliktedir. Bunun yanında NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in Türkiye’nin S-400’lerin yanında İtalya ve Fransa ile görüştüğünü açıklaması bu bağlamda Türkiye’nin NATO’ya bir rest çekmesinin söz konusu olmadığını gözler önüne sermiştir. Bu bağlamda, S-400’leri ile bir mesaj verilmiştir. Önceki süreçte de yine Çin ile hava savunma sisteminin pazarlığının sonuna gelindiği vakit Türkiye’nin Fransız – İtalyan ortaklı Eurosam firmasında savunma füzeleri alımı yaptığı yeniden hatırlanmalıdır. S-400’lerin kendi başına alınmasının ilişkileri dinamitleyeceği bir durumda olmadığı da bu şekilde yeniden görülmüştür.

 

Protestolar Sebebiyle Türkiye’nin Asıl Talepleri Gündemde Eridi

 

Erdoğan’a yapılan son protesto sonraki süreç, önceki ziyarette Türkiye için kötü bir piyango anlamına gelmektedir, ana maddeler sonradan ortaya çıkan bu başlık altında adeta erimiştir. ABD’nin de işine gelmeyen Türk tarafından giden talepler sebebiyle bu nokta biraz da ABD tarafından büyütülmüştür. Erdoğan’a yönelik ABD’de son protestoya bu açıdan da bakmak gerekmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesinin himayesinde Marriott Marquis Otel'de düzenlenen "Türk Amerikan ve Amerikalı Müslüman Toplumuyla Buluşma" programında yaptığı konuşmadaki provokasyon aynı şekilde Türkiye’nin taleplerini geride bıraktırma çabası ve sanal bir gündem oluşturma uğraşıdır. Sabotajcıların kimliği/bağlantıları derinlemesine incelendiğinde bunun spontane bir eylem olmadığı, Türkiye’nin karşısındaki örgütlerle bağlantısı net şekilde anlaşılacaktır. Kaldı ki, bunlardan birinin YPG’li bir terörist olduğu da görüntülerde açık şekilde bellidir.

 

Ziyarete Genel Bakış

 

İlk olarak karşılama noktasında Erdoğan’ın Suriye konusu devam ederken Obama döneminde 2013 senesindeki ziyaretinde ABD ile müşterek noktalar henüz tam kaybolmamışken özellikle hükümete yakın yayın organları tarafından Erdoğan’a üst düzey bir ağırlama yapıldığı haberlerinden sonra şu anda ise Donald Trump "ilişkiler hiçolmadığı kadar iyi" ifadesini kullansa da ABD’ye bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından eleştirilen güvenlik görevlilerine yasak ve silah ambargosu eşliğinde yapılan bir ziyaret gerçekleşmiştir. Bu noktada yine hükümete yakın medya organlarının genel havasının Hillary Clinton’a göre Trump’ın daha tercih edilir bir aday olduğunun işlendiğinin de altı çizilmelidir. Heyetlerin pozunda ise en başa Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın oturması ve ziyarette kendisine eşlik etmesi terör örgütü YPG’ye destek, Reuters’a yapılan açıklamada İdlib’e asker gönderilmesi ve Irak’taki referandum öncesi olası harekatın gibi askeri konulara önem verileceğinin ipucunu vermiştir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için ABD’de bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yahudi temsilcilerle bir araya gelmesi de İsrail gerginliğinin artık sona erdiğini göstermiştir.

 

Irak’ın Parçalanması ABD İçin de Problem Olur

 

Irak konusu, Mesud Barzani’nin yapacağını ilan ettiği referandumun doğuracağı sonuçlar bakımından son derece önemlidir. ABD, şu an için referandum taraftarı olmadığını ifade etse de Kuzey Irak Yönetimine rest çekmemekte sadece bunun şu anda zamansız bir durum olduğunu ifade etmektedir. İlk olarak belirtmek gerekmektedir ki, son yıllarda Suriye’de saha hakimiyeti Fırat Kalkanı ile Türkiye, Esad – Rusya ortaklığındaki güçler ve İran’a bağlı milisler karşısında zayıflayan ABD’nin kısa süre önce çıktığı Irak’ta yeniden karmaşık bir denklem yaratılması bölgede herhangi birinin işine gelmeyeceği gibi, ABD için de problem olacaktır. Özellikle Suriye’deki olaylardan sonra Irak’taki toprak bütünlüğünün bozulması durumunda daha kararlı adımlar atacağını belirten bölge devletlerinin işin içinde daha fazla olacak olması ABD’nin 2003’teki gibi rahat hareket edemeyeceğine ilişkin bir durum yaratmaktadır. Astana’da Suriye’nin geleceğini tartışan Türkiye, Rusya, İran ve Esad yönetimi içerisinde ABD en rahat Türkiye’yi yanına alarak Şii etkinliği ve bölgedeki Rus hegemonyasını frenleyebilecektir. Kürt kartı, bunları frenleme noktasında ABD’ye yetmeyecektir.

 

ABD’de Türkmen Varlığının Vurgulanması Gerekir

 

Türkiye, Barzani’nin bölgede “yangından mal kaçırırcasına” yaptığı bu referandum açıkça desteğini ifade eden İsrail dışında kimsenin faydasına olmayacaktır. Yangından Kerkük’ü de kaçırmak isteyen Barzani’ye yakın kişiler Türkmen siyasi parti ofislerine sistematik saldırılarda bulunmaya başlamışlardır. Irak Türkmen Cephesi’nin bürolarına ve Türkmen Milliyetçi Hareketi’ne silahlı saldırılar “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” sözünü akıllara getirmektedir. Erdoğan’ın bölgesel konuları konuşacağız dediği görüşmede ve artık uluslararası ortamda Türkmen varlığını vurgulaması ve Türkmenleri gündeme getirmesi gereği, ABD’nin ilgisini buraya çekmesi açısından son derece önemlidir.

 

ABD’nin Kuzey Irak’taki “Demokrasi” Başarısızlığı

 

Referandum ABD açısından dünyaya sunduğu meşhur tezi konusunda da bir başarısızlıktır. ABD’nin sözde demokrasi ihracı sonucunda Saddam’ın diktatörlük yönetimi sona ermiş, Irak parlamentosu ülkeyi yönetmeye devam etmektedir; ama referandumdan sonra kurulması gündemde olan bu yapı neredeyse bütün yetkililerin soy ismi Barzani olan kurumsallık kazanmış bir aşiretten öteye gidememiştir. Dolayısıyla, şu anda dünyanın da daha net şekilde gördüğü üzere Irak’ın kuzeyine demokrasinin “d”sini getirememiştir.

 

Barzani’ye Karşı Önlemler ve Referandum Sonrası Durum Ne Olabilir?

 

Kimin eli kimin cebinde olduğu belli olmayan bir coğrafyada dağıtılan silahların seri numaralarının Türkiye’ye verilmesi, kimin eline geçeceği bilinmeye silahların geri dönebilmesi açısından çok inandırıcı gelmemektedir. Bunun yanında referandum sonraki oluşacak bir yapı Türkiye’nin Orta Doğu bağlantısının koparılması bağlamında önemle üzerinde durulması gereken bir husustur. Kafkaslar’da Ermenistan’ın Orta Doğu’nun genelinde İsrail’in benzeri bir istikrarsızlık kaynağı olarak yeni bir devletin kurulmasının önüne geçilmelidir. Bu aynı zamanda Türkiye içerisindeki PKK terörünün besleneceği bir kaynak olması bakımından da Türkiye’nin iç sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Benzer bir durumun Suriye’de de ortaya çıkacağı akıllarda bulundurulmamalıdır. Dolayısıyla referandumun engellenmesi için askeri seçenek meclisten çıkacak seçenekle hazır tutulmalı ve Barzani’yi köşeye sıkıştıracak bir tedbir silsilesi devreye sokulmalıdır. Bunun için Türkiye ile Kuzey Irak sınırının kapatılmasının yanında Mersin Limanı’ndan ticaret yapan Barzani’nin buradaki faaliyetleri engellenmelidir, Barzani’nin Türkiye’de büyük paralara hükmeden şirketlerine kayyum atanması fikri de etraflıca değerlendirilmelidir. 

 

 

http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1516-irak-ta-referandum-oncesi-erdogan-trump-gorusmesinden-neler-cikti
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 16385 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)