HABER ANALİZ | 09 Kasım 2017

|

Azerbaycan: “Denge Politikasına Devam Mı?”



Türkiye – Azerbaycan – Gürcistan tarafından hayata geçirilen “Demir İpek Yolu” olarak da nitelendirilen Bakü – Tiflis – Kars Demiryolu’nun açılmasından sonra bir önemli gelişme de Azerbaycan- İran – Rusya ekseninde yaşandı. Azerbaycan ve İran Cumhurbaşkanları ile  Rusya Devlet Başkanı bir araya gelerek bir görüşme gerçekleştirdiler. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in görüşmesinden sonra imzaladıkları ortak bildiride şu ifadelere yer verildi: "Taraflar Rusya’nın, Azerbaycan’ın ve İran’ın bölge ve dünya enerji pazarlarının dengeli işleyişinde kilit rolde olduklarını kabul ediyor, petrol-gaz yataklarının keşif ve geliştirme çalışmaları, işlenmemiş petrol ve petrol ürünlerini taşıma ve dolaylı sevkiyatlar dâhil olmak üzere, petrol-gaz ve petrokimya alanlarında işbirliklerinin genişletilmesini, ayrıca uluslararası enerji sahalarındaki etkileşimin derinleştirilmesini destekliyor."

 

Güncel bölgesel gelişmeler ışığında Azerbaycan’ın dış siyasetinde benimsediği denge politikasını Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Araz Aslanlı, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

30 Ekim - 1 Kasım 2017 tarihleri arasındaki 3 gün Azerbaycan dış politikası açısından ilginç gelişmelere sahne oldu. 30 Ekim 2017 tarihinde Azerbaycan`ın başkenti Bakü`de Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının açılışı, bundan sadece 2 gün sonra 1 Kasım 2017 tarihinde ise İran`ın başkenti Tahran`da Azerbaycan, İran ve Rusya liderlerinin üçlü görüşmesi gerçekleştirildi. Bunlardan birincisi Azerbaycan ile Türkiye ve genel olarak Batı arasındaki ilişkiler açısından önem taşımakla beraber, Azerbaycan`ı Doğu-Batı güzergahında önemli bir köprüye dönüştürmekteydi. İkincisi ise, Azerbaycan`ın kuzeyindeki ve güneyindeki iki önemli komşusu ile ilişkilerine katı yapmakta, ayrıca Azerbaycan`ın Kuzey-Güney hattındaki konumunu güçlendirmekteydi. Peki her  ikisi ciddi önem taşıyan ve bazılarına göre birbiriyle çelişen ruhtaki bu iki önemli etkinliği nasıl değerlendirebiliriz?

 

“Karabağ’daki Ermeni İşgali ve Rusya’ya Alternatif Arayışı Yeni Bir Demiryolu Hattı İhtiyacını Ortaya Çıkardı”

 

Aslında Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projesi 1990`ların başında Ermenistan`ın Azerbaycan topraklarını işgal etmesi, 1994 yılında imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen çözüme yanaşmaması ve işgalci politikasında ısrarı üzerine gündeme gelmişti. Bilindiği üzere daha öncesinde Türkiye ile eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerini bağlayan demiryolu ağı Ermenistan'dan geçmekteydi. Fakat Ermenistan`ın Azerbaycan topraklarını işgali ve Türkiye`ye yönelik toprak iddiaları üzerine bu ülkenin iki komşusu ile ilişkilerinde kesinti yaşanmıştı. Uzun süre boyunca Ermenistan`ın işgalden ve saldırgan politikalardan vazgeçeceği umudu sürmüş, ama bu gerçekleşmeyince bölgede yeni bir demiryolu hattı ihtiyacı ortaya çıkmıştı. Öte yandan Uzak Doğu ile Batı Avrupa`yı birleştiren taşımacılık güzergahlarının Rusya üzerinden geçiyor olması ve buna alternatif arayışı da Azerbaycan ile Türkiye arasında yeni bir demiryolu bağlantısı ihtiyacını ortaya çıkarmıştı. Bunun üzerine 1990`lı ve 2000`li yıllarda çok sayıda görüşme yapıldıktan sonra 7 Şubat 2007 tarihinde Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye hükümetleri arasında, Tiflis'te antlaşma imzalandı. Projenin gerçekleştirilmesine hemen başlansa da proje ilerledikçe bazı öngörülemeyen teknik sorunlar ortaya çıktı.

 

“Pekin ile Londra’yı Birleştiren Hat”

 

Uzun süren çalışmaların ardından nihayet 30 Ekim 2017 tarihinde Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının açılışı gerçekleştirilebildi. Açılış törenine Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan Başbakanı Bakitjan Sağtinayev, Gürcistan Başbakanı Giorgi Kvirikashvili, Özbekistan Başbakanı Abdullah Aripov ile Tacikistan ve Türkmenistan yetkilileri katıldılar. Bu katılım aslında hattın anlamının bir az küçük boyutta da olsa sembolik ifadesiydi. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı sadece üç ülkeyi birleştirmekle kalmıyor, en azından Hazar`ın doğu kıyısındaki devletlerle Türkiye arasındaki taşımacılığa ciddi katkı potansiyelini barındırıyor, ama aynı zamanda yukarıda da ifade edildiği üzere “Pekin ile Londra`yı birleştiren” bir hat özelliğine de sahip olacaktır.

 

“Tahran’daki Zirve Azerbaycan Dış Politikasının Başarılı Şekilde Devamı Demek”

 

Diğer etkinliğe gelince Azerbaycan-İran-Rusya zirvesi Azerbaycan`ın bir parçası olduğu üçlü ilişki formatlarından birisidir. Bilindiği üzere bu formatın yanı sıra Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye, Azerbaycan-Türkiye-İran ve Azerbaycan-Türkiye-Türkmenistan üçlü işbirliği formatları da mevcuttur. Azerbaycan bu üçlü işbirliği formatlarıyla ikili, üçlü ve genel olarak bölgesel ilişkilerinin gelişmesine büyük önem vermektedir. Azerbaycan-İran-Rusya formatındaki ilk zirve 2016 yılı Ağustos ayında Bakü`de düzenlenmişti. O zaman da, Tahran`daki ikinci zirve sırasında da liderler hem ikili hem de üçlü görüşmeler gerçekleştirdiler ve zirvenin sonunda ortak bildiri imzalandı. Azerbaycan`daki ve Batı`daki bazı uzmanlar Azerbaycan`ın bu formatta yer almasının genel dış politikasına aykırı olduğunu, neredeyse tamamına yakını Batı`ya doğru olan projeleriyle çeliştiğini savunmaktadırlar.  Fakat Azerbaycan dış politikasının temel özelliği dengeli bir çizgiye sahip olmasıdır. Azerbaycan denge politikası çerçevesinde mümkün kadar tüm komşularıyla sağlıklı ilişkilere sahip olmayı arzulamaktadır. Bu formatta yer almasının Azerbaycan açısından başka bir önemiyse, topraklarını işgali altında tutmaya devam eden Ermenistan`ın en çok güvendiği ülkeler arasında yer alan Rusya ve İran ile ilişkilerini normal tutabilmesi, yeri geldiğinde bu iki ülke arasında stratejik bir geçiş yolu rolüne sahip olmasıdır. Bunu başarabildiği takdirde Ermenistan`ın Azerbaycan`a karşı izlemeye çalıştığı politikaların başarısız kılınması ihtimali de artacaktır.

 

Genel olarak değerlendirecek olursak Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının açılışı ve Tahran`daki üçlü zirve Azerbaycan dış politikasının başarılı bir biçimde devamı anlamına da gelmektedir. Ama her iki yönde başarının sürdürülmesinin zorluğu da aşikardır. Denge politikasında başarının sürdürülmesi Azerbaycan`ın diplomatik manevralarının yanı sıra özellikle Türkiye, İran ve Rusya Federasyonu arasındaki ilişkilerin durumundan da kaynaklanacaktır.

 

 

http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1580-azerbaycan-denge-politikasina-devam-mi
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 12152 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)