HABER ANALİZ | 11 Kasım 2017

|

Medya, Kibir ve Terör Üçgeninde Almanya'nın Türkiye'ye Bakışı



Türkiye’de 100 günü aşkın bir süredir tutuklu bulunan Alman aktivist Peter Steudner, 25 Ekim’de çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı. Hürriyet’in haberine göre Almanya ertesi gün, Steudner daha İstanbul’dan ayrılmadan, eski başbakanlardan Gerhard Schröder’in bu konuda anahtar rol oynadığı haberini kamuoyuna sızdırdı. Arkası geldi. Schröder’in eylül ayı ortalarında gizlice Ankara’ya giderek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesinin hemen ardından Başbakanlık Müsteşarı Peter Altmaier’in Ankara’ya gittiği haberleri çıktı. Verilmek istenen mesaj şuydu: Peter Steudner sıkı pazarlıklar sonucu kurtarıldı.

 

Alman basını da olayı buradan gördü. Steudner’in hemen ardından Türkiye kökenli bir Alman vatandaşının daha serbest bırakıldığı haberi geldi. Sonra bu Alman vatandaşının, aslında Steudner’den iki gün önce serbest bırakıldığı öğrenildi. Oysa bu olayların daha öncesi vardı. Federal Mahkeme, Almanya’da casuslukla suçlanan 6 DİTİB imamı ve bir Diyanet yöneticisi hakkında Federal Savcılığın tutuklama talebini reddetti. Federal Mahkeme’nin ret kararı, Steudner mahkemeye çıkmadan üç gün önce kamuoyuna sızdırıldı.

 

Diğer bir olay, Peter Steudner, İstanbul’da mahkemeye çıkmadan iki hafta önce yaşandı. Almanya’da hakkında büyük gürültü koparılan ve MİT ajanı olarak suçlanan Mehmet Fatih S. davası sonuçlandı. Hamburg Yüksek Eyalet Mahkemesi, sanığın topladığı bilgilerin kısmen hayali ve önemsiz olduğu sonucuna vardı ve iki yıl tecilli cezayla sanığın serbest bırakılmasına karar verdi.

 

“Steudner’in serbest bırakılmasıyla, ikili ilişkilerde bir yumuşama için iyimser olalım mı?” diye sorduğum bir Alman Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, “Biraz iyimser olabiliriz. Biz elimizden geleni yapıyoruz” dedi. Bu bilgiden birkaç gün sonra Alman Dışişleri Bakanı Gabriel, mevkidaşı Çavuşoğlu’na Antalya’da sürpriz bir ziyarette bulundu. İki Dışişleri Bakanı’nın buluştuğu cumartesi günü, Almanya’nın Düsseldorf kentinde terör örgütü PKK yandaşlarının gösterisi vardı. Gösteride yasak Öcalan posterleri açıldı. Polis anında müdahale etti ve sorumlular hakkında soruşturma başlatacağını açıkladı. Aynı eyalet polisi Eylül ayı ortasında Köln’de yapılan gösteride bazı Öcalan posterlerine, “Yasak değil” diye izin vermişti.

 

Türkiye – Almanya ilişkilerindeki son süreçte yaşanan yumuşamayı Doç. Dr. O. Can Ünver, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Türkiye - Almanya ilişkileri iki yıla yakın bir süredir son derece gergin seyretmiştir. Özellikle, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yapılan yayınlar, 2016’nın Haziran ayının başında sözde Ermeni soykırımı ile ilgili Alman Federal Meclisi’nden çıkan karar gerginliğin en önemli kilometre taşları olmuştur. Sonraki dönemlerde de gerginlik çeşitli vesilelerle artarak devam etmiştir. Yaşananların ilişkilerde bir hasar bıraktığını görmemek olmaz, bu çok kötü bir süreç olmuştur.

 

“Öyle Bir Noktaya Gelindi ki…”

 

Türkiye ile Almanya aslında birbirine ihtiyaç duyan, birbiriyle iyi geçmesi her iki ülke için de yararlı olacak iki müttefiktir. Almanya’da özellikle duygusal bazda devam eden ve medya üzerinden sürdürülen Erdoğan karşıtlığı ile Türkiye karşıtlığı birbirine karışmıştır. Şöyle de ifade edilebilir; Erdoğan karşıtlığı üzerinde Türkiye karşıtlığı köpürtülmüştür. Öyle bir noktaya gelindi ki, ilişkiler tamamen kopacaktı.

 

“Alman Basınının Türkiye’ye Tavrından Kaynaklandı”

 

Gerginlik seçimlerden çok önce başlamış bir süreçtir. Bu durumun seçimlere endeksli olduğunu düşünmemekle birlikte  seçimler bittikten sonra bir sakinleşmeye doğru gidiş hissedilmiştir. Önceki hafta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun konuğu olarak Türkiye’ye gelen ve diplomatik bakımdan da birçok hataları olduğunu gözlemlediğimiz Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel (halen Dışişleri Bakanıdır çünkü yeni hükümette Sosyal Demokrat Parti olmayacaktır ve onun görevi de sona erecektir) Antalya’ya gelmiştir. Bu sürpriz ve gayri resmi bir görüşme olmuştur fakat ilginçtir ki, daha bundan birkaç ay önce Türkiye’ye Alman turistlerin gelmesi konusunda son derece menfi açıklamalar yapan hatta Alman Dışişleri Bakanlığı’nın resmi internet sayfasında “Türkiye’ye gitmeyin, her şeyle karşılaşabilirsiniz” şeklinde bir takım uyarılar yayınlayan bakanın kendisinin Türkiye’ye gelmesi söz konusu olmuştur. Demek ki, suni olarak olarak köpürtülen bir Türkiye karşıtlığı ile karşı karşıyaydık. Zaten sorunların hemen hemen hepsi Almanya’nın özellikle Alman basınının Türkiye’ye karşı tavrından kaynaklanmıştır.

 

“Sorunlar Küçük Vesilelerle Ortadan Kalkacaktır”

 

Almanya’nın şöyle bir özelliği vardır; kamuoyu var denilmekte; ama kamuoyunu devamlı yönlendiren aslında merkezi hükümettir. Birçok demokratik ülkeden farklı olarak Almanya’da kamuoyunun ya da kamuoyunda önemli rol oynayan medyanın bir yerde sürekli olarak Alman merkez siyaseti ile dirsek teması içerisinde bulunduğu ve bu siyasetin öngördüğü şekilde yayın yaptığını görüyoruz. Türkiye ile de mukayese edildiğinde Türkiye’de birçok yayın organı hükümet karşıtı olabilir; ama Almanya’da hükümet karşıtı yayın organı bulmak son derece güçtür. Hangi hükümet gelirse gelsin böyle bir gelenekleri vardır. Bunun üzerinden Türkiye karşıtlığı çok işlenmiştir. Antalya görüşmesinden sonra bir yumuşama süreci ortaya çıkmıştır. Hatta, aynı gün yani Sigmar Gabriel Antalya’ydaken Düsseldorf’ta yapılan bir PKK gösterisine çok uzun zamandan sonra Alman polisi müdahale etmiştir. Gösteride terör örgütü PKK’nın flamaları ve elebaşı Abdullah Öcalan’ın posterleri taşınmaktaydı. Aslında terör örgütü olarak kabul ettikleri PKK’nın bu tür sembolleri kullanması da Almanya’da kanunen yasak olmasına rağmen göz yumulduğu anlaşılmaktadır. Sürekli olarak Alman polisinin, Alman makamlarının kendi yasalarını çiğnediğine şahit oluyorduk. Sanki yumuşamanın da bir tezahürü gibi ilk defa polis müdahale etmiştir ve bu durum Türkiye’de bir memnuniyet yaratmıştır; fakat sorunlar bu kadar küçük vesilelerle ortadan kalkacak değildir.

 

“Kibir Unsurundan Vazgeçtikleri Ölçüde Normale Döner”

 

Taraflar arasında ciddi, derin sorunlar bulunmaktadır. Türkiye’nin bugün Amerika Birleşik Devletleri ile, Avrupa birliği ile bazı sorunları vardır. Birbirini tetikleyen, birbiriyle ilişkili bir sorunlar manzumesi ile karşı karıyayız. 3,5 milyon Türk’ün yaşadığı bir ülkenin hükümetiyle münasebetlerin daha iyi olmasını hedeflemek lazımdır.  Türkiye açısından bu daha kolay yapılabilir; ama Almanya kendini duygusal Türkiye karşıtlığı ile daha da bağlar gibi  olmuştur. Uluslararası ilişkilerde özellikle diplomatik ilişkilerde olmaması gereken bir kibir unsuru ile karşı karşıyayız. Bu kibir unsurundan vazgeçtikleri ölçüde ilişkiler normale dönecektir kanaatindeyiz.

 

 

http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1582-medya-kibir-ve-teror-ucgeninde-almanya-nin-turkiye-ye-bakisi
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 14358 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)