HABER ANALİZ | 17 Kasım 2017

|

Orta Doğu’da Arap Dünyası Bölünürken Türkiye Nerede Yer Alacak?



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yurtdışı ziyaretleri Rusya Federasyonu’ndan sonra kritik gelişmelerin yaşandığı Orta Doğu’daki iki ülke ile devam etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan önce Kuveyt’e oradan da Katar’a geçti. Erdoğan, Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah ile görüştü. Görüşmeden sonra iki ülke arasında üç anlaşma imzalandı. Katar’da Emir Şeyh Temim bin Hamed El Sani tarafından törenle karşılanan Erdoğan, El Sani ile baş başa bir görüşme gerçekleştirdi. Bunun yanı sıra  heyetler arası görüşme de yapıldı. Görüşmelerin ardından iki ülke arasında 10 anlaşma imzalandı.

 

Erdoğan, Katar Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Kara Unsur Komutanlığını ziyareti sırasındaki törende, Mehmetçik tarafından yerli üretim milli piyade tüfeği MPT-76 ile karşılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın karşılandığı törendeki tüfeklerin, birliği 10 gün önce ziyaret eden Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli'nin talimatı üzerine gönderildiği öğrenildi.

 

Türkiye’nin son dönem Orta Doğu politikasını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Katar ile Kuveyt’e düzenlediği ziyaretleri Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Orta Doğu’da takip edilen politika bir iflas politikasıdır. Türkiye Suriye’de kaybetmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı orada rejim değişikliği yapılmasını amaçlamıştır. Kendine yakın “Müslüman Kardeşler” tipi bir yönetim oraya oturtacaktı böylece Suriye’de daha ileri bir ilişkiye geçilecekti; ama bu  olmadı. Suriye şu anda “de facto” olarak bölünüyor. Diğer taraftan, Irak’la ilgili de Türkiye bütün yumurtaları Barzani’nin sepetine koydu ve bu sepet referandumla birlikte kırıldı. Şu anda tekrar İbadi’yle ve Irak merkezi hükümetiyle bir ilişki geliştirilmesi söz konusudur. Diğer taraftan, Filistin’de HAMAS ekseninde bir siyaset yürütülüyordu; ama Kahire’de Sisi’nin gösterdiği ev sahipliği üzerine yapılan anlaşma sonucunda HAMAS Gazze’nin sınır kapılarını, önemli ölçüde de güvenliğini Ulusal Birlik  Hükümeti anlaşması imzalayarak Mahmud Abbas’a devretmeyi kabul etmiştir. Dolayısıyla, orada da bu zamana kadar AKP’nin yan baktığı daha seküler yapı ile bundan sonra ilgilenmek zorundadır. Keza, Mısırla ilişkiler çok durağandır. Mısır Orta Doğu’da önemli ve etkili bir ülkedir. Türkiye şu anda ters bir durum yaşamaktadır.

 

“Akıntıya Kürek Çekiliyor”

 

Katar krizinde Türkiye “adalet”, “ambargo” hikayesiyle hemen Katar’ın yanında yer aldı. Orada çok ciddi ilişkiler vardır; örneğin finans konusu... Diğer taraftan, Suudi Arabistan ve Körfez’deki bütün bloğu karşısına aldı. Şimdi Suudi Arabistan oradaki Sünni yapıyla yeni bir yöne doğru gidiyor. İsrail’le de İran tehdidine karşı birleşiyorlar  ve yakınlaşıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı da ters tehdit ediyordu. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde tekrar dengelemek zorunda kalacak. Bu defa Katar’dan biraz kayıp Suudi Arabistan’a yaklaşıp ve dolayısıyla da İsrail’e yaklaşacak. Bu defa da İran’ı  karşısına almak durumunda kalabilecek. Bunların ne yaptığı çok belli değil. Akıntıya kürek çekiliyor.

 

“İran AKP’nin Tehdit Gördüğü “Pers Milliyetçiliği” Çerçevesinde Değerlendiriliyor”

 

Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan’da arabulucu ama Kuveyt’teki yönetim daha ziyade Suudi Arabistan ekseninden olaylara bakıyor. Keza, Katarla da ilişkiler ziyaretlerle devam ediyor. Suudi Arabistan’la tekrar birlikte hareket edilmesi söz konusu olursa, o zaman Katar’ın da yarı yolda kalması Katar’a da sırtını dönmesi belki gündeme gelebilecek. Katar niçin uluslararası toplumun eleştirisini almıştı?

1) Her ne kadar Suudi Arabistan’la birlikte Yemen’de Şii milislere karşı operasyonlar yürütse de İran’la temas kurduğu için.

2) Müslüman Kardeşlere destek verdiği için.

Müslüman Kardeşler Filistin’de ideolojik olarak saf dışı kalıyor. Diğer taraftan İran da AKP’nin ciddi tehdit olarak gördüğü “Pers milliyetçiliği” çerçevesinde değerlendiriliyor. Türkiye yeni dönemde Suudi Arabistan ve o grupla yumuşamaya gidilecektir. İsrail de “İran tehdidi”ne karşıdır. Biz bunu böyle görmüyoruz. AKP, “Pers milliyetçiliği” olarak tanımladığını tehdit olarak görüyor.

 

“Söylemler ve Arazideki Gelişmeler Birbirine Ters Düşüyor”

 

Bu ziyaretlerin ticari alışveriş ötesinde geleceğe dönük ciddi bir perspektif içerdiğini söylemek hayli zordur. Katar’ın büyüklüğü ve ölçütleri dikkate alındığında Türkiye çok küçük bir ülkeyle büyük ülkeler grubunu karşısına alarak yoluna devam etmek istiyor. Eğer Suudi Arabistan’la yakınlaşma olursa biraz dengeleyebilir ama bu yönetimin her yerde sorun çıkardığını ve sorunların daha karmaşık hale getirdiğini düşündüğümüz zaman kolay olmayacağını söyleyebiliriz. Alelacele Katar’ın tarafında yer alınması şu anlama gelmektedir; bir taraftan Katar İran’la ilişkisi olduğu için suçlanıyor diğer  taraftan  AKP, “Pers milliyetçiliğini” tehdit olarak görüyor. Burada bir çelişki var. Bu yeni dönemde Türkiye’nin dış politikasında tekrar Suudi Arabistan ve Körfez’deki diğer ülkeleri yanına alacak bir hamleye ihtiyaç duyulacak. Bu da şu anda Trump’ın İran’ı çevreleme politikası, İsrail’in İran’ı bir tehdit olarak görüp onu mümkün mertebe yayılmasını önleme politikasıyla Suudi Arabistan’ın bu politikası örtüşüyor. Türkiye’nin de “Pers milliyetçiliği” olarak koyduğu politika da bununla  örtüşüyor. Türkiye şu anda bocalıyor. Söylemler ve arazideki gelişmeler arasında bir ters düşme yaşıyor. 

 

“Bu Zamana Kadar İsrail’e Karşı Savaşan Arap Dünyası Bölünüyor”

 

Şu anda ortaya yeni bir dinamik çıkıyor. Bu zamana kadar İsrail’e karşı savaşan Arap dünyası bölünüyor ve onun Sünni kesimi İran milliyetçiliğini -tırnak içerisinde ifade ediyorum- “İran yayılmacılığını” bir tehdit olarak görüp  İsrail ile daha da yakınlaşmaya doğru gidiyor. Burada ABD’nin yönlendirmesinin önemsiz olduğunu söyleyemeyiz. Keza, Trump’ın damadının yapmış olduğu, Trump’ın Suudi Arabistan’da yapmış olduğu temaslar, İran’ı çevreleme politikası ve bu çerçevede de İran’a karşı Sünni dünyada İsrail’e yakınlaşma “ihtiyacı” birlikte değerlendirildiğinde yeni bir dinamik ortaya çıkıyor. İlk defa Arap dünyasının Sünni kesimi sözde daha yakınlaşmaya doğru gidiyor. Önümüzdeki dönemde bunu göreceğiz. Bunun İran tehdidinden dolayı -tırnak içinde belirtmek gerekirse- “ihtiyaç”tan kaynaklandığı belirtilebilir.

 

 

http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1590-orta-dogu-da-arap-dunyasi-bolunurken-turkiye-nerede-yer-alacak
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 1490 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)