HABER ANALİZ | 26 Kasım 2017

|

Irak'tan Bir Bakış: Ayrılıkçılık İstikrar Getirir mi?



Irak’ta Türkmenler, Saddam Hüseyin döneminden bu yana zor şartlar altında varlık mücadelelerini devam ettirmeye çalışıyor. Özellikle geçtiğimiz günlerde Barzani yönetimi tarafından Kerkük’ü de kapsayacak şekilde Irak’tan ayrılmak için düzenlenen referandum sürecinde büyük baskılara maruz kalan Türkmenlerin yaşadıkları yerde saldırılar dinmiyor. Geçen hafta Irak'ta Salahaddin vilayetine bağlı çoğunlukla Türkmenlerin yaşadığı Tuzhurmatu ilçesinde pazar yeri yakınında bombalı araçla saldırı düzenlendi. Saldırıda ilk belirlemelere göre 20 kişi öldü, 40 kişi yaralandı.

 

Referandumda Irak’ın asli unsurlarından biri olan Türkmenler, toprak bütünlüğünü savunduklarını ifade ederek ve referandumu boykot etmişlerdi. Türkmenler, Irak içerisinde ayrılıkçı akımların Irak’a ve bölgeye fayda sağlamayacağını sıkça dile getiriyorlar.

 

Türkmenlerin beklentilerini, Irak’taki ayrılıkçı akımları ve bu ihtimallerin nelere sebep olabileceğini Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı Erşat Salihi, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

21. yüzyılın ilk çeyreğini yaşadığımız şu günlerde, dünya ayrılıkçılık olarak adlandırılan yüzlerce yaşında bir sorunla karşı karşıyadır. Bir diktatörlük altında ezilen   on   yıllarca   ezilen   bir   ulus   temsil   eden   bir   kişi   olarak,   sömürgeci devletlerin çatısı veya baskıcı rejimler altında kalan halkların bağımsızlık fikrini inkar   edemem.   Bununla   birlikte   ayrılıkçılık   fikri   siyasi   gruplar   tarafından yaşadıkları ülkelerdeki siyasi yapıyı kendi amaçları için değiştirmek amacıyla kullanılmaktadır.   Irak   örneği   toplumun   tamamında   bir   anlaşma   olmadığında ayrılıkçılığın   sadece   istikrarsızlık,   yoksulluk   ve   daha   fazla   çatışma getirebileceğini öğretmektedir.  

 

Küreselleşme, Ulus Devlet ve Ayrılıkçılık

 

Modern dünyada, ayrılıkçı milliyetçiliğin genellikle kötü sınırlar ve uyuşmayan kültürlerden   kaynaklandığı   düşünülmektedir.   Yani,   şiddet   yanlısı   ayrılıkçılık devletlerin sınırları ulusal   grupların  sınırlarıyla uyuşmadığında  ortaya  çıktığı düşünülmektedir.   Bu   bağlamda   ayrılıkçılık   devletlerin   uluslara   yaptığı adaletsizlikten kaynaklanıyor olarak görünmektedir. Eğer bu böyle kabul edilirse ayrılıkçı savaşların çaresi şudur: Sınırları yeniden çiz, parçalanmayı destekle. Fakat, parçalanmaya karşı olanlar basit bir soru sormalıdır. Eğer farklı etnik ve mezhepsel   gruplar   uzun   bir   süre   bir arada   yaşadıysa,   şimdi   neden   bir arada yaşayamasınlar? Ayrılıkçılık, kendi halklarını sosyal, siyasi ve ekonomik nedenlerle bağımsız devlet   kurmak   isteyenlere   yönelik   siyasi   bir   projedir.   Küreselleşme,   yerel kültürler üzerindeki vurguyu artırdıkça, devletlerin otoritelerini zayıflattıkça ve yerel ekonomik   şebekelerin   küresel   ekonomiye   entegrasyonunu   artırdıkça ayrılıkçı talepler artmaktadır. Eğer sınırlar üzerinde çatışma yoksa, kaynaklar üzerinde anlaşmazlık yoksa ya da düşman halklar ve yabancıların müdahalesi yoksa; buna karşılık baskı, savaş, açlık ve sistematik sömürü varsa; baskıcı bir devlete karşı bağımsız bir devlet talep etmek normal karşılanabilir. Bu   durumda   dahi, ayrı bir devlet kurmak isteyen siyasetçiler bunun sonuçları hakkında dikkatli olmalıdır. Yugoslavya örneği, yanlış yönlendirilmiş siyasi tutukluların   bir   devletin   çökmesine,   toplumun   yok   edilmesine   ve insanların öldürülmesine nasıl yol açabileceğinin çok iyi bir örneğidir. Irak, demokrasinin onlarca yıllık kökünün bulunduğu bir ülke değildir. Fakat, Saddam Hüseyin'in düşmesinden sonra, ülke savaştan parçalanan ir toplumun yeniden ayağa kaldırılması için mücadele vermiştir. Bu süreçte, Biz Türkmenler olarak, istikrarsızlığa   neden   olabilecek   hiçbir   siyasi   proje   talep   etmedir. Irak hükümetinin siyasi   kararlarının,   güvenlik   operasyonlarını ve demokratik olmayan uygulamalarının yanlış taraflarını   eleştirdik.   Bununla birlikte, hala ayrılıkçılığın Irak için bir çare olduğunu düşünmüyoruz;   tersine Irak toplumunun farklı parçaları   arasında yeni mağduriyetlere ve daha sorunlu ilişkilere yol açabilecek zehirli bir hedef olduğunu düşünüyoruz. Son 10 yılda, Irak etnik çatışma, mezhepçi siyaset, dış müdahale, yolsuzluk, devlet  otoritesinin çökmesi ve dini radikalizm  gibi   pek çok   sorundan   dolayı büyük problemler yaşadı. Her bir sorun diğerini besledi ve neredeyse her sorun bir krize dönüştü. Bu sorunların en kötülerinden birisi etnik ayrılıkçılıktır. Saddam Hüseyin'in   devrilmesinden sonra geçmişteki yolsuz sistem çöktü. Irak'taki insanlar kendilerine daha uygun düşen yerler bulabileceklerini umut ederek daha kapsayıcı bir devlet sistemine sahip olacaklarını umuyorlardı. Fakat, uygun mekanizmaların, dayanışmanın ve kapsayıcı çözümlerin yokluğu nedeniyle pek çok insan hayal kırıklığına uğradı. Bu hayal kırıklığı daha fazla şiddete neden oldu ve etnik merkezli veya mezhep merkezli kimlikler birleşik Irak kimliğinden daha güçlü hale geldi. Bugün dahi, her bir etnik ve dini grubun kendi   içinde   iç   ayrılıkları   bulunmaktadır. Bu ayrılıklar sadece daha fazla mezhepçi yaklaşımı artırmıyor, aynı zamanda etnik ve ayrılıkçı hareketleri de güçlendiriyor.

 

Etnik Ayrılıkçılık ve Irak Örneği

 

Irak   farklı   etnik   ve   ulusal   kimliklerden   oluşmaktadır. Irak'ın çoğunluğunu Araplar oluşturmaktadır. Fakat, kimse Türkmen ve Kürt milletlerini ve onların milli kimliklerini inkar edemez. Her iki milletin de güçlü milli kimlikleri ve kendi tarihleri vardır. Bununla birlikte güçlü bir milli kimliği olmak ayrı bir şeydir, ayrılıkçı olmak ayrı bir şey. Biz, Türkmenler olarak, ayrılıkçılığın halkımıza, Irak devletine ve Orta Doğu'ya istikrar  getirmeyeceğini   düşünüyoruz.  Kürtlerin  de   diğer   azınlıklar  gibi   eski rejim tarafından onlarca yıl baskı gördüğü doğrudur. Fakat, Saddam Hüseyin'in devrilmesinden sonra Kürtler Irak'ta ana iktidar belirleyicisi hale gelmişlerdir. Onların   federal   bir   bölgesi   vardır,   siyasi   ve   kültürel farklılıklarını orada hayata geçirmektedirler. Merkezi hükümet ile federal bölge arasında sorunlar olduğu doğrudur. Ancak, DAEŞ'i mevcut sorunları çözmek için bir fırsat olarak kullanmak iyi niyet olarak kabul edilemez. Medyada ve üniversitelerde tartışıldığı gibi, Orta Doğu'da her hangi bir yerde parçalanma başlarsa, bu durum "kelebek etkisi"ne neden olabilir ve bölgede pek çok stratejik soruna neden olabilir. Bölge son yıllarda halihazırda iç savaşlar ve radikalizmden yeterince zarar görmüştür. Neredeyse her örnekte, devletlerin sınırlarını değiştirmeyi isteyen siyasi veya silahlı   hareketler bölgesel aktörler tarafından güçlü bir biçimde engellenmiştir. Bu talepler yeni savaşlara neden olmuştur.

 

Bir terör örgütü olarak DAEŞ, sözde bir “İslam Devleti” kurmak istiyordu. Onun temel amacı Irak ve Suriye'nin rejimlerini ve sınırlarını değiştirmekti. Bu büyük bir yıkıma ve binlerce insanın ölmesine neden oldu. DAEŞ, Irak ve Suriye'den yok olurken, bu devletlerin merkezi otoriteleri, yeniden güçlenmeye başladılar. Bu yeniden inşa döneminde, tüm sorumlu aktörler olumlu ve yapıcı bir rol oynamalıdır. Bağımsızlık iddiasında bulunmak   ve   ayrılıkçı   hareketlere kalkışmak   Orta Doğu   ülkelerinde   merkezi   hükümetlerin   daha   fazla   zarar görmesine neden olabilir. Bununla birlikte, bu tavrımız, herhangi bir antik demokratik rejimi veya antidemokratik faaliyetleri desteklediğimiz anlamına gelmez. Biz Türkmenler olarak yıllar boyunca Irak ve Suriye hükümetleri tarafından tehdit  olarak muamele gördük.   Yıllar   boyunca   Türkmen   politikacıları,   sadece   milli   kimliklerini istedikleri   için   tutuklandı,   öldürüldü   ve   sürgüne   gönderildi.   Türkmenler   ne zaman kültürel be sosyal haklar talep etseler, diğer devletlerin içerideki ajanı olarak   algılandılar.  Ancak,   biz   hiçbir   zaman   halkımızı   hükümetlerime   karşı silah   kaldırmaya   çağırmadık.   Her   zaman   siyasetin   gücüne   inandık   ve hükümetlere karşı isyancı konumuna düşmedik. Neden bu yolu seçtik? Çünkü, ayrılıkçı bir hareketin şiddetle bastırılabileceğini veya müdahaleci bir yabancı gücün kuklası haline gelebileceğini biliyoruz. Aynı zamanda, Orta Doğu'da pek çok savaşa tanıklık ettik. Herhangi bir müdahaleye açık bir  bölgede   yaşadığımız aşikardır. Eğer  hükümetler  ve halklar  arasında barışçıl bir ayrılık olacaksa ve eğer halklar bir arada yaşamıyorsa, bir kişi neden bağımsız bir devlete karşı dursun ki? Fakat, Irak örneğinde halklar be hükümet bu ayrılığa karşıdır. Bununla birlikte, Kuzey Irak'ta bile ayrılıkçılığın Kürt halkı için da kaosa neden olabileceğine inanan bir çok siyasi lider ve parti bulunuyor .Ayrılıkçılık, insanların artık yorgun düştüğü Irak'ta uzun süreli bir savaşa neden olabilir.   Irak   halihazırda   birçok   soruna   sahip.   Bu   savaştan   çıkmış   bir   ülke. 1980'lerden bu yana, Irak halkı savaşlardan endişe duymaktadır. Irak, son 40 yılda birkaç yıl dışında hep savaş halindedir. Bu ülkeyi yeniden inşa etmemiz gerekmektedir. Fakat, her türlü anti demokratik uygulamanın kaldırılması gerektiğini biliyoruz. Kerkük'te   evlerimiz   çalındı,   nüfus   kayıtlarımız   yakıldı,   mezarlarımız   tahrip edildi ve halkımız ayrılmak zorunda bırakıldı. Yıllar boyunca, Saddam Hüseyin zamanında, topraklarımız bizden alındı ve rejim yanlısı gruplara dağıtıldı. Irak'ta Türkmen halkının yaşadığı diğer yerler tahrip edildi. Ne Saddam zamanında nede Saddam sonrası dönemde biz Irak hükümetlerinde uygun bir biçimde temsil edilmedik. Çok sayıda ITC yetkilisi öldürüldü veya liderlerimiz idam edildi. Kayıplarımızın tazmin   edilmesini   istiyoruz, fakat,   ayrı bir devlet hiç talep etmedik. Özetle, Irak örneği, bağımsız bir devlet iddiası veya ayrılıkçı talepleri olan en güçlü   aktörlerin   dahi   bölgesel   güç   dengesini   dikkate   alması   gerektiğini göstermektedir. Merkezi hükümetler zayıf olmalarına   rağmen, onların müttefikleri çökmelerine izin vermemektedir. Burada, Orta Doğu'da eğer barışçı bir ayrılık yoksa, ayrılıkçılık sadece savaşa ve yıkıma neden olur. Irak bundan şuana kadar çok çekti. Bu nedenle, biz ayrılıktan ziyade daha fazla demokrasi ve barışçıl bir yeniden inşa çağrısı yapıyoruz.

 

 

http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1601-irak-tan-bir-bakis-ayrilikcilik-istikrar-getirir-mi
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 14089 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)