HABER ANALİZ | 06 Aralık 2017

|

İsrail’in Hayali, ABD’nin Vaadi Gerçek Oldu: “Trump’ın Kudüs Kararı”



ABD Başkanı Donald Trump, seçimlerindeki propaganda döneminde dile getirdiği ABD’nin İsrail Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıma ile ilgili vaatlerini gerçekleştirmek için ilk adımını attı. Kudüs'ün statüsü üzerinde ABD'de yapılan görüşmeler gerginliklerle devam etti. Başkan Yardımcısı Mike Pence ve ABD'nin İsrail büyükelçisi David Friedman, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması ve büyükelçilik binasının taşınması için ağır baskı yaparken, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Savunma Bakanı Jim Mattis, Tel Aviv'den taşınmaya karşı çıkıyorlardı. Ancak danışmanlarına seçim sözünü tutmak istediğini söyleyen Trump bu konuda geçen hafta ağırlığını koydu.

 

Trump bugün yaptığı açıklamada İsrail Filistin barışı için çalışmaya devam edeceğiz. Ortadoğu barışı için elimden geleni yapacağım. İsrail Filistin çatışmasına çözüm bulunacak. İsrail'in başkenti olartak tanıyacaktı. Bu yasa kongreden büyük çoğunlukla çıkmıştı. ABD'nin büyük elçiliğini Kudüs'e taşıma kararından bertaraf ettiler. Kudüs'ün bu şekilde tanınması gecikti. Bazıları cesaretleri yok dediler. Şimdi İsrail ile Filistin arasında barış anlaşması çalışmaları var. Atılan bu adımı ABD'nin çıkarına olarak görüyorum. İsrail bağımsız ve egemen bir devlettir. Bu şehir başbakan ve cumhurbaşkanının evinin olduğu yerdir. Kudüs İsrail'in başkentidir. bundan fazlası da değildir, azı da değildir. Bu bu kadardır.

Bu Kudüs büyükelçilik yasası ile de uyumludur." ifadelerini dile getirdi.

 

ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul ettiğine ilişkin açıklamasını A. Gencehan Babiş, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in başkenti olarak Müslümanların kutsal kenti Kudüs’ü tanınması yeni bir durum değil, seçim propaganda döneminden bu yana gündeme getirdiği bir durumdur. Aslında ABD seçim propagandalarında bugüne kadar iki tanıma konusu çoğu zamanda adayların ajandasında yer almış ve kampanya süreçlerinde de gündeme getirilmiştir. Bunlardan birisi; sözde Ermeni soykırımının tanınması diğeri de Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması olmuştur.  Bu daha önce Barack Obama döneminde de hem rakibi Mitt Romney hem de Obama’nın kendisi tarafından dile getirilen bir husus olarak hatırlanmaktadır. 1967’de Ürdün’ün toprağı olan Doğu Kudüs İsrail tarafından işgal edilmiş, 1980’de İsrail meclisi Knesset, Kudüs’ü başkenti olarak kabul etmiştir. ABD’de Bill Clinton döneminde çıkan Kudüs Büyükelçiliği Yasası 1995 yılında Kongre’nin onayı almış ama başkanlar tarafından söz konusu yasa yürürlüğe sokulmamıştır. Trump tarafından da söz konusu yasa göreve geldiği günden bugüne kadar iki defa ertelenmiştir ama bugünkü karar ABD’nin İsrail politikasında keskin bir dönüşe işaret etmektedir.

 

“Orta Doğu’da Yeni Bir Gerginlik Kaynağı”

 

ABD içerisindeki İsrail lobisi, uluslararası kurumlar altında önemli konular tartışılırken İsrail’e verilen açık destek ve askeri alanda yakın işbirliği iki taraf arasındaki ilişkinin özel bir yerde konumlandırılmasındaki sebeplerden bazılarıdır. ABD açısından İsrail’in yeri hep ayrıcalıklı olmakla birlikte Obama döneminde ABD’nin İsrail – Filistin uyuşmazlığını çözmek adına birçok girişim yapılmış ama bu arabuluculuk girişimleri sonuç vermemiştir. İsrail ile ilişkileri de bu bakımdan soğuk bir sürece girmiştir. Özellikle ABD’nin Doğu Kudüs’te yeni yerleşim yerlerinin yapılması konusuna mesafeli duruşu ilişkilerde soğuk rüzgarların esmesine neden olmuştur. Trump döneminde ise bölgede ABD çizgilerini daha sert çizmeye başlamıştır. ABD, Orta Doğu politikasını İsrail ve Suudi Arabistan hattını bu açıklamayla yeniden belirginleştirmiştir. Yine, George W. Bush’un “şer ekseni” içerisinde gördüğü İran ile Obama döneminde “anlaşma” yapılsa da Trump döneminde “fanatik rejim” olarak tanımlanmıştır. İran’ın bölgesel ağırlığını artırma hamleleri, ABD’nin açıklamaları ile Kudüs kararı değerlendirildiğinde bu karar Orta Doğu’da yeni bir gerginlik kaynağı olacaktır.

 

Kuruluşundan sadece 12 dakika sonra dünyada İsrail’i tanıyan ilk devlet olan ABD’nin şu anda hiçbir büyükelçiliğin bulunmadığı Kudüs’ü başkent olarak tanıması uluslararası alanda da bir dönüm noktası olması bakımından kritiktir. Birleşmiş Milletler tarafından konuyla ilgili verilen kararlara da aykırı özellikler barındıran bu karar ABD’nin bu politikası Kudüs’ün başka ülkeler tarafından da başkent olarak tanınabileceğinin önünü açabilecektir. Kısaca; İsrail’in hayali, Trump’ın vaadinin böylece gerçek olduğu ifade edilebilir. Bölgede, gerginlikler hiç bitmemişken ABD’nin kararı bölgedeki bazı grupları daha da radikal hale getirecektir. Bunun ötesinde dinler arası diyalog da olumsuz şekilde etkilenecektir. İslam dünyası tarafından son derece hassas bir konu olan Kudüs uluslararası hukuk tarafından da tartışmalı bir konudur. Hıristiyan bir devlet olan ABD’nin Müslümanlar açısından kutsal bir şehir olarak sayılan Kudüs’ü Yahudi bir devletin başkenti olarak resmi tanıması bu pencereden bakıldığında sorunları beraberinde getirecek ve tepkilere yol açacaktır. Ayrıca, karar aynı zamanda terörist grupları provoke edebilecek bir durumu da ortaya çıkarmıştır. İsrail – Filistin arasındaki sıcak çatışmalara ortam hazırlayabilecek bu durum öte yandan da ABD’nin Orta Doğu’daki diplomatik misyon temsilciliklerine yapılacak saldırılara davetiye çıkarmıştır. İsrail – Filistin uyuşmazlığının önünde böyle bir engel daha belirmiştir.

 

“ABD’yi Vazgeçirecek Niteliğe Sahip Olmaz”

 

Söz konusu karara dünyanın birçok yerinden tepki geldiği görülmekle birlikte bunlar muhtemeldir ki, ilerleyen günler kınama düzeyinde kalacaktır. Bazı uluslararası örgütlerin söz konusu durumla ilgili kararlar, Kudüs ile ilgili böyle bir tasarrufun hukuka aykırı ve istikrara tehdit olduğunu teyit ederken öte yandan ABD’yi vazgeçirecek bir niteliğe sahip olmayacaktır.

 

“Türkiye’nin Sorun Yaşayacağı Asıl Nokta İsrail ile İlişkiler”

 

İsrail ile kısa dönem önce yaşanan büyük krizler ve ABD içeride yaşanan sorunlar birlikte değerlendirildiğinde bu durum Türkiye’nin Rusya – İran eksenine daha da yaklaşma olasılığını beraberinde getirmiştir. ABD’den gelen farklı açıklamalarla yılan hikayesine dönen terör örgütü YPG’ye yardım ve Zarrab Davası ile iyice gerilen Türk – Amerikan ilişkileri bu kararla da daha da negatif bir atmosferde ilerleyecektir. Öte yandan buna verilen tepki sadece Türkiye tarafından değil küresel bir tepki olacağından ikili ilişkilere yansıması olumsuz olacak ama bahsedilen diğer konular kadar fazla etki yapmayacaktır. Türkiye’nin asıl sorun yaşayacağı nokta İsrail ile ilişkilerdir.

 

Orta Doğu’nun ünlü şairi Nizar Kabbani’nin Kudüs şiirindeki şu sözleriyle Kudüs’ün statüsünün tarihi özellikleri doğrultusunda korunması temennisiyle sözlerime nokta koymak isterim;

 

“Geri dönecek göçmen güvercinler

Tertemiz yuvasına

Ve geri dönecek çocuklar oynamaya

Buluşacak babalarla oğullar”

 

 

http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1621-israil-in-hayali-abd-nin-vaadi-gercek-oldu-trump-in-kudus-karari
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 17319 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)