HABER ANALİZ | 10 Şubat 2018

|

Afrin Harekâtı ve Türkiye’ye Karşı Açılan Yeni Cephenin Baş Aktörleri



Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurlarıyla Afrin’deki terör örgütlerine yönelik başlattığı Zeytin Dalı Operasyonu’nda ilerleme devam ediyor. Hava sahasının açılması ile kuzey-batı hattı Kırıkhan – Hassa - Deli Osman bölgesindeki 65 km'lik sınırın 56 km'lik bölümünde kontrol sağlandı ve ilk kez derinlemesine 3 km ilerleme kaydedildi. Bununla birlikte Türkiye karşıtı etkinlikler uluslararası alanda devam ediyor. Washington'da, Washington Kurdish Institute tarafından organize edilen konferansta Türkiye'nin Afrin Harekatı ve Türkiye - ABD ilişkileri tartışılsa da asıl dikkat çeken nokta konferansın “Türkiye’nin Afrin’i İşgali: Yeni Müttefiklikler İçin Turnusol Testi” şeklindeki başlığı ve katılımcılar oldu. Konferansta Suriye Ulusal Süryani Konseyi Başkanı Bassam Ishak, PYD/YPG’nin dış ilişkilerle ilgilenen yöneticisi olarak görev yapan Sinem Muhammed, Amerika Ermeni Ulusal Komitesi Başkanı Aram Hamparyan gibi isimler yer aldı.

 

Türkiye’nin Afrin Operasyonu’nun eleştiren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da kısa süre önce 1915 olaylarının inkarı yasaklayan yasayı yeniden gündeme getirmişti. Konu, cumhurbaşkanlığı adaylığı süresinde Macron’un vaatleri arasında yer alıyordu. Macron, "1915 olaylarının tanınması için mücadele edeceğiz" diye konuştu. Fransız Cumhurbaşkanı olayların inkarını yasaklayan tartışmalı yasa ile ilgili olarak da parlamentonun gündeminde olmasının "çok önemli" olduğunu savundu. Tartışmalı inkar yasası Fransız Parlamentosu'nca 2011'de kabul edilmiş ancak 2012'de ifade özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmişti. 2017'nin ocak ayında tekrar gündeme gelen yasa tasarısı yürürlüğe girmeden reddedilmişti.

 

ABD’de Ermeni diasporasının önemli isimlerinin PYD/YPG’lilerle katıldığı toplantıyı ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un söylemlerini Prof. Dr. Aygün Attar TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Son birkaç aydır Amerika’da Türkiye’ye karşı birçok organizasyonlar ve algı operasyonları yapılıyor. Organizasyonların tümünün içeriğine baktığımız zaman Reza Zarrab davasından itibaren kamuoyunu farklı bir şekilde Türkiye’ye karşı bileme amaçları çok aşikar bir şekilde belli olmaktadır. Özellikle TSK’nın ülkenin güvenliği ve selameti açısından çok yararlı olan bir operasyon olan Afrin Harekatı’nı hayata geçirmeye başladığı andan itibaren Washington’da ve Amerika’nın diğer şehirlerinde gerçekten de “hummalı” bir şekilde Türkiye karşıtı ifadelerin arttığını görüyoruz. Bugüne kadar Amerika’nın Türkiye’ye karşı ve terörist eylemleriyle tanıdığımız bildiğimiz grupların Avrupa ve Amerika temsilcileriyle birlikte artık aleni bir şekilde ortak toplantılar ve koordinasyonlar geçirmesiyle birlikte en ilginç olan kısım piyasaya Ermeni diasporasının da sürülmüş olmasıdır. Örneğin, Washington Kürt Enstitüsü’nce 5 Şubat’ta “Türkiye’nin Artvin’i İşgal” adında “Yeni Müttefikler İçin Turnusol Testi” genel başlıklı panel düzenlenmiştir. Yeni müttefikler derken kimlerin kastedildiğini anlamak için konuşmacılara, organizasyonun katılımcılarına, aktivistlerine bakmak yeterlidir. Bu noktada karşımıza HDP’den Giran Özcan, PYD/YPG’den Sinem Muhammed çıkmaktadır ki, Sinem Muhammed Türkiye’de en azından konuyla ilgili uzmanların bildiği bir isimdir ve terör örgütü YPG’nin Avrupa’daki sorumlusu olarak baya bir hatrı sayılır faaliyetlerde bulunmuştur. Bunlarla birlikte ilginç olan iki isim daha vardır; birisi Ermeni diasporasının hatrı sayılır “ağır toplarından” olan ve ikinci oturum panelini de yöneten Aram Hamparyan’dır. Çok ilginç bulduğum isimlerden birisi de ABD Başkanı Donald Trump göreve gelir gelmez kendisine ziyarette bulunan, Beyaz Saray üzerinde de çok etkili olan ve siyaset üzerinde baskı grubu oluşturan Evanjelist çevrelerle sıkı fıkı olan kendisi de Evanjelist bir kimliğe sahip Bassam İshak.

 

“Türkiye Tepki Koymak Zorunda Kaldı”

 

Türkiye açısından söylüyorum; NATO üyesi ve müttefiki olarak Türkiye’nin her zaman vicdanlı bir şekilde davrandığını görmüşüzdür. Bu müttefiklik anlaşmalarında uluslararası ilişkilerde nadir olarak gördüğümüz bir durumdur çünkü genelde devletlerde kişiler birbirlerine tabiri caizse “dost” görünseler de hep farklı bir A, B, C planları vardır. Türkiye’nin de artık sabrı tükendi ve haklı olarak Türkiye’nin devlet bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaçlayan, sınırlarını tehdit eden ve kanlı terör olaylarında imzası bulunan gruplara ABD’nin silahlı desteğinin belgeli bir şekilde Türkiye yönetimince Amerikan yönetimine iletmiş olmasına rağmen siyasi, fiziki, lojistik destek vermesi sonucu artık devlet yetkililerinin konuşmasında da görüyoruz ki, Türkiye artık tepki koymak zorunda kaldı. Amerikan yönetiminin tercihlerini biz artık yeni konuşuyoruz. Oysa Soğuk Savaş dönemi yıllarından itibaren Orta Doğu bölgesinde Amerika’nın en güvenilir müttefik olarak çok uzun yıllar Türkiye’yi gördüğünü açıklamalarında ifade etmiştir. Buna rağmen, günümüzde Amerika’nın söylemlerinde bu olsa da icraatları tamamen farklıdır. Bu konu Türkiye tarafından da devlet çevresince Amerika’ya bildirildi.

 

“Amerika Yeni Müttefik Olarak Kimi Kastediyor?”

 

İçeriğinde “Türklerin Afrin’i İşgali” dedikten sonra “Yeni Müttefikler İçin Turnusol Testi” başlığını taşıyan bu panele baktığımızda sormadan edemedim; “Amerika yeni müttefik olarak kimi kastediyor? Hangi ülkeler üzerinde yoğunlaşacak? Türkiye’yi tercih etmediği çok açıktır. Bu yeni müttefikler arayışı sonucu hangi grup üzerinde yoğunlaşacak?” ABD, Türkiye ile terör örgütü YPG arasında seçim yapacak mı sorusunu tam da bu konuda çalışan akademisyenler olarak biz yüksek sesle kendi kendimize soruyorken ben burada bir Ermeni lobisinin piyasaya sürüldüğü gerçeğini görüyorum. Böylece Türkiye’ye sözde Ermeni soykırımı ile ilgili Türkiye’yi köşeye sıkıştırmayı alışkanlık haline getiren Avrupa ve Batı dünyasının Türkiye’nin yumuşak karnı olarak bunu gördüğünü düşünüyorum. 24 Nisan tarihi de yaklaşıyor eğer Amerikan’ın Washington kentinde Ermeni yasa tasarısına dair daha farklı bir eylem görürsek şaşırmamamız gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki, bütün bu söylediklerim olup bitenlerden yola çıkarak benim şahsi düşüncemdir.

 

“Terör Grupları ve Ermeni Diasporası Faal Olarak Yer Aldı”

 

15 Temmuz darbe teşebbüsü onlar açısından başarısız olmuş olsa da Türkiye’ye karşı algı operasyonlarında baş aktörler olarak Ermeni lobisi, YPG, HDP ile birlikte PKK’nın uzantılarını görüyoruz. Bunları göz ardı etmemek gerekir. Örnek verecek olursam; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son ABD ziyaretinde Washington’daki Türk Büyükelçiliği’nin önünde bilinçli bir şekilde organizasyonu yapılmış olan arbedenin çıkmasında bu terörist grupların da Ermeni lobisinin de içinde faal olarak yer aldığını görüyoruz. Olaydan sonra Amerikan Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu’nda tanık olarak dinlenen kişilere bakmamız yeterlidir. Bu panelde görev ve yer almış olan kişileri temsil eden siyasi gruplar ve Amerika’daki Ermeni Ulusal Merkezi’nin Başkanı Türkiye’nin aleyhine tanık sıfatıyla Amerika Kongresi’nin Dış İlişkiler Komisyonu’nda çok ağır ve kabul edilmez ifadeler sundu ve tutanaklara geçti. Bunu ironik buldum ama bu bana “tarih tekerrür eder” deyimini hatırlattı çünkü Amerika Senatosu’nda bundan 100 yıl kadar önce Lozan tartışmaları yaşandığı zaman aynı şekilde Ermeni diasporasının ve Amerika’nın Türkiye’deki Ermenileri kışkırtmasının ne kadar büyük para harcandığı tutanaklara geçmişti. Türkiye’nin önemli bankalarından birinin yöneticisi olan bir Türkiye Ermenisinin de “Amerikanlar elini eteğini bizden çekse, bu işlerle ilgilenmeseler aslında hiçbir sorunumuz olmayacak” dediğini hatırladım.

 

“Macron ASALA Terör Örgütünün Avukatları ile Ne Görüşür?”

 

Değinilmesi gereken bir diğer konu; Macron meselesidir… Emanuel Macron’un Fransa Cumhurbaşkanı seçilmeden öncede Fransa’daki Ermeni diasporasıyla dirsek teması ve yakın ilişkileri olduğu herkes tarafından biliniyordu. Macron’u göreve getiren seçim sonuçlarında, birinin eşi Ermeni kökenli Fransız vatandaşı olmakla birlikte Ermeni kökenli 3 kişinin daha olduğu yani toplamda 4 Ermeni kökenli Fransız vatandaşının mecliste milletvekili olarak yer aldığı biliniyor. Bu, Macron’un Ermenilerle yakın ilişki içinde olduğunun göstergesidir. Fransa’da Ermeni diasporası kuvvetlidir. Fakat burada ilginç olan şu noktadır; Macron yakın tarihlerde ASALA terör örgütünün avukatlığını yapmış olan iki Ermeni ile görüşme yaptı. Üzerinden 26 yıl geçen Hocalı Soykırımı’nda rol almış olan ve bunu övgü olarak kabul eden Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın bu yakınlarda Avrupa’da vermiş olduğu açıklamalarına baktığımız zaman ve bunları bir araya getirdiğimizde şunu görüyoruz; Türkiye’nin Afrin Operasyonundan rahatsız olan ABD ve Avrupa ülkelerinin daha farklı bir denge oluşturmak için Türkiye karşıtı faaliyetler gösterdiği gerçeği ortadadır. Macron, ASALA avukatını neden ziyaret eder? Bu iki eski avukatın Washington’da da aynı bağlantılarla çok etkili olduğunu burada ifade etmem gerekiyor. Dolayısıyla olaylara baktığımızda Türkiye aleyhine yeni cephenin aslında eskiden beri var olan ama perde arkasında olmayı tercih eden aktörleri sahnenin ön kısmında başrol olarak göreceğiz ve buna yakın tarihte hep beraber tanık olacağız.

 

 

http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1725-afrin-harek-ti-ve-turkiye-ye-karsi-acilan-yeni-cephenin-bas-aktorleri
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 13029 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)