HABER ANALİZ | 31 Mayıs 2018

|

Türkiye’nin Sırtına Fırat Doğusundan Saplanan Hançer: “Menbiç”



Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, haftaya Washington’da ABD’li mevkidaşı Mike Pompeo ile görüşeceğini hatırlatarak, Menbiç müzakereleriyle ilgili “4 Haziran’da takvim çıkma ihtimali var. Takvime bağlı, somut adımlar içeren yol haritası. Ortak bir açıklama yapacağız o gün” dedi. Çavuşoğlu, Kudüs krizi nedeniyle Ankara’ya çağrılan Türkiye’nin ABD Büyükelçisi’nin de bu ziyaret öncesinde Washington’a döneceğini bildirdi.

 

AA’nın haberine göre göre, 4 Haziran'da mutabakatla ilgili son imzanın atılması durumunda, YPG/PKK unsurları Washington'da kararlaştırılacak bir takvim çerçevesinde Menbiç'i terk edecek. İstihbarat kaynaklarından alınan bilgilere göre, Menbiç'te örgütün elebaşları ilçeden ayrılmaya başladı. İlçeden çıkan elebaşlar Fırat'tın doğusunda Türkiye sınırındaki Aynularab ilçesi ve buranın güneydoğusunda kalan Ayn İsa beldesine gitti. Ancak örgüt henüz topyekün çekilme hazırlığına başlamadı. Taraflar arasındaki mutabakata göre, 4 Haziran'dan sonraki süreç, Türk ve Amerikan taraflarının askeri ve istihbari unsurlarla ilçede ortak denetime başlamasını da öngörüyor. Denetim mekanizmasının ayrıntıları, sahadaki ihtiyaçlara göre yeniden şekillendirilebilecek. Mutabakat ayrıca, Menbiç'te teröristlerin çıkmasından sonra ilçenin yerel unsurlarından bir yönetim kurulmasını içeriyor. İlçenin güvenliğini sağlayacak askeri meclis ile kent hizmetlerini verecek yerel meclis, nüfusun etnik dağılımına göre kurulacak.

 

Menbiç’in Türkiye açısından önemini ve bölgenin tarihi arka planını Terör ve Güvenlik Uzmanı, MHP Ankara 2. Bölge Milletvekili Adayı Abdullah Ağar, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Menbiç’in Etnik ve Demografik Yapısı

 

Farklı dil lehçe ve kaynaklarda Münbiç, Minbiç, Minbij, Manbij gibi isimlerle alınan şehir Osmanlı arşivlerinde “Menbiç” olarak geçiyor.

 

Bölgesinin merkezi-geniş tarım arazileri üzerine kurulu ve üst rakımı 398 metre olan Menbiç, Fırat nehrinin ‘akış eksenine en yakın’ 30 km batıda yer alır. Türkiye sınırına 30-35 km (Karkamış), Halep Merkez’e 80 km, Cerablus’a 30 km, Ayn-el Arap’a 65 km, El Bab’a 45 km uzaklıktadır. Afrin-Menbiç arası ise 100 km’dir.

 

Suriye’de 2004 yılında yapılan nüfus sayımına göre, Menbiç’in nüfusu 100 bindi. Bu nüfusun yüzde 55’i Araplardan, yüzde 30’u Kürtlerden, yüzde 10’u Türkmenlerden ve geri kalan yüzde 5’lik kısmı ise Çerkezlerden oluşuyordu. Bununla birlikte yüzde 30’u oluşturan bu Kürt tabanın büyük çoğunluğu: Kendini “Garakeçik” olarak tanımlayan Türkmen “Karakeçililere” mensuptur. Burada siyasi ve sosyolojik etkilerle etnik bir dönüşüm yaşandığı görülmektedir. Menbiç’teki diğer Kürt tabanlı demografik yapılar ise Araplar ve Türkmenler kadar eski değildir. Bunların büyük çoğunluğunun yakın dönem Suriye siyasi tarihinde Baas dönemi demografik dönüşüm projeleri çerçevesinde Menbiç’te iskân edildikleri bilinir. Ayrıca yaklaşık 20 yıl önce Tişrin barajının patlamasıyla, başka alanlarda iskân zorunluluğu ortaya çıkınca, büyük kısmı Menbiç’e yönlendirilen Kürt tabanlı demografik bir akış söz konusudur. Bütün bunlara bağlı olarak Menbiç’e bağlı 360 köyden sadece ikisi asli Kürt köyüdür.

 

Demografik her türlü etkiye rağmen Menbiç, YPG/PKK işgaline kadar bütün etnik farklılıkların çatışma potansiyeli üretmeden yaşadıkları bir bölge olmuş, YPG/PKK’nın etnik ve ideolojik dayatmalarına ve dönüşümüne kadar etnik ve sosyolojik düşmanlık baş göstermemiştir. YPG/PKK coğrafi gaspıyla baş gösteren zorbalıklar, ötelemeler, ötekileştirmeler, ayrıştırmalar, etki altına almalar, angaje etmeler, baskılar, gasp ve zorlamalar, zorunlu göçler, adaletsizlikler ve zora/kurnazlığa dayalı demografik dönüşüm projelerinin devreye girmesi sonucu Menbiç halkının büyük bir kısmını temsil eden aşiretler ve siyasi yapılar, PYD/YPG işgaline karşı “İşgale Karşı Halk Hareketi” isimli bir birlik kurmuştur.

 

“İşgale Karşı Halk Hareketi”

 

Bu yapının içinde Arap aşiretleri olarak El Bubenna, Beni Asiyd, El Buşaben, Umeyrat, Ceys, Damalka; Türkmen aşiretleri olarak; Güleç, Araplı, Karaşıhlı, Hacı Ali sayılabileceği gibi Nida Partisi de siyasi bir oluşum olarak dahil edilebilir. Bu büyük aşiretlere, bunlara bağlı pek çok küçük aşiret, kabile ve aileler de eklemlenmelidir. Ayrıca şu an ÖSO bileşenleri içinde 700’ü aşkın Menbiçli savaşçı bulunduğu bilinmektedir.

 

2011’de başlayan iç savaş sonrası ise Menbiç’te nüfusun 200 bini aştığı, hatta 300 bine dayandığı ifade ve iddia edilir. Bu sayının 120 bini savaş sürecindeki iç göçle gelen mülteciler ve PYD/YPG tarafından getirilen Kürtlerden oluştuğu tahmin ediliyor.

 

Son dönemlerde yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle tekrar göç vermeye başlamış durumda. Nüfus, bu ve benzeri iç savaş dinamikleri nedeniyle oldukça dalgalı bir seyir izliyor.

 

Suriye Savaşı Sürecinde Menbiç

 

- Beşar Esad rejimine karşı isyan gösterilerine katıldı.

 

- Temmuz 2012’de ÖSO tarafından kontrol altına alındı.

 

- ÖSO ile şiddetli çatışmalardan sonra, 2014 yılında DAEŞ tarafından işgal edildi.

 

- YPG/PKK/DSG, 31 Mayıs 2016 tarihinden itibaren ABD başta uluslararası koalisyonun sağladığı son derece etkili hava desteğiyle şehri IŞİD’den aldı. Bu işgalin gerekçesi İŞİD’le mücadele idi. Ancak böyle bir şey gerçek anlamda yaşanmadı. Hatta PKK’nın bu işgali sırasında 200 civarında Menbiçli sivil hayatını kaybetti. Ölenlerden hiçbirisinin İŞİD’le tespit edilen bir bağlantısı yoktu. İlginç bir şekilde bu el değiştirmede hiçbir İŞİD üyesi esir alınmadı, alınamadı! Coğrafyayı objektif olarak takip edenler arasında BBC’nin Rakka’da ortaya çıkarttığı YPG/PKK-DAEŞ/IŞİD anlaşmasının bir benzerinin çok daha önce Menbiç’te yaşandığı ifade edilir.

 

- Menbiç, 19 Temmuz 2016 tarihinde PKK tarafından tamamen işgal edilmiştir.

 

Menbiç’te Kimler Var?

 

- Fırat Kalkanı Harekâtı ile El-Bab, IŞİD-DAEŞ’ten temizlendikten hemen sonra YPG/PKK güdümündeki “sözde” Menbiç Askeri Meclisi, TSK ve ÖSO’nun Fırat Kalkanı bölgesinden Menbiç’e ilerlemesini engellemek/domine etmek üzere aldığı bir kararla Rejim güçlerinin Menbiç’e bölgesine girişini sağlamıştır. Hemen sonra da Rejim güçleri Al-Ariman merkezli (Menbiç cebinin batı ucu) El-Bab ile Menbiç arasında 40 köye yayılmıştır. Buna bağlı olarak Menbiç’in Batı hududu Rus kontrolündedir. Rus/rejim bölgesi Arimah cebinin doğusundan başlar.

 

- Menbiç’in kuzey sınırını Sacur Suyu (Salur çayı) oluşturur. Bunun üzerindeki geçişe müsait Ayn Dadat köprüsünde ABD’nin kontrol noktası ve Uşariye de ileri karakolu vardır. Ayrıca ABD’lilerin Fırat Nehrine yakın Hamam dağında dinleme-kestirme noktası bulunuyor. Her şeye rağmen Menbiç merkez ve çevresinde ABD üsleri, kontrol noktaları ve sayıları hakkında, açık kaynaklarda kesin bir bilgi yok. Sadece, Menbiç bölgesinde 500 civarında ABD askeri olduğuna, bölgede koalisyona üye bazı ülke askerlerinin de (Fransız-İngiliz gibi) bulunduğuna dair bazı resmi açıklamalar, saha kaynaklarından ve araştırma kuruluşundan gelen bilgiler var.

 

- Bununla birlikte Menbiç’te yaklaşık 2000 civarında YPG/PKK’lı terörist bulunuyordu. Zeytin Dalı Harekâtından sonra Afrin’den kaçanlarla beraber bu sayı 6000-7000’e ulaştığı ifade ediliyor. Afrin’den kaçan teröristlerin taşınabilir ağır silahların büyük kısmını da Menbiç’e getirdiği söyleniyor.

 

- Sacur çayından sonra güneye yönelen temas hattı ise net değil. Özellikle kuzey hattı için “Sağlam/Stabil” denemez. Kaçakçılığın ve geçişlerin çok rahat olduğu, öyle ki bazen 50’nin üzerinde TIR’dan oluşan konvoylarla giriş çıkışlar yapıldığı biliniyor.

 

- Bütün bunlara bağlı olarak ABD ve operasyonel ortaklarının merkez, kuzey ve doğuda etkili olduklarını, buna karşılık Rusya ve rejim yanlısı güçlerin El Bab’ın doğusundaki Al-Ariman merkezli Menbiç alanlarında söz sahibi olduğunu görülüyor.

 

- Nihai tahlilde Menbiç ve çevresindeki 450 köyden 420’si ve ilçe merkezi YPG/PKK işgali altında. Menbiç idari sınırları içinde kalan 30 köyü ÖSO, 200 yerleşim birimini Suriye Rejimi ve müttefikleri kontrol ediyor.

 

Tarihi ve Topografik Göndermeler

 

- Eski ve tarihi bir şehirdir. Yunanlılar Menbiç’e; “Kutsal Şehir” anlamında Hieraoplis adını vermişlerdir.

 

- Menbiç halkı, 1921 Ankara Anlaşması imzalanana kadar Fransız işgaline karşı direnmiştir. Osmanlı arşivlerine göre Menbiç Suriye’de terk edilen-çekinilen en son noktadır. Fransız Mandası oluncaya nüfusun tamamını Türkmen, Arap ve Çerkezlerden oluşurken, bu tarihten sonra demografik müdahaleler başlamıştır.

 

- Süleyman Şah’ın Caber Kalesindeki (Kalaat Jabaar - Ceber) İLK TÜRBESİ Menbiç’in ilgi ve etki alanındadır. Esad gölünün güneyinde, Tabka barajının yakınlarındaki bu alanın adı stratejik bir göndermeyle “Fırat Kapı”dır.

 

- Karakozak’taki ‘Türk Toprağı’ Süleyman Şah’ın son türbe yeri ise Menbiç’ten geçen M4 devlet yolu Esad gölünün kuzeyinde Fırat üzerinde baraj üstü köprünün doğu yakasındadır ve ‘müdahale meşruiyetleri ile’ jeo-politik bir konumdadır.

 

- Menbiç, 2 Nisan 2013 tarihinde il merkezine dönüşmüştür. Suriye’de kültür ve sanat merkezi olarak ta bilinir. Umr el Serj Kalesi gibi tarihi eserler bulunmaktadır. Birçok şairin yaşadığı şehirdir. Bu şairlerden biri de El Buhturi’dir. Menbiç; “El Buhturi’nin Şehri” olarak da bilinir.

 

- Menbiç için; “Fırat’ın doğusuna açılan kapı” tanımı kullanılır.

 

Stratejik Değer

 

- Türkiye’nin terörle mücadelesinde, sınır ötesinden elde bulundurulması ya da etki altında tutması gereken son derece önemli alanlardan biridir.

 

- Türkiye’nin üniter yapısının devamlılığı, toprak bütünlüğü ve güvenliği adına icra edilecek bütün sınır ötesi etkilerle ilgili “Etki-İlgi ve Nüfuz” adasıdır.

 

- Coğrafyanın geleceğinde en önemli faktörlerden biri olan su havzalarının ve akarsuların kontrolünde, olası yaşanacak su savaşlarında Fırat’ı, Fırat üzerindeki Esat baraj gölünü, baraj gölü üstündeki (Tabka dahil) yol geçişli 3 barajı, sulama ağını ve buradan elde edilen enerjiyi kontrol etmesi nedeniyle bölgesel ölçekte can alıcı hidrojeolojik bir değere sahiptir.

 

- Türkiye sınırına yakınlığı, Rakka’ya geçiş için önemli bir yol olması, Halep şehrine ve kırsal köylerine giden birçok güzergâh üzerinde olması.

 

- Fırat Kalkanı bölgesi ile Rakka arasındaki köprüyü teşkil etmesi.

 

- YPG/PKK/SDG’nin en önemli amaçlarından biri olan üç farklı alanı (Afrin-Ayn el Arap (Kobani) ve Kuzeybatı Suriye) birbirine bağlayan bir konumda bulunması.

 

YPG/PKK Üzerinden Menbiç’te Türkiye’nin Sırtına Saplanan Hançer

 

Ağustos 2016’da 5.000 km2’lik bir alanı hedef alarak başlayan Fırat Kalkanı Harekâtı uluslararası hukuka dayalı, meşru müdafaa hakkını-terörle mücadeleyi-sığınmacılara güvenli bir yaşam alanı açmayı-terör koridoru (birleşik terör alanı) oluşmasına ve Türkiye-Ortadoğu bağının kopmasına engel olmayı amaçlayan ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ortaya çıkan ‘son derece riskli’ bir gayret atılımıydı.

 

Ve terörle mücadele çerçevesinde uluslararası ölçekte müzakere edilerek atılmış bir adımdı. Ancak nihai hedefi 5.000 km2 olan bu harekât, 2.015 km2 ile sınırlı kaldı.

 

5.000 km2’lik bir harekatın 2.015 km2 ile tamamlanmasının temel nedeni Menbiç’tir. Diğer küçük ada ise Tel Rıfat cebidir.

 

Başta ABD ile müzakere edilerek Türk karar vericiler tarafından 5.000 km2 olarak tanımlanmış bu alanın yüzde40 hedefle tamamlanmış olmasında, harekatın erken evrelerinde yaşanan temel bir olay neden olmuştur: Başta ABD özel kuvvetleri olmak üzere bölgede kendini gösteren Fransız kuvvetleri TSK ile TSK’nın kovaladığı YPG/PKK arasına girmişlerdir. Cerablus’un yaklaşık 20-25 km güneybatısında Sacur Suyu civarında yaşanan bu olaylar zincirinde, TSK bizzat müttefikleri tarafından domine edilmiş, imha süreci kaçınılmaz olan YPG/PKK’yı himaye etmek üzere ABD ve Fransız Özel Kuvvetleri araya girmişlerdir.

 

Erken evrede, YPG/PKK’yı menfaatleri doğrultusunda kullanan müttefikleri ile çatışmak istemeyen TSK, karar vericilerin iradesi doğrultusunda sorunun çözümünü siyasi ve diplomatik süreçlere bırakarak IŞİD’e konsantre olmuş ve Fırat Kalkanı Harekatı El Bab’ta sona erdiğinde, DAEŞ’in moral-güven ve direnç eşiğini bir daha ayağa kalkmayacak şekilde kırılmıştır.

 

Burada dikkat çekilmesi gereken çok anlamlı ve önemli bir başka durum daha var. ABD ve Fransız Özel Kuvvetlerinin Sacur Suyunda araya girmesinden sonra TSK’nın DAEŞ’e yoğunlaşması dahi Türkiye’nin müttefiklerine yetmemiştir. TSK unsurları El Bab’a hedefli harekatını icra ederken, bazı alanlar kurşun dahi atmadan el değiştirmiş, Afrin tarafından gelen YPG/PKK unsurları Tel Rıfat cebinden - Fırat doğusu ve Menbiç’ten gelen YPG/PKK unsurları da Bab kuzeyindeki Arimah cebinden iki alanı birleştirmeye çalışmışlardır. Bütün zorluğuna ve saha oyunlarına rağmen TSK unsurları daha süratli güneye inerek, ‘Fırat’ın doğusuyla batısındaki terör alanların birleşmesine neden olacak’ bu tarihi oyunu bozmuştur.

 

Bütün oyunları ve sonuçlarıyla, DAEŞ’in moral-güven ve direnç eşiğinin bir daha ayağa kalkmayacak şekilde kırılmasına neden olan temel etki ve harekatın mutlak sahibi olan Türkiye’nin, bunun karşılığı olan karasal alanda etki üretmesi bizzat müttefikleri tarafından istenmemiştir. Başta Fırat’ın doğu ve batı havzalarından güneye uzanan alanlar olmak üzere harekatın etkilediği hemen her alanda, ABD-PKK ve Rusya-Rejim eksenleri arasında tam bir toprak kapma yarışı yaşanmıştır. Buna söz verildiği halde, fiili bir oldu bittiye getirilen Menbiç dahildir.

 

TSK karşısında güven-direnç ve moral eşiği yıkılmış DEAŞ ise, daha sonra değişik saiklerle kullanılacak bir rezerv örgüt olarak Badiye’de, Irak-Suriye sınır hattında ve güney ve batı da bazı küçük alanlara çekilirken, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü, üniter yapısını, güvenliğini, bekasını ve bölgenin istikrarını hedef alan, etnik-mezhebi ve meşrebi düşmanlık-çatışma ve savaşlar peşinde olan ve sadece Türkiye’de 55 bin kişinin yaşamını kaybetmesine neden olan bir başka kanlı terör örgütü YPG/PKK yükselen değere dönüştürülmüştür.

 

Bütün bu gerekçelerle başta Menbiç olmak üzere, Fırat’ın doğusu, Irak’ın kuzeyindeki dağlık alanlar ve bir kanser gibi sarmaya çalıştığı Irak’taki tartışmalı bölgelerinden YPG/PKK/DSG/KCK ya da başka hangi adla anılırsa alınsın, çıkartılması, etkisiz hale getirilmesi, etkilediği toplumsal tabanların bu terör örgütlerinin etkisinden kurtarılarak meşrulaştırılması “insanlık ve güvenlik adına” büyük önem taşımaktadır.

 

Sadece etnik düşmanlık tabanlı örgütler değil; inançları-ideolojileri-dinleri-din altı yapıları, sistem ve güçleri istismar eden, hedef alan radikal tabanlı terör örgütler ve bunları kullanan iradelerle mücadele sadece coğrafyanın değil insanlığın geleceği adına elzemdir.

 

 

http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1916-turkiye-nin-sirtina-firat-dogusundan-saplanan-hancer-menbic
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 2665 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)