Dış Politika Araştırmaları Merkezi/ Rusya – Ukrayna | 28 Mart 2016

|

Taktiği, Stratejiye Kurban Veren Ülke: Rusya’nın İktisadi Darboğazı



Taktik zaferler ulusları memnun ederken, sahiplerini de kahraman haline getirebilir ama stratejik hataların üzerini taktik zaferlerle kapatmaya çalışmak sonunda hüsranı da beraberinde getirecektir.

 

Rusya’nın önce Gürcistan’da daha sonra Ukrayna’da ki saldırgan tutumunun halkına bugün ekonomik kriz olarak geri döndüğü ortadadır. Batı’nın insan hakları, demokrasi ve eşitlik gibi sloganlarla süsleyerek Rusya’ya karşı üst üste yaptığı stratejik hamlelere, Putin en sonunda sert bir şekilde karşılık vererek, önce Gürcistan’da, ardından Ukrayna’da Rus askeri gücünü ortaya çıkararak “Nasırıma basmayın” mesajı vermiştir.

 

Son olarak Suriye’de ortaya çıkan Rusya; deniz, kara ve hava güçleriyle IŞİD’le mücadele adı altında Amerika’nın bataklığa çevirdiği Ortadoğu’ya müdahil olmuş, Türkiye ile ilişkilerini koparma noktasına getirirken, Kürt Hareketi ile yakınlaşarak büyük bir stratejik hata daha yapmıştır. Zira Suriye cephesinde Amerika’dan yana taraf olan Türkiye’den intikam almak adına bölge de İsrail’in uydusu olacak bir Kürdistan’ın kurulmasına çaba sarf etmeye soyunmuştur.

 

Suriye’den çekilmeden, “Çekiliyoruz” açıklaması ile kendine göre akıllı bir hamle yapan Putin, ülkesine uygulanan ekonomik ambargoların ortadan kalkmadığını gördüğünde dünyanın en akıllı lideri olmadığını da anlamış olacaktır.

 

Sonuç olarak iktisadi bir kuvvete dayanmadan Ortadoğu’da hareket kabiliyeti geliştirmeye çalışan Türkiye’ye, bölgede direkt olarak sesini yükselten krizdeki bir Rusya’da katılmıştır. Diğer bir deyişle, bölge de Tofaş motoru ile Mercedes kadar süratli gözükmeye çalışan Türkiye’ye, Rusya’da bu anlamda eşlik etmeye başlamıştır.

 

Ekonomik ambargolardan önce attığı adımlar halkının milliyetçi duygularını kabartan ve artı puan toplayan Putin’in bugün sergilediği aynı tavırlar halkta kendisine karşı antipati uyandırmaktadır. Birkaç nesildir fakir yaşayan Rus halkı, yeni yeni zenginleşmeye başlarken yeniden babalarından ve dedelerinden dinledikleri o zor günlere dönme korkusu, halkta ki milliyetçi duyguları bastırmış, Rusya’nın iktisadi dar boğazı, kamuoyunun ilk sorunu haline gelmiştir.

 

Ülke gelirlerinin neredeyse yüzde 50’lik bir kısmının dayandığı petrol sürekli değer kaybederken, üstüne bir de ekonomik ambargolarla uğraşmak zorunda kalan Rusya’nın yakın gelecekte ne gibi sıkıntılarla karşı karşıya kalacağı ise Ruslar tarafından en çok merak edilen konu haline gelmiştir. Rahat bir yaşam sürmeyi, Kırım’a tercih edecek Rusların sayısı hiçte azımsanmayacak kadar çoktur. Esasen bu süreç 1991 Yılında Puşkin Meydanı’na açılan ilk McDonald ile başlamış, Sovyetler sonrası dünya ile entegre olmaya başlayan Rus halkının öncelikleri doğal olarak değişiklik göstermiştir. Dedeleri devletin “Endüstrileşiyoruz, dişinizi sıkın, sonunda refaha kavuşacaksınız” talimatıyla, fakirlik içinde dünyaya veda edenlerin torunları devletin yeni bir emriyle ile yeniden fakir kalmak, belki de cephelerde can vermek istememektedirler.

 

Bu açıdan düşünüldüğünde Rusya üzerinde ki ambargoların, artık Rusya’da devletin bizzat kendisi olarak görülen Putin’i cezalandırmanın yanı sıra, Rus halkıyla arasını açmaya yönelik bir hamle olduğu da görülmektedir.

 

Aynı Türkler gibi, zor günlerde yeniden toparlanma ve yarışa dâhil olma genleri taşıyan ve devlet için halkının refahından vazgeçme gibi bir kültüre sahip Ruslar’ın bu ambargoların da üstesinden gelebilecekleri düşünülebilir. Ancak bu düşüncenin önünde en büyük engel olarak Viladimir Putin karşımıza çıkmaktadır.

 

Son olarak geçtiğimiz günlerde ülke medyasına konuşan Rusya Doğal Kaynaklar ve Çevre Bakanı Sergey Donskoy, Rusya’daki petrol rezervlerinin 28 yıl içerisinde yani 2044 yılında tükenebileceğine işaret etmiş, ülkede konvansiyonel rezervlerin 2020 yılından itibaren azalmaya başlayacağına dikkat çekerek, Rusya'nın çıkarabilir petrol rezervlerinin teorik olarak yaklaşık 29 milyar ton olduğunu ancak halihazırda kanıtlanmış 14 milyar ton rezervin kaldığını vurgulamıştır.

 

Tarihin bundan sonra ki sayfasında Rusya için ne yazdığı önemlidir. Medvedev, devlet başkanlığı süresince bu tehlikeyi gördüğünü belli eden adımlar atmak istemiş, bunların bazılarında başarılı olurken, bazıları ise Putin engeline takılmıştır. Medvedev’in Slikon Vadisi’ne yaptığı ziyaret ve Rusya’nın teknoloji üretmesi gerekliliği hakkında ki açıklamaları, dünyanın geleceğini Putin’den daha iyi okuduğunun bir işareti de sayılabilir.

 

Sonuç olarak; iktisadi bir darboğazda terbiye edilmek istenen Rusya’nın ‘Tek adamı’ Putin, buradan bakıldığında, kovboyların önüne attıkları kementi boynuna geçirmemek düşüncesiyle hareket ederken, taktik zaferleri stratejik galibiyetlere tercih ederek Rusların geleceğini tehlikeye sokan bir adam portresi çizmektedir.

 

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1273-taktigi-stratejiye-kurban-veren-ulke-rusya-nin-iktisadi-darbogazi
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 3179 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)