Dış Politika Araştırmaları Merkezi/ Amerika Birleşik Devletleri | 21 Ekim 2016

|

1 Seçim, 2 Aday, 3 Tartışma… ABD Seçimlerine Yaklaşırken Son Durum!



Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 8 Kasım’da yapılacak seçimler öncesi Demokratların Adayı Hillary R. Clinton ve Cumhuriyetçilerin Adayı Donald J. Trump arasındaki rekabet sadece ülke içerisinde değil tüm dünya tarafından merakla izlenmektedir. İki adayın kendine has üsluplarıyla yürüttüğü kampanyalarında seçmenleri etkileyecekleri en önemli nokta olarak seçimlerden önce canlı olarak yapılan üç  karşılıklı tartışma olduğunu belirtmek gerekmektedir. Clinton ve Trump’ın kendi politikalarını anlattığı tartışmalar New York’ta görece daha samimi başlamış; ama ikinci ve üçüncü tartışmada hem tartışma ortamı gerilmiş hem de konular siyasi projelerden çok özel hayatlarında yaşanan olaylara dönmüş ve içerik de daha magazinsel bir havaya çevrilmiştir. Clinton, demokrat adaylar içerisinde Trump’ın cumhuriyetçiler içerisinde çıkmasıyla karşılaştırıldığında adaylığı daha rahat göğüslemiş ve son Trump ile yarışa başladıktan birkaç ay sonra farkı anketlerin geneline göre yüzde 6-7 seviyelerine kadar çıkarmıştır. En başta fazla şans tanınmayan Trump ise sansasyonel söylemleriyle dikkatleri üzerine çekmiş ve oyları kayda değer bir yükseliş trendi içerisine girmiştir. İlk tartışmaya kadar bu trendi devam ettiren Trump farkı yüzde 2’ye kadar indirse de tartışmaların başlangıcı kendi oylarının çok hızlı devam eden artışı için kırılma noktası sayılabilir. ABD seçimlerine çok bir az süre kala adayların ne vaat ettiklerini ve birbirlerine nasıl üstünlük sağladıklarını anlayabilmek açsısından iki aday arasındaki üç tartışma önemli veriler sunmaktadır.

 

İlk Raund: Hofstra Üniversitesi / New York – 27 Eylül 2016

 

ABD Başkan Adayları Hillary Clinton ve Donald Trump, New York’taki Hofstra Üniversitesi’nde tabiri caizse ilk düelloya çıkmıştır. Üç bölümden oluşan tartışmanın ilk olarak incelenmesi gereken noktalarının başında ekonomi, dış politika gelmektedir. Tartışmanın geneline bakıldığında, beklendiği gibi Trump daha agresif bir tonda, Clinton ise daha sakin bir üslupla seçmenlere seslenmiştir.

 

Dış politika konusunda IŞİD ile ilgili argümanların ön plana çıktığı tartışmada Clinton, bir bakıma Obama döneminin aslında devam edeceğini ifade etmiştir. Hava operasyonları ve yerelde Kürt ve Arap kuvvetlere destek konusu üzerinden gitmiştir. Bu, Türkiye açısından önemli bir noktadır; bu “Kürt gruplar” olarak belirtilen kimselerin terör grupları olması ilerleyen dönemlerde ABD ve Türkiye arasında hali hazırda devam eden anlaşmazlığın aşılamamasına sebep olacaktır. Trump ise IŞİD’in ortaya çıkmasının Obama döneminin ürünü olduğunu ifade ederek Clinton’a yüklenmiştir. Trump’ın söyleminde dikkat çeken nokta ise IŞİD ile mücadeleye Rusya ve Çin’in de katılması, bu da koalisyonun bir şekilde genişletilmesi manasına gelmektedir. Strateji olarak Trump, IŞİD’in sonunu getirene kadar bombalayacağını daha önce ifade etmişti; bu aslında halihazırdaki Başkan Barack Obama’nın da birçok defa dile getirdiği bir söylemdir. Trump’ın bu konuda farklılaştığı nokta; dediklerinin daha sert bir tonda olması olarak karşımıza çıkmıştır. Bunun yanında Clinton ise yer yer, Trump’ın Putin ile görece daha “sıcak” sayılabilecek ilgili ifadelerini eleştirerek, Rusya’ya daha mesafeli olacağını belli etmiştir.

 

Ekonomik söylemlere bakıldığında ise Clinton’un ABD içerisinde ilk olarak orta sınıf seçmenin oylarına talip olduğu ilk tartışmada bir kez daha görülmüştür. Clinton, kendisini orta sınıfla Trump’ın iş adamı kimliğini ise zengin sınıfla özdeşleştirip, avantaj etmeye çalışmıştır ki, bu noktada başarı sağladığı görülmüştür. Ülkede büyük oranda alt-orta sınıf içerisinde yer alan göçmenlere karşı Trump’ın söylemlerini “ırkçılık” olarak niteleyerek bu kesimde sempatisini bir kez daha artırma gayretine girişmiştir. Öte yandan Trump ise ülkede yeniden üretimin artacağını vurgulayıp istihdam kaynaklarını artıracağını belirterek öne çıkmaya uğraşmıştır. Genel manada ABD içerisinde büyük tartışmalara yol açan Obamacare’in devamını savunan Clinton’a Trump bu noktada da karşı çıkmıştır.

 

Adayların ilk tartışmada geçmişleriyle yüzleştiğinin altını çizmek de gerekmektedir. Clinton, Dışişleri Bakanlığı döneminde özel e-postasının kullanmasının hata olarak gördüğünü ifade etmiş, Trump ise gençken Afro-Amerikan birine ev kiralamamasını “o zaman çok genç olmasına” bağlamıştır. Bir diğer konu ise adaylar arasındaki dayanıklılık tartışması oldu. Trump, Clinton’un yeterince dayanıklı olmadığını ifade etti. Buna karşılık, Clinton, Dışişleri Bakanlığı döneminde 112 ülkeyi dolaştığını ve komitede 11 saat aralıksız çalıştığını söyleyerek görevde olduğu zamanlarda yoğun tempoda çalıştığının vurgusu yaptı. Bu söylemlerin altında Clinton’ın 11 Eylül anmalarından sonra arabasına zor bir şekilde bindirilmesi sonrası başlayan sağlık tartışmaları yatıyor. Doktoru tarafından zatürre olduğu iddia edilen Clinton’ın önce “sağlıklıyım” mesajı vermesi sonrasında ise Kaliforniya’ya olan seyahatini iptal etmesi bu söylentileri daha da artırmıştır. Bunun üzerine Trump’ın ABD’de ünlü Türk doktor Mehmet Öz’ün programında sağlık raporunu sunmasıyla tartışma sürmüştür. Clinton’ın sağlık konusu, ABD seçimlerinin propaganda sürecinde süreç içerisinde uzamış, Trump’ın geçmişindeki kayıtları ise son bir ayın en fazla ses getiren tartışma konularından birisi olmuştur.

 

2. Raund: Washington Üniversitesi / St. Louis – 9 Ekim 2016

 

İki aday arasında ikinci raund öncesi artık tarafların birbirleriyle ilgili olarak söylemlerinin daha da gergin bir hal aldığı ilk olarak belirtilmeli bunun yanında ise tartışmanın ilk tartışma kadar tempolu geçmediği belirtilmelidir. Trump’ın ilk tartışmaya göre daha itidalli olduğu görülse de Clinton’a göre gözle görülür derece iyi bir performans ortaya koyamamıştır.

 

İki aday, Orta Doğu ile ilgili ilk tartışmadaki söylemlerinin benzerini burada da ifade etmiştir. Trump’ın İslam karşıtı söylemlerine ve Müslümanların muhbirlik yaptığı iddialarına bu sefer sosyal medyada “#MuslimsReportStuff” etiketiyle alaylı bir cevap gelmiştir. Orta Doğu ile alakalı dünya gündeminde en fazla tartışılan mülteciler konusunda ise Trump’ın Suriyeli mültecileri “Truva atı” olarak tanımlaması aslında bu konudaki tavrını özetlemektedir. Trump’ın bu söylemleri bölgenin geleceği açısından umut vermese de Clinton’ın vaatleri de bölgeyi daha istikrarlı bir coğrafyaya döndüreceğe benzememektedir.

 

Ekonomi noktasında ise Clinton’ın Trump’ın vergi ödememesiyle ilgili eleştirilerine karşı Trump, yasal vergi mevzuatını çok iyi bildiğinin altını çizdi.  İki aday vergi politikaları tamamen farklı çizgidedir. Trump, zenginlere fazla gelir durumu çok iyi olmayanlardan ise düşük vergi indirimleri vaat ederken Clinton milyonerlerin biraz daha fazla vergi ödemesinden yanadır. Türkiye’de de seçimlerde ekonomi alanında büyük bir propaganda malzemesi olan asgari ücret konusunda ise Clinton Trump’a göre daha bonkör vaatlerde bulunmaktadır. Saat başına şu anda 7,5 dolar olan asgari ücreti Clinton 12 dolar yapmayı hedeflerken, Trump 10 dolar olarak asgari ücreti belirlemiştir.

 

ABD’de artık iki tarafın da siyasi projelerinden ziyade geçmişte özel hayatlarında yaptıkları tartışılmaya başlanmıştır. Trump’a geçmişteki ses kayıtlarında kadınlara yönelik söylemleri üzerinden yöneltilen eleştiriler son tartışma öncesi en büyük gündemdi. Bu tartışma öyle bir noktaya gelmiştir ki, önceki günlerde Trump’ı ABD’nin geleceği için bir tehdit olarak gören New York Times Gazetesi, 15 sayfasını Trump’ın geçmişinde kadınlara karşı giriştiği saygısız davranışlara röportajlar yaparak ayırmıştır. Buna karşın, Bill Clinton’ın başkanlığı zamanındaki Oval Ofis Skandalı zamanına bir mesaj olarak Donald Trump’ın eşi Melania Trump’ı savunmuş, Trump ise Clinton zamanı yaşanan bel altı skandalları hatırlatarak kendi üzerindeki eleştiri oklarını hafifletmeye çabalamıştır.

 

İkinci tartışmada iki adayın da kendi kanadında rahatsızlıklar gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Cumhuriyetçilerden üst düzey 33 isim Trump’a destek vermeyeceğini açıkça beyan etmiştir.  Eski Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice Twitter hesabından yaptığı açıklamada, ‘’artık yeter! Donald Trump başkan olmamalı. Adaylıktan çekilmeli” ifadesini kullanmıştır. Senatör John McCain, eşiyle birlikte Trump’a oy vermeyeceklerini açıkladı. McCain, Trump’ın kadınlara yönelik “aşağılayıcı açıklamalarının” onu desteklemeyi imkânsız kıldığını dile getirmiştir.[1] Demokratlar içerisinde ise Hillary Clinton’a karşı duyulan güvensizlik de iyiden iyiye konuşulmaya başlanmıştır. Tartışmanın en magazinsel boyutu ise Trump’ın Clinton’a karşı “Seni tutuklatacağım” cümlesi olmuştur.

 

3. Raund: Nevada Üniversitesi / Las Vegas – 19 Ekim 2016

 

Son tartışmanın dış politika konusu Rusya, İran, Irak ve Meksika üzerinden yükselmiştir. Bu ülkelerin hepsinin ABD dış politikasındaki rolünün adaylar tarafından kendine has yorumlanması birbirlerine karşı kontra argümanlara dönüşmüştür. Clinton, Trump için “Putin’in kuklası” demiştir. Trump ise Putin’in Clinton ve Obama’yı zekâsıyla her zaman alt ettiğini savunmuştur.[2] Trump’ın Clinton’ı eleştirdiği bir diğer nokta ise Orta Doğu’da İran’a fazla inisiyatif tanınması ve ABD’nin nüfuz alanının İran’a terk edilmesine Demokratlar döneminde fırsat verildiği olmuştur. Trump’ın söylemi de zaten ABD Eski Başkanı Ronald Reagan’ın da kullanmış olduğu “Let’s Make America Great Again” sözüyle sloganlaştırılmıştır. Trump’ın kampanya döneminin genelindeki söyleminde bugüne kadar ABD tarafından “diktatör” olarak lanse edilen liderler döneminde Orta Doğu’nun daha istikrarlı olması yer bulmuştur ki, bu Trump’ın olası başkanlığı döneminde ABD’nin dışarı karşı eskisi kadar “demokrasi” vurgusu yapmayacağının ipuçlarını vermektedir. Gerçekleşecek olası bir harekatta, Trump’ın üslubu “demokrasi getirme” kılıfından arınmış daha saf ve sert bir söylem olarak karşımızdadır.

 

Meksika ise adayların mültecilerle ilgili söylemlerinin kilit noktalarından birini oluşturmaktadır. Clinton’ın ılımlı söylemlerine rağmen Trump’ın göç akışlarını engellemek için Meksika sınırına duvar öreceğini söylemesi gündem yaratmıştır. Ne var ki, konuyla ilgili demeçleri ABD’nin bazı kesimlerinde etki yaratsa da gelgitli açıklamaları bir güven yaratamamıştır. Trump’ın Meksika ziyaretinde Başkan Pena Nieto, “Donald Trump ile olan konuşmamızın ilk başında açıklığa kavuşturdum, Meksika duvar için para ödemeyecek’’ demiştir. Trump ise göçle ilgili ana konuşmasında Meksika’nın yüzde 100 duvarın parasını ödeyeceği konusunda ısrar etmiştir. Bu açıklamaların tek bir minvalde olmaması seçmenlerin kafasını karıştırmıştır.

 

ABD’de son dönemde silahlanma konusu son dönemde büyük bir sorun olarak dünya kamuoyunda tartışılması konusu son tartışmaya damga vuran konu başlıklarından olmuştur. Trump, Obama döneminde kısıtlanmaya çalışılan sivil silahlanma hakkının altını çizdi. Geleneksel muhafazakar sağ söylem içerisinde politikalarını anlatmaya devam eden Trump’ın kaybettiği takdirde seçim sonuçlarını kabul etmeyeceğine ilişkin demeci ise gerilimlere sebebiyet vereceği endişesi yaratmıştır.

 

Değerlendirme

 

ABD seçimlerinde Liberteryan Parti’nin adayı Gary Johnson ve Yeşiller’in adayı Jill Stein’ın toplamda yüzde 5-6 bandında oy alacağı anketlerin genelinde anlaşılmakta, bilindiği üzere yarış Demokrat Clinton ve Cumhuriyetçi Trump arasında geçmektedir. Clinton’ın daha fazla devlet tecrübesi olması, first lady’lik, dışişleri bakanlığı ve senatörlük gibi görevlerde bulunması bu noktada herhangi bir bürokratik görev üstlenmeyen iş adamı Trump karşısında elini güçlendirmektedir. Bunun yanında Demokratlar, Obama döneminde ilk defa siyah bir başkan aday çıkarmalarının PR çalışmasına benzer şekilde bu “ilk kadın başkan” adayı olan Clinton’ın bu yönüne ağırlık vermektedirler. Karşısındaki aday Trump’ın ise cinsiyetçi söylemlerinin açığa çıkarılması sonrası özellikle kadın seçmenlerin eğiliminin bir kadından yana olması son sürecin belirgin parametrelerinden biri olmuştur. Trump’ın “ırkçılık” dozu yüksek söylemleri ise ABD içerisindeki Hispanik, Afro-Amerikan ve siyah seçmenlerin safını genel olarak Clinton’ın yanında belirlemesine zemin hazırlamıştır.

 

ABD seçimlerindeki bağış toplama ve kampanya bütçelerinin belirlenmesi de seçimlere etki eden önemli unsurlardandır. Demokrat aday Hillary Clinton kampanyada yaklaşık 766 milyon dolar toplarken, Donald Trump ise 399 milyon dolar toplamıştır. Bloomberg’in verilerine göre ellerinde kalan para ise şu anda Demokratlarda 177 milyon dolar, Cumhuriyetçilerde ise 97 milyon dolardır.[3] Veriler içerisinde dikkat çeken nokta ise sermayenin, bir sermayedar olan ve seçim döneminde ABD içerisinde üretimimin yeniden canlandırılacağını söyleyen Trump’ın arkasında olmamasıdır. Genelde Wall Street’ten giden bağışlar, Clinton’a yapılmıştır. Bağışların yanı sıra anketlerin genelinde de Clinton’ın önde gittiği algısı dünyaya yerleşmiş durumdadır. Ana akım Amerikan medyasında her tartışmadan sonra yayınlanan anketlerin ezici çoğunluğu Clinton’ı tartışmalarda daha başarılı göstermiştir. 8 Kasım’da yapılacak seçimlere çok az bir süre kala genelde de anketlerde Clinton öndedir. Seçimlere yaklaşılırken ABD’de “swing states” (sallana eyaletler) olarak bilinen Colorado, Florida, Iowa, Michigan, Nevada, New Hampshire, North Carolina, Ohio, Pennsylvania, Virginia and Wisconsin gibi yerlerde hangi adayın önde olduğu seçimlerin sonucunun kaderini belirlemesi açısından da önemlidir. Bu 11 eyalette Clinton, yüzde  46.4; Trump ise yüzde 41.6 olarak gözükmektedir.[4] Genelde ise anketlerden görülen durum Clinton’ın şu anda bariz şekilde önde olduğudur.

 

ABD seçimlerinde son süreçte, adayların politikalarından daha fazla tartışılan Clinton’un kendi sisteminden yolladığı e-postaları, sağlık durumu; Trump’ın geçmişindeki ses kayıtları ve  vergi ödemeleri gündem olmuştur. Nihayetinde, bel altına inen kampanya süreci kendini dünyanın “en gelişmiş demokrasisi” olarak gören bir ülkede demokrasinin mihenk taşı olan seçimlere giderken bu yolun şekillenişinin zaman zaman siyaset dışı yöntemlerle olduğunu da maalesef herkese göstermiştir.

 


[1] Trump Tepkilere Rağmen Adaylığı Sürdürmede Kararlı, http://www.dw.com/tr/trump-tepkilere-ra%C4%9Fmen-adayl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-s%C3%BCrd%C3%BCrmede-kararl%C4%B1/a-35999765, Erişim Tarihi: 19 Ekim 2016.

[2] Clinton ve Trump Son Kez 'Kozlarını Paylaştı', http://www.hurriyet.com.tr/clinton-ve-trump-son-kez-kozlarini-paylasti-40253515, Erişim Tarihi: 20 Ekim 2016.

[3] Tracking the 2016 Presidential Money Race, http://www.bloomberg.com/politics/graphics/2016-presidential-campaign-fundraising/, 21 Ekim 2016.

[4] POLITICO's Battleground States Polling Average, http://www.politico.com/2016-election/swing-states, 20 Ekim 2016.

 

 

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1321-1-secim-2-aday-3-tartisma-abd-secimlerine-yaklasirken-son-durum
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 2475 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)