Terör ve Güvenlik Çalışmaları Merkezi/ Terör Enstitüsü | 13 Aralık 2016

|

Beşiktaş Eylemi Bir Diplomasi ve İstihbarat Operasyonudur



Yıl 1983. CIA, Hizbullah'ın Ortadoğu'da ABD hedeflerine saldırı eylemi yapılacağı istihbaratını elde ediyor. Elint (elektronik istihbarat) kaynaklı istihbari bu bilgi, son derece önemli olduğu halde uygulamada bir değer ifade etmiyor. Haber, istihbaratın alfabesinin A'sı olan 5N-1K bilgilerini tam olarak içermiyor. Üstelik ABD, Ortadoğu'nun her yerinde bulunuyor ve bu coğrafyanın her noktası ise zaten hedef.

 

CIA, bu durumda yapılması gerekeni yapıyor ve diğer kaynaklardan haberin doğrulanması için girişimlerde bulunuyor. Ancak, ne yazık ki Hizbullah eylemini gerçekleştiriyor ve Beyrut'ta ABD askerlerinin hedeflendiği bombalı saldırıda 200'den fazla canın kanını döküyor.

 

Onca insanın kanını döken bu eylemin engellenememesinde eksik olan neydi? CIA, aylar sonra bu eksikliği itiraf ediyor... Haber, güvenilir bir kaynak olan elintten alınmasına rağmen insan unsuruyla desteklenerek eksiklerinin giderilememesi nedeniyle bütünlük içermiyor ve sonuçta terörist örgüt hedefine ulaşmış oldu, diyor.

 

Çıkarılan dersle bir istihbarat teşkilatının teknolojiyle donatılmış olmasının operasyonel bilgi derlemesine yetmediği ortaya çıkmış oluyor.

 

İstihbaratın derlenmesinde insan unsuruyla (humint) yapılanı kesinlikle değerlidir. İnsan eliyle bilgi derlenmesi aşaması oldukça zordur. O andaki istihbarat ağında yer alan diğer meslektaşlarının güvenlikleri, operasyonun gizliliği ayrıca dikkatli olunmasını gerektiren noktalardır. Bir kere derlendiğinde de sahada kullanılması son derece kolaydır ve olumlu sonuçlar verir.

 

Asıl zorluk temelde yatmaktadır yani uzman istihbaratçıyı yetiştirmektedir. Çünkü istihbaratçı okullarda yetiştirilmez. Ustalar yetiştirir. Dolayısıyla iyi bir uzman, uzmanlığını kendisinden sonra gelenlere aktararak devamlılığı sağlar.

 

İşte CIA, şimdi bunu yapıyor. İstihbarat ile diplomasi bir ülkenin dış ilişkilerinde ayrılmaz bir bütündür. Bu olmazsa olmaz koşulu usta istihbaratçılar ile diplomatlar bilirler. Bu kuralın kendilerine sağlayacağı başarının bilincinde olarak hiç bir zaman göz ardı etmezler. Dünyanın gelişmiş ülkelerinin dış politikalarına bakıldığında bu kurala sıkı sıkıya bir bağlılığın olduğu görülecektir.

 

Kurala aldırmayanların başına daima kötü olaylar gelir. Tıpkı Beşiktaş kahpeliğinde olduğu gibi. Türkiye, başarılı bir diplomatik hamleyle Suriye-Rusya-İran ittifakıyla bir anlaşmaya vardı. Türkiye'nin El-Bab'ı hatta Rakka'yı almak üzere yapacağı operasyonlara, başında Rusya'nın bulunduğu ittifak izin verecekti. Karşılığında ise Türkiye, Halep ve İdlib'teki desteğini çekecek, desteği altındaki muhalif güçlerin şehri terk etmelerini sağlayacaktı.

 

Nitekim Kasım ayında her iki tarafta da anlaşmaya uygun adımlar atıldı. Suriye'deki ibreyi Rusya ve ortaklarına ve diğer tarafta Türkiye lehine döndüren bu anlaşmaya ABD-PKK/PYD ittifakının sessiz kalmayacağına şüphe yoktu. Gelişmelere karşı harekete geçmemeleri halinde Fırat'ın batısından yola çıkarak oluşturmaya acilen ihtiyaçları olan "Kürt koridoru" hayal olacaktı. Görünmeyen tarafta adı ortalıkta hiç dolaşmayan ama Suriye'deki gelişmeleri an be an izleyen İsrail de beklentilerinin tehdit altına girdiği rahatsızlığını yaşıyordu.

 

Resmi kanaldan gerekli uyarılar ABD'li diplomat ve askeri görevlilerce yapıldı. Ancak sonucu değiştiren bir etki yaratmadı. Bu durumda uyarının istihbarat operasyonuyla yapılmasına sıra gelmiş oluyordu. Neticede malum kahpelik yerini buldu.

 

Buraya dikkat! Eylemden sonra batılı ülkelerden gelen başsağlığı mesajlarına bir de yorum eklendi. Denildi ki; "Türkiye, Kürt sorununa siyasi bir çözüm bulmadığı takdirde daha başka acılar da yaşanacaktır." Yani anlayana, Kuzey Suriye'de "Kürt koridorunun" önünden çekil demekti bu.

 

İşte bu noktada El Bab - Rakka ile Halep-İdlib üzerinde varılan anlaşmanın ABD-PKK/PYD cephesinde yaratacağı etki hesaplanamadı. Oysa istihbarat bu alana yoğunlaştırılmalıydı. Son iki haftada yakalanan intihar eylemcileri diğerlerinin yanında en açık ve net  emare ya da kokuydu. Böylece istihbaratın odaklanacağı nokta kendiliğinden ortaya çıkmış oldu.

 

İstihbarat geleceği görmektir. Geleceği görmenin ilk adımı küçük küçük parçalardan oluşan emarelerdir. Emarelerin uzmanlarca değerlendirilmesi geleceğin resmini, eksik parçalara rağmen ortaya koyar. Bu ancak ustaların üstesinden geleceği bir iştir. İstihbaratçının emaresi, polisin "koku almasıyla" büyük ölçüde aynıdır. İstihbarat, iyi yürüyen insani ilişkilerden ibarettir.

 

 

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1329-besiktas-eylemi-bir-diplomasi-ve-istihbarat-operasyonudur
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 1850 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)