Dış Politika Araştırmaları Merkezi/ Orta Doğu ve Afrika | 06 Mayıs 2017

|

Suriye’nin Kuzeyinde Üçlü Flört: “ABD – Rusya – YPG”



Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ve Rusya’nın Kuzey Suriye’deki faaliyetlerinde özellikle son 6 ayda bir hareketlilik ve niteliğinde bir değişiklik gözlemlenmektedir.

 

İlk olarak, Rusya tarafından bakacak olursak; Rusya’nın Kuzey Suriye’de mesela Membiç’te ne işi var sorusu akla geliyor. Bu gerçekten üzerinde durulması gereken bir soru. Net olmamakla birlikte, şu anda buradaki amacın öncelikli olarak o bölgedeki Kürtçülük faaliyetinin daha doğrusu PKK ve YPG’nin Amerika’ya teslim edilmemesi, Amerika’dan ayrıca burada ben de varım demesi anlamına gelecek bir girişim olması muhtemeldir. Diğer taraftan, Suriye’de gelecekte oluşturulacak yönetimde, PKK/PYD/YPG’nin o bölgede devletleşmesi ya da federasyon haline gelmesi halinde Esad’ın işlerini kolaylaştıracak girişimleri şimdiden başlatmak olarak da değerlendirmek gerekir.

 

Rusya’nın PKK/PYD/YPG ile ilişkilerinin siyasi içeriği zaten biliniyordu. Moskova bu ilişkilerde batının merkezlerinden geri kalmıyordu. Siyasi ilişkilerin silahlı içeriğe büründürülmesi kaçınılmazdı. Ancak son birkaç ay öncesine kadar masanın altından yürütülen bu ilişkilerin daha fazla gizli kalmasına gerek görülmemiş olmalı ki Afrin’de kurulan üssün gizlilikten çıkarılıp, dünyaya duyurulması sağlandı. Doğacak tepkilere hazırlıklı olan Rusya, durumu önemsiz göstererek, oranın “ateşkesi izleme merkezi” olduğunu söyledi.  Oysa yapılan yığınak ve askeri hareketlilik bunun söylendiği gibi olmadığını açıkça ortaya koyuyordu. Esasen Rusya için de ortaya attığına inanılıp inanılmamasının bir önemi yoktu. O istediğini elde etmişti, gerisinin önemi yoktu. Bıçak sırtında yürütmeye çalıştığı ilişkileri yüzünden Türkiye, bu palavraya inanmış göründü.

 

ABD, kendi öz mülküymüş gibi Irak ve Suriye’nin kuzeyini KDP/Barzani ile PKK/PYD/YPG arasında paylaştırıyor. Rusya ise K. Irak’ta her hangi bir yaptırıma sahip olmamasının acısını K. Suriye’de çıkarmaya çalışıyor. Barzani’nin Suriye’deki kolu olan Suriye Kürdistan Demokrat Partisi’ni (SKDP) ve diğer İslamcı Kürt partilerini PKK/PYD ile buluşturmanın girişimlerini yürütüyor.

 

Membiç: “Amerikan-Kürt Koridoru”nun Hayata Geçirilmesi İçin Önemli Bir Ayak

 

ABD tarafından bakacak olursak; ABD’nin öteden beri ne amaçla orada bulunduğu, ne yaptığı bellidir. Membiç, terör örgütü PKK için çok önemli bir yer olmakla birlikte ABD’nin ilerideki “Kürt-Amerikan karışımı koridor”unun hayata geçirilmesinde de önemli bir adım ve ayaktır. Türkiye’nin kararlı olarak Membiç’e operasyon yaparak buradaki PKK, YPG varlığını Fırat’ın doğusuna atma isteğini de kararlı olarak açıklaması Amerika’yı da telaşlandırmıştır. O bölgenin PKK’nın elinden alınıp da Türkiye’nin veya Türkiye’nin desteklediği güçlerin eline geçmesi Amerika’nın gelecekteki koridor hakkındaki planlarını haliyle bozmaktadır.

 

Rakka Operasyonu Hayata Geçirilememektedir

 

Bu olayların yanında ayrıca Amerika’nın hazırlandığı nihai hedefi Rakka operasyonudur ama bugün başladı, yarın başlıyor gibi açıklamalara rağmen bir türlü hayata geçememektedir. Bunun nedenlerinden bir tanesi Rakka’nın nüfus yapısında ABD’yi zorlayan etkenlerin bulunmasıdır. Yani şunu söylemek mümkündür; Kuzey Suriye’de PKK’nın yaptığı operasyonlar mesela Membiç’te bile bazı zorluklar olmasına rağmen güneye, Rakka’ya yapılacak operasyonda PKK diğer bölgelerde olduğu kadar rahat hareket edemeyecektir. Çünkü birincisi o bölgedeki nüfusu Arap aşiretlerinin oluşturması, diğer taraftan da bu aşiretlerin PKK’ya soğuk, muhalif hatta hasım gözüyle bakmalarıdır. İşte bu ABD’nin ilerideki PKK’nın başat güç olacağı bir operasyonun önüne çıkacak önemli güçlüklerden bir tanesidir. Dolayısıyla ABD bu tarafla ilgili olarak işi zorlamaktadır.

 

Burada Türkiye faktörü orta çıkmaktadır çünkü o bölgedeki aşiretlerin ABD’den çok Türkiye ile olan ilişkileri önemli görmesi gibi bir durum söz konusudur. Bu durum aynı zamanda, ABD’yi Türkiye’ye yakınlaştıran hatta Rakka Operasyonu konusunda istediği gibi karar vermesini engelleyen etkenlerden bir tanesidir.

 

PKK/YPG’nin silahlı bir harekatta etkinliğini arttıracak ABD desteği hızını kesmeden devam ediyor. ABD tarafından örgütün ordulaşması için militan düzeyinden alay düzeyine kadar nitelik ve nicelik olarak düzenlemeler yapılıyor. Ateş gücü modern silahlarla arttırılıyor. Gelişmeler ABD’nin Rakka’ya terör örgütüyle birlikte yürüyeceğini gösteriyor. Ancak bir sorun var ki Rakka alınsa bile oluşturulacak bir PKK/PYD/YPG yönetimi ne kadar hakim olacaktır? Sonuç şimdiden ortada… Yönetim kalıcı olmayacak ve Rakka bir başka örgütsel çatışmaya sahne olacaktır. ABD işte bu noktadaTürkiye’nin desteğine muhtaçtır. Bunu da dikkatli görmek lazımdır.

 

Terör Örgütü PKK Açısından…

 

Terör örgütü PKK tarafından bakılırsa Amerika, Rusya’ya göre daha güvenilir bir dost-işbirlikçi olarak görülmektedir. (Burada “müttefik” kavramını kullanmamakta olduğumuzun altını çizerek ifade etmek isteriz çünkü bu meşru güçler için kullanılacak bir ifadedir. PKK gibi terörist bir organizasyon için ittifak-müttefik gibi nitelemeyi doğru bulmamaktayız.) Arkasındaki bu uluslararası gücün siyasi ve askeri destekleri ile PKK/YPG’nin şu an hızlı bir şekilde ordulaştığını söylemiştik. Örgütün açıklamalarına bakılırsa, PKK’nın önümüzdeki birkaç yıl içinde silahlı gücünü 100 bine çıkarmasını hedefleniyor. Burada akıllara hemen çok net bir şekilde şu soru geliyor ve ilk olarak bu sorunun cevabı bulunmalıdır. Bu kadar büyük bir silahlı hazırlığın mali kaynağı nereden gelmektedir? Önce buna bakmak lazımdır. Çünkü şu anda PKK’nın hâkim olduğu bölgelerdeki hudut kapılarından açık olanlar var. Her türlü aktarımın bu kapılardan yapıldığına şüphe yok. Para trafiğinin ise geçmişte olduğu gibi Erbil üzerinden dünyanın her noktasıyla kurulan bağlantı sayesinde yürüdüğü açık. Hatta Türkiye-K. Irak arasında işleyen “havale” sisteminin içerisine gizlenmesi suretiyle yürütülüyor olabileceği de dikkate alınmalıdır. İstanbul’da artan organize suç olaylarının arkasında PKK’nın karapara akışının bulunmadığını düşünmek gerçekçi olmaz. Meksika bağlantılı uyuşturucu kaçakçılığının faillerinin İstanbul’da silahlı çatışmaları, sonra da K. Irak’a kaçıp sığınmalarının üzerinde sıkı durmak zorundayız.

 

Türkiye Şimdiden Hazırlanmalı

 

Öte yandan, Karaçok Dağı’na yapılan son operasyon ABD’nin bu bölgedeki planlarının daha da karmaşık bir durumda yürüyeceğini göstermektedir. Türkiye’nin “Bu bölgede PKK’nın varlığına tahammül etmeyeceğiz, her türlü hareketine engel olacağız” şeklindeki kararlılığı ve bu kararlılık doğrultusunda Karaçok Dağı’na yapılan askeri harekat, ABD’nin şapkasını önüne koyup düşünmesine yol açmıştır. Bu kapsamda değerlendirdiğimiz 4 Mayıs 2017 tarihinde Uluslararası Kriz Grubu’nun hazırladığı bir rapor vardır. Bu rapor ABD’nin gelecekteki planlarını çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. PKK/PYD’nin K. Suriye’de ele geçirdiği bölgeye Rojava adını verdiği hepimizin bilgisi dahilinde… Önce ABD, PKK’lılardan bu isimlendirmeyi bırakmalarını istedi. Ardından örgütün tepe yönetimi bu istek/talimat doğrultusunda bölgeye Rojava demeyeceklerini duyurdu. ABD’nin amacı, Rojava’nın sadece Kürtleri/Kürtçülüğü temsil etmesine son vermek ve yönetimin sadece onları değil görünüşte kalacak Arap, Süryani, Türkmen diğer etnisiteleri de kapsadığını göstermektir. Bu nedenle Rojava yerine Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu isminin kullanılmasını istiyor. Bu basit bir tanımlama değişikliği değil elbette. Burada amaç, PKK’nın isminin tamamen silinmesidir. ABD, Suriye’de PKK’yı çağrıştıran her şeyi görünüşte silmeye, unutturmaya çalışıyor. Çünkü bu bölgede gelecekteki planları PKK’nın adının her ortamda geçmesi nedeniyle bozulmaktadır. Dolayısıyla önümüzdeki süreç içerisinde Amerika’nın baskısıyla Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu şeklindeki bir yapılanmanın sanki PKK’dan ayrı bir yapılanmaymış gibi kabullenilmesiyle karşılaşacağız. Türkiye ile görüşmelerde “PKK ile hiçbir bağlantısı olmayan demokratik bir federasyon var” şeklinde bir statü gerçekmiş gibi önümüze konulacaktır. Silahlı-siyasi ve diplomasi niteliğinde olabilecek bu türlü değişimler için bizim şimdiden karşı tezleri hazırlamamız gerektiğini düşünmekteyiz.

 

 

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1378-suriye-nin-kuzeyinde-uclu-flort-abd-rusya-ypg
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 28561 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)