Dış Politika Araştırmaları Merkezi/ Avrupa Birliği | 12 Temmuz 2017

|

Türkiye ve AB İlişkilerini Yeniden Yorumlamak



AB Parlamentosu’nda Türkiye ile müzakere sürecinin durdurulmasının onaylanmasının ardından, Türkiye'nin AB ile ilişkileri yeniden konuşulmaya başlanmıştır.

 

Bünyesinde Avrupa Birliği Bakanlığı dahi bulunan bir ülke ile birliğin ilişkilerinin bu derece gerilmesi üzerinde ciddi olarak durmak gerekmektedir. Öncelikle şunu belirtmekte yarar görmekteyiz: Türkiye'nin yönünün neresi olduğuna dair son yıllarda ortaya çıkan tartışmaların çok sağlıklı olduğunu ve bunun kesinlikle tartışılması gerektiğini düşünenlerdeniz.

 

Türkiye, AB kapısında gerçekten haddinden fazla yıpranmış ve egemenlik haklarından çok fazla taviz vermiştir. Ülkemizde Avrupa Birliği denildiğinde bir takım çağdaş normlar akla gelmekte, bu normlara ulaşmak için AB üyesi olmamız gerektiği gibi bir düşünce toplumda AB üyeliğini destekleyenler arasında hakim olmuştur.

 

Avrupa Birliği'nin bünyesinde yaşattığı insan hakları, demokrasi, hukuk ve adalet gibi kavramlara sahip olmak için herhangi bir topluluğa üye olmamıza gerek olmadığını söylemekte fayda vardır. Türkiye bunu, kendisini yeniden inşa ederek başarabilir.  Türkiye'nin burada benimsediği tutum, "AB bizi almazsa Şangay'a yöneliriz"dir ki, bu kabul edilebilir bir şey değildir.

 

Türkiye, yükselen Avrasya'da bir oyuncu olacaksa bunun için Avrupa Birliği ile ve Avrupa ülkeleri ile kavga etmesine gerek yoktur. Buna, bir anlamda anlaşmalı bir boşanma diyebiliriz.

 

Türkiye, AB ile ilgili kararını verirken masaya koyması gereken ciddi sorunları da göz ardı etmemelidir. Örneğin, Çin'in Türkler üzerindeki baskı politikaları, Rusya'nın Kırım'ı işgali ve Avrasyalı güçlerin Ortadoğu'da Kürt kartına yaklaşımları gibi... Bunlarla beraber ihracat rakamlarımızda AB'nin yüzde 50'den fazla pay sahibi olduğunu da belirtmekte yarar vardır.

 

Aynı zamanda Türkiye, Avrupa Birliği ile kavga etmek zorunda değildir. Yukarıda da belirttiğimiz ve anlaşmalı boşanmaya benzettiğimiz şekilde birliğin kurumsal yapısı ile ilişkilerimizi bitirebiliriz.

 

Avrupa'nın 15 Temmuz süreciyle beraber sürekli Türkiye'nin aleyhine çalıştığı ortada olmakla beraber, Türkiye'nin Avrasya'da yükselen değer olması için Avrupa normlarını uygulaması gerektiğini de unutmamalıyız.

 

Bunun yanı sıra ülkemizin, Orta Asya'daki soydaşlarımız tarafından dünyaya açılan bir kapı gibi görülerek takip edildiğini ve bir ilgi merkezi olduğunu da gözden kaçırmamalıyız.  

 

Türkiye; Avrasya'da olabilir ancak Avrasya'da olmak demek, mevcut Avrasya rejimlerini Türkiye'de uygulamak demek olmamalıdır.

 

İktidar, stratejik akıldan yoksun bir şekilde sadece ülkedeki gücünü sürdürmek için Avrasya'ya yönelirse, yıllardır AB içinde günah keçisi olan ülkemizin bu defa aynı rolü Şangay'da oynayacağı aşikardır.

 

 

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1430-turkiye-ve-ab-iliskilerini-yeniden-yorumlamak
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 2546 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)