Dış Politika Araştırmaları Merkezi/ Güney Kafkasya | 05 Kasım 2017

|

Azerbaycan’ın Karabağ Politikası: “Hem Masada, Hem Sahada!”



 

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, 16 Ekim 2017 tarihinde İsviçre’nin başkenti Cenevre’de Ermenistan’ın uluslararası hukuka aykırı şekilde işgale devam ettiği Karabağ’daki durumu müzakere etmek üzere bir araya gelmişlerdir. İki cumhurbaşkanının yanı sıra görüşmede Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov, Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan, 1992 yılında kurulan AGİT Minsk Grubu Rusya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’ni temsil eden eşbaşkanları İgor Popov, Stephane Visconti, yeni görevine başlayan Andrew Schofer ve AGİT Özel Temsilcisi Andrzej Kasprzyk de görüşmede hazır bulunmuştur. AGİT’in internet sitesinde yer alan eşbaşkanlarının ve dışişleri bakanlarının ortak açıklamasında “Toplantı yapıcı bir atmosferde geçti. Cumhurbaşkanları, müzakere sürecini yoğunlaştırmayı ve temas hattındaki gerilimi azaltmak için ek önlemler almayı kabul etmiştir[1]”ifadeleri kullanılmış ve sürecin devam edeceği belirtilmiştir.

 

Cenevre Görüşmesi ve Minsk Grubu

 

Cenevre’deki bu görüşme, Azerbaycan’ın uluslararası arenada ifade ettiği prensiplere bağlılığının gösterilmesi bakımından önemli olmakla birlikte, görüşmenin muhtevasının beklentilere sebep olacak bir önemi olmadığı belirtilmelidir. İki ülke cumhurbaşkanları arasındaki 26. görüşme olan Cenevre görüşmelerinin önemli özelliklerinden birisi Ermenistan’ın hiçbir şartı kabul edilmeden 16 ay sonra masaya oturmasıdır. Azerbaycan, özellikle 2016 senesindeki Nisan Savaşları sonrasında sahada önemli kazanımlar elde etmiş, daha sonra diplomasi alanında Viyana ve St. Petersburg da iki cumhurbaşkanı ateşkesin devam edeceği, denetim mekanizmalarının artacağı yönünde görüşmeler yapmıştır. Ne var ki, bu görüşmeler sonucu Ermenistan sistematik ateşkes ihlallerine devam etmiş ve sivilleri hedef alan saldırılarını durdurmamıştır. İlham Aliyev, Cenevre’den önceki 9 Ekim tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında bu durumla ilgili olarak “Artık diplomatik üstünlük bizim taraftadır” ifadelerini kullanmıştır.[2] Belirtmek gerekmektedir ki, Ermenistan’ı Cenevre’de masaya getiren asıl zorlayıcı etmen, AGİT’in baskılarından öte bölgede Azerbaycan’ın artan askeri kabiliyeti ve gücüdür. Ayrıca, Karabağ uluslararası hukuka göre Azerbaycan toprağı sayıldığından burada Azerbaycan’ın kuvvet kullanması da meşru bir haktır.

 

Ermenistan, fiili işgaline “self-determinasyon” kılıfı aramakta ve bu yolla işgale hukuki bir zemin yaratmaya çalışmaktadır. Azerbaycan ise yüksek seviyeli bir özerklikle çözüm sağlanacağını düşünmektedir. Statükonun değişmesi yönünde net adımı olmayan Minsk Grubu’nun politikaları sayesinde Ermenistan’ın işgali devam etmekte, göçmek zorunda bırakılmış yaklaşık 1 milyon Azerbaycan Türkü evlerinden uzak kalmaktayken Karabağ bölgesine Ermeniler yerleştirilerek demografi değiştirilmeye çalışılmaktadır. AGİT’in bugüne kadar somut adım atmayan, Ermenistan’ın ateşkes ihlallerine karşı yaptırım uygulamayan ve Ermenistan’ın sorumsuz siyasetinin devamına sebep olan mekanizma “dondurulmuş bir ihtilaf” olan Karabağ sorunu için bir nevi “buzdolabı” görevini görmektedir. Minsk Grubu içerisinde sadece Türkiye, Azerbaycan’ın dediği gibi uluslararası kuralların uygulanmasını istemektedir. 

 

Kıbrıs ve Karabağ’da Aynı Uzlaşmaz Tavır

 

Kıbrıs konusunda Türkiye’nin uzlaşmacı tavrına karşılık Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) anlaşmayı reddeden tutumuna benzer politikalar Azerbaycan’ın tavrı karşısında da Ermenistan tarafında  gözlenmektedir. Serj Sarkisyan’ın Cumhurbaşkanı Aliyev ile görüşmesinden hemen sonra İsviçre’deki Ermeni diasporası ile toplantısında Azerbaycan tarafından kabul edilmesi mümkün olmayan “Bizim için tek çözüm, Karabağ’ın Azerbaycan’ın dışında kalmasıdır[3]” ifadelerini kullanması bu tavrı özetlemiştir. Geçmişte de bunun örnekleri görülmüştür. Türk tarafının “evet” demesine rağmen Annan Planı’nı reddeden GKRY’ye benzer şekilde Ermenistan da Azerbaycan’ın 2007 senesinde genel manada onay verdiği Madrid Prensipleri’ni kabul etmemiştir.

 

Minsk Grubu, Türkiye’deki Çatlak Sesler ve “Qarabağ” Duyarlılığı

 

Türkiye, Minsk Grubu’na üye olmakla birlikte “eş başkan” statüsünde olmadığından ötürü müzakere sürecine gidişatı değiştirecek ölçüde etkide bulunamamaktadır. Ne var ki, Türkiye’nin bölgede belirleyici bir faktör olması ve Azerbaycan ile geliştirdiği kardeşlik bağları ile bunun projeler vasıtasıyla somut alandaki yansımaları Türkiye’nin önemini artırmakla birlikte Karabağ sorununun ikili ilişkilerdeki yeri “olmazsa olmaz” olarak tanımlanabilir. Ermenistan ile ilişkilerde Dağlık Karabağ’daki işgalin bitirilmesi bir zorunlu koşul olarak masadayken, Azerbaycan ile ilişkilerde Karabağ konusunda destek verilmesi vazgeçilmez bir faktör olarak her zaman gündemdedir. Özellikle, 2009 yılındaki Batı’nın teşvik ettiği Ermenistan ile normalleşme süreci sonrası ikili ilişkilerde Türkiye’nin Karabağ’a desteği daha gözle görülür bir hal almıştır.

 

Bu çerçevede, iki ülkenin siyasileri kadar iki ülkedeki kamuoylarının, sivil toplum kuruluşlarının, gazetecilerinin de birbirlerine dikkatli şekilde yaklaşmaları ve taraflar arasındaki kardeşlik hukukunu bozacak eylemlerden/sözlerden kaçınmaları gerekmektedir. Türkiye’de Sabah gazetesinde Azerbaycan’ın büyük bir başarı elde ederek Şampiyonlar Ligi’ne katılan takımı Karabağ Futbol Kulübü taraftarlarının elinde “Qarabağ” yazısına ilişkin Mevlüt Tezel tarafından “en ezik koreografi” yakıştırmasının yapıldığı provokatif yazı iki tarafın da politikalarına aykırı olmakla birlikte gereksiz  bir gerginlik kaynağı oluşturmaktadır. Sinan Oğan tarafından sosyal medyada gündeme getirildikten sonra söz konusu şahsa karşı haklı tepkilerin iki ülkenin de siyaset, ticaret ve sivil toplum alanlarından birçok kişinin iştirakıyla bir kampanyaya dönüşmesi iki ülke kamuoyunun doğru yönlendirildiği takdirde mobilizasyonun da ne kadar hızlı olabileceğini bir kez daha hatırlatmıştır. Kısa zaman diliminde bu yazı kaldırılsa da zamanlaması manidardır.

 

- Aliyev ve Sarkisyan görüşmesinden kısa bir süre geçmişken,

- Bakü - Tiflis - Kars Demiryolu’nun açılma tarihi belirlenmişken,

- İlham Aliyev, D-8 Zirvesi’ne katılmak üzere Türkiye’ye gelmişken,

- Ankara’da Ermeni uzman/aktivistlerin katıldığı sivil toplum kuruluşları toplantıları artmaya başlamışken,

- Azerbaycan’ın daha önce önemli görevlerde bulunan başarılı diplomatı Hazar İbrahim yeni Ankara Büyükelçisi olarak henüz atanmışken bu nahoş yazının iki tarafa zarar vereceği aşikardır.

 

Türkiye’de Karabağ ile ilgili haddini aşan bir yazının yazılmasına sosyal medyada, basında ve futbol sahalarında birçok takımın taraftarlarının benzer şekilde “Qarabağ” yazan A4 kağıtlarını göstermesi Türkiye’deki Karabağ hassasiyetini göstermek ve bu çatlak seslerin önüne ivedilikle geçilebileceğini vurgulamak açısından son derece kıymetlidir. Verilen tepkiler, diplomatik müzakerelerde aynı noktada duran iki ülkenin siyasi tutumunun yanı sıra sosyal alanda vatandaşlarının da aynı kaygıyı paylaştıklarını bir kez daha kanıtlamıştır.

 

Değerlendirme

 

Azerbaycan’ın Karabağ politikasını uluslararası anlamda diplomatik arenada “masada” ve Ermenistan’ın tacizkar tutumunun devam ettiği bölgede askeri imkanlarını modern çağa göre geliştirerek “sahada” sürmektedir. Karabağ sorununun çözümü ve Karabağ’ın kaderi sadece pasifliği göz önünde olan Minsk Grubu’na bırakılmamalı, öte yandan Minsk Grubu’nun yapısının değişmesi gerektiği vurgulanmaya devam edilmelidir. Son yıllarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin reformuyla ilgili “Dünya Beşten Büyüktür”  söylemini bu bağlamda farklı bir biçimde ifade etmek gerekirse; “Karabağ  da Minsk Grubu’ndan büyüktür.”

 

Toplantının Azerbaycan açısından önemi uluslararası alanda sıkça vurguladığı barışçıl çözümden yana olduğu savının yeniden gösterilmesi ve ispatlanması açısından olumlu bir mesajdır. Bir mesaj özelliği taşımasının ötesinde bu görüşmenin, sorunun çözümü için önemli bir aşama olarak kaydedilecek bir girişim niteliği bulunmamaktadır. Aslında görüşme sonrasındaki atmosfer, sorunun çözümde şu ana kadar somut bir adım atmaktan uzak Minsk Grubu’nun genel tutumunun bir yansımasıdır. Karabağ’daki işgalin gerçekleşmesinde Ermenistan’a verdiği destekle büyük rol oynayan ve Ermenistan ordusu üzerinde büyük kontrol gücü olan Rusya, Ermeni diasporasının maddi gücünü kullanarak politika yapıcılar üzerinde nüfuz elde etme çabalarının görüldüğü ABD ile asılsız soykırım iddialarına yasal bir ulusal çerçeve kazandırma girişimleriyle gündeme gelen Fransa’nın eş başkanlık yetkilerini sürdürdüğü bir yapıdan Azerbaycan açısından tatmin edici bir sonuç beklemek gerçekçi bakış açısıyla örtüşmemektedir.

 

Önemle üzerinde durulması gereken husus ise Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerinin sadece siyasi alanda devam etmediği iki ülkenin bütün unsurlarının her alanda etkileşim içerisinde olduğudur. Özellikle, Azerbaycan’da Türk medyasının sıkı şekilde takip edildiği nazarda tutulmalıdır. Dolayısıyla, eline kalemi her alanın Karabağ ve Azerbaycan ile ilgili bir şey yazmadan önce iki kez düşünmesi bir gereklilik değil aynı zamanda bir sorumluluk olarak görülmelidir.

 

(Bu makale “Azerbaycan’ın Karabağ Politikası: “Hem Masada, Hem Sahada!” başlığıyla Diplomatik Gözlem dergisinin Kasım 2017 sayısında yayınlanmıştır. Yine bu yazının İngilizcesi “Azerbaijan’s Karabagh Policy: At the Table and in the Field” başlığıyla Diplomatic Observer dergisinin Kasım 2017 sayısında yer almıştır.)

 


[1] Joint Statement by the Foreign Ministers of Armenia and Azerbaijan and the Co-Chairs of the OSCE Minsk Group, http://www.osce.org/minsk-group/350091, Erişim Tarihi: 22 Ekim 2017.

[2] Cenevrə Görüşü Düşmən Ölkə Üçün Asan Keçməyib, http://www.movqe.az/news/siyaset/107903.html, Erişim Tarihi: 22 Ekim 2017.

[3] Working Visit of President Serzh Sargsyan to Switzerland, http://www.president.am/en/foreign-visits/item/2017/10/16/President-Serzh-Sargsyan-working-visit-to-Switzerland/, Erişim Tarihi: 22 Ekim 2017.

 

 

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1575-azerbaycan-in-karabag-politikasi-hem-masada-hem-sahada
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 17629 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)