Terör ve Güvenlik Çalışmaları Merkezi/ Güvenlik Araştırmaları | 20 Kasım 2017

|

Yunan Bakan Atatürk’e ve Türk Milletine Hakaret Ederken Neredeydiniz?



NATO’nun Norveç’te düzenlediği tatbikatta Atatürk ve Erdoğan, düşman tarafında gösterildi. Türkiye, tatbikata katılan askerlerini geri çekti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg hem Türkiye’den hem de Erdoğan’dan özür diledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan haklı olarak Atatürk’e ve kendisine yapılan hakareti son derecede sert sözlerle eleştirdi ve eleştirmeye devam ediyor. Türk Dışişleri Bakanlığı da resmi internet sitesinden yayımladığı 353 numaralı açıklama ile olayı çok sert bir şekilde eleştirdi.

 

Türkiye’nin yöneticilerine ve tarihine yapılan hakaret asla kabul edilemez ve en sert şekilde tepki verilmelidir. Ancak, NATO tatbikatında meydana gelen skandala anında cevap veren Erdoğan, Yunan Savunma Bakanı Kammenos’un, 22 Mayıs 2016’da ve 18 Mayıs 2017’de Atatürk’e ve Türk Milleti’ne hakaret etmesine sessiz ve tepkisiz kaldı.

 

Yunanistan’ın başkenti Atina’da, 22 Mayıs 2016’da, Sözde Pontus Rum soykırımı ve Sözde Ermeni soykırımı anma töreni düzenlendi. Bakan Kammenos anma töreninde yaptığı konuşmada, 1909 -1923 yılları arasında, Jön Türkler tarafından 350 binden fazla Pontuslu Rum’un ve 1,5 milyon Ermeni’nin toplu halde öldürüldüğünü iddia etti. Kammenos, Yunan Parlamentosunun, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkış tarihi olan 19 Mayıs’ı, Pontus Rum soykırımı anma günü olarak ilan ettiğini de belirtti.

 

Tayyip Erdoğan, Yunan Savunma Bakanı küstah ve sahtekâr Kammenos’un, Türk Milletine attığı iftiralara karşı sessiz ve tepkisiz kaldı. Yunan Parlamentosunun, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkış tarihi olan 19 Mayıs’ı, Pontus Rum soykırımı anma günü ilan etmesine hiçbir tepki vermedi. Türk Milleti’ne açıkça hakaret edilirken, Erdoğan, AKP Hükümeti ve Türk Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’a müzik notası bile vermedi.

 

Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetinin sessizliğinden cesaret alan Yunan Savunma Bakanı Panos Kammenos, 18 Mayıs 2017’de de basın açıklaması yaparak sözde Pontus Rum soykırımı iddialarını tekrar gündeme getirdi. Kammenos’un basın açıklaması Yunan Savunma Bakanlığı resmi internet sitesinde yayımlandı. Küstah ve sahtekâr Kammenos, basın açıklamasında kin ve nefret kusarak Türk Milleti’ne ve Atatürk’e iftira attı.

 

Kammenos, 1914-1923 yılları arasında Karadeniz bölgesinde yaşayan Pontus Rum halkına soykırım yapıldığını ve soykırımın binlerce ölüme neden olduğunu iddia etti. Pontus Rum erkek, kadın ve çocuklarına işkence yapıldığını, onların kovulduğunu ve yok edildiğini iddia ederek Türk Milletine iftira atan Kammenos, Atatürk’e de iftira attı. Küstah ve sahtekâr Kammenos, Samsun’a çıkan Atatürk’ün sözde Pontus Rum soykırımını planladığını iddia etti.

 

Tayyip Erdoğan, Yunan Savunma Bakanı küstah ve sahtekâr Kammenos’un, Atatürk’e ve Türk Milleti’ne yaptığı hakaretlere karşı yine sessiz ve tepkisiz kaldı. Kammenos’un, tarihi gerçeklerle bağdaşmayan, belgeye dayanmayan, tamamen yalan ve iftiralarla dolu iddialarına karşı Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı resmi internet sitelerinden hiçbir tepki verilmedi.

 

Yunan Savunma Bakanı Kammenos, Atatürk’e ve Türk Milleti’ne hakaret ederken Tayyip Erdoğan neredeydi?... NATO’daki skandala haklı olarak tepki veren Erdoğan’ın, Yunanistan ve Pontus Rumları lehine pozitif ayrımcılık yaparak tepki vermemesinin gerekçesi nedir?

 

Yunan Savunma Bakanı küstah ve sahtekâr Kammenos’un, Atatürk’e ve Türk Milletine yaptığı hakaretlere karşı sessiz ve tepkisiz kalan Tayyip Erdoğan’a bir kez daha hatırlatalım; Bakan Kammenos’un soykırım iddiaları tamamen yalan ve iftiradır. 1923 Tarihli Lozan Antlaşması’na bakıldığında, Bakan Kammenos’un ne kadar yalancı ve sahtekâr olduğu görülecektir. Yunanistan’ın da imzaladığı Lozan Antlaşması’nın hiçbir yerinde Pontuslu Rumların soykırımı ile ilgili hiçbir kayıt yok. Aksine Lozan Antlaşması’nın 59. Maddesinde, Yunan Ordusunun Anadolu’da yaptığı katliamlar açık bir şekilde yazılmış ve katliam bizzat Yunanistan tarafından tescil edilmiştir. Bakan Kammenos’un Türk Milletine ve Atatürk’e iftira atmaya ve hakaret etmeye hakkı yoktur, haddine de değildir.

 

Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili olarak bugüne kadar uluslararası geçerliliği olan bir belge sunulamamıştır. Buna karşılık 1914-1921 yılları arasında Ermeniler tarafından katledilen 518.105 Türk’ün soykırımı tek tek belgelenmiştir.

 

Recep Tayyip Erdoğan, NATO’daki skandal ile ilgili olarak, “Mesele şahıs, parti meselesi değildir. Hedef Türkiye’dir, Türk Milletidir” dedi. Erdoğan’ın tespiti doğrudur. Ancak Yunan Savunma Bakanı da, Türk Milletini, Pontus Rum soykırımı ve Ermeni soykırımı yapmakla suçlayarak Türkiye’yi ve Türk Milletini hedef almıştır. Erdoğan ve AKP Hükümeti sessiz kalmak suretiyle suçlamaları zımnen tanımıştır. Erdoğan bu ikilemi nasıl izah edecek? Yıllardır sözde Ermeni soykırımı ile uğraşan Türkiye, şimdi de Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin savsaklaması nedeniyle sözde Pontus Rum soykırımı sorunu ile uğraşmak zorunda kalacak.

 

NATO tatbikatında meydana gelen skandala, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tarafından sert tepki verildi. Türk kamuoyu, anılan liderlerin, Atatürk’e ve Türk Milleti’ne hakaret eden Yunan Savunma Bakanı Kammenos’a ve Yunanistan’a da aynı tepkiyi vermelerini bekliyor.

 

Türkiye’nin NATO Şemsiyesinde Olması, Milli Çıkar ve Ulusal Güvenliğimiz İçin Gereklidir!

 

NATO tatbikatında meydana gelen skandal sonrasında Devlet Bahçeli, Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek tarafından Türkiye’nin NATO üyeliği sorgulanmaya başlandı. Ayrıca Türkiye’nin değişik illerinde yapılan gösterilerde Türkiye’nin NATO’dan çıkması talep edildi. Ancak bu konuda duygusallığı bir kenara bırakarak akılcı davranmak gerekir. NATO’nun 29 üyesi olup kararlar oy birliği ile alınır. Yani Türkiye dâhil, NATO üyesi her ülkenin alınacak kararları veto etme hakkı vardır. Türkiye bu hakkından neden vazgeçsin? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki 5 daimi üye ülkenin de veto hakkı var. BM daimi üyeliğinden vazgeçen ülke var mı? NATO’dan vazgeçmek veto hakkını kullanmaktan vazgeçmek demektir.

 

Yunanistan’ın NATO’nun askerine kanadına dönmesinde Kenan Evren veto hakkını kullanmamıştır. Peygamber efendimize hakaretler içeren karikatürlerin yayınlandığı Danimarka’nın Başbakanı Rasmussen için AKP Hükümeti veto hakkını kullanmamış ve Rasmussen, Erdoğan ve AKP Hükümetinin desteği ile Nisan 2009’da NATO Genel Sekreterliği’ne seçilmiştir. Fransa Devlet Başkanı Sarkozy’nin, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkmasına ve Türkiye’ye “İmtiyazlı Ortaklık” önermesine rağmen AKP Hükümeti veto hakkını kullanmamış ve Fransa, Erdoğan ve AKP Hükümetinin desteği ile Nisan 2009’da NATO’nun askeri kanadına dönmüştür. Milletimizi “van minut” masallarıyla uyutmaya çalışan Erdoğan ve AKP Hükümeti veto hakkını kullanmamış ve Mayıs 2016’da İsrail’in NATO’da temsilcilik açması sağlanmıştır.

 

Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını isteyenlerin, Evren ve Erdoğan’ın veto hakkını kullanmamasını eleştirmediği görülmektedir. ABD ve İsrail’in vesayeti altında olan ve milli olmayan hükümetler veto hakkını kullanmamıştır. Ancak Türkiye’nin veto hakkı şemsiyesi altında cereyan eden olumlu örneklerde vardır. Örneğin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin NATO Akdeniz Diyaloğu’na üyelik çabası, SHAPE Karargâhı / Belçika-Mons’ta Mayıs 2002’de yapılan alt komite toplantılarında engellenmiştir.

 

Sovyetler Birliği dağılmıştır ancak Rus tehdidi sona ermemiştir. Rusya Federasyonu’nun, NATO üyesi olmayan Gürcistan’a 2008’de savaş açtığı ve NATO üyesi olmayan Ukrayna’ya ait Kırım bölgesini 2014’de ilhak ettiği unutulmamalıdır. Rusya’nın elinde nükleer silah vardır. Ancak Türkiye’de nükleer silah yoktur. Türkiye’nin NATO üyeliği, nükleer saldırılara karşı caydırıcılık ve koruma sağlamaktadır. Türkiye’nin yüksek irtifa hava savunması konusunda NATO’dan destek aldığı da gözden uzak tutulmamalıdır.

 

Türkiye, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında NATO üyesi olmasaydı, NATO Antlaşması’nın 5. Maddesi Türkiye’ye karşı işletilebilir ve haklı olduğu bir mücadelede haksız konumuna düşürülebilirdi. Ege Denizi’nde Yunan işgali altında olan adalarımız diplomatik yollardan geri alınamazsa askeri müdahale kaçınılmazdır. Böyle bir durumda 5. Madde ile muhatap olmamak için Türkiye’nin NATO üyeliği devam ettirilmelidir.

 

Türkiye’nin NATO’dan çıkması halinde, AB üyesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin NATO’ya da üye olacağı ve Girit’e yerleştirmek zorunda kaldığı S-300 füzelerinin bir kısmını Güney Kıbrıs’a kaydıracağı gözden uzak tutulmamalıdır.

 

Geçtiğimiz haftalarda PKK terör örgütü tarafından Şemdinli’deki kontrol noktasına yapılan saldırıda 6 askerimiz ve 2 korucumuz şehit oldu. Teröristlerin saldırıda, ABD tarafından PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG/PYD’ye verilen AT-4 roketatarını kullandığı belirlendi. ABD’nin PKK’ya silah desteği vermesi asla kabul edilemez. ABD’ye en şiddetli şekilde tepki verilmelidir. Ancak PKK terör örgütünün çoğunlukla Rus yapımı Kaloşnikof piyade tüfeği kullandığı ve örgütün 1997’de Rus yapımı SA-7B füzesi ile biri taarruz ve biri genel maksat helikopteri olmak üzere 2 helikopterimizi düşürdüğü ve askerlerimizi şehit ettiğini unutmamak gerekir.

 

Türkiye’nin, NATO’ya girmek için Kore’ye asker gönderdiği ve NATO üyeliği için çok büyük bedel ödediği de unutulmamalıdır. Türkiye’nin NATO şemsiyesinde olması, milli çıkar ve ulusal güvenliğimiz için gereklidir. Asıl sorun, NATO'ya üye olup olmamak değil milli olup olmamaktır.

 

 

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1591-yunan-bakan-ataturk-e-ve-turk-milletine-hakaret-ederken-neredeydiniz
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 9237 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)