Dış Politika Araştırmaları Merkezi/ Kıbrıs | 04 Şubat 2018

|

Kıbrıs Konusunda Nerede Kalmıştık?



7 Ocak 2018 Genel Seçimi artık geride kaldı. Seçimde oy kaybına uğrayan partiler, yüzde 35’in üzerinde oy alarak halkın iradesi sonucunda birinci parti olmayı başaran Ulusal Birlik Partisi ile koalisyon kurmayı reddettiler. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) tarihinde ilk kez dört partiden meydana gelen koalisyon hükümet modeli denenecek.

 

Dörtlü koalisyon hükümetinin Başbakanı CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman oluyor. Dörtlü koalisyon hükümetinin kurulacağının anlaşıldığı ilk anda Erhürman’dan dikkat çekici bir açıklama geldi. Erhürman, "biz Kıbrıs sorunu konusunu Cumhurbaşkanı Akıncı’ya bırakma ve hükümet olarak ayrı bir politika üretmemek konusunda anlaştık " dedi. Dörtlü koalisyonun sıcağı sıcağına bu ilk mesajı kime idi acaba? KKTC kamuoyuna mı? Türkiye’ye mi? Uluslararası kamuoyuna mı? 

 

Dörtlü koalisyon içerisinde yer alan Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) temsilcileri son günlerde sık sık müzakerelere kalındığı yerden başlanması gerektiği yönünde açıklamalarda bulunuyor. Bilindiği gibi TDP, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın aktif olarak siyaset yaptığı dönemde genel başkanlığını yaptığı partinin devamıdır.

 

Gerek Tufan Erhürman’ın gerekse TDP yetkililerinin son günlerde yapmış oldukları açıklamaları nasıl anlamamız gerekiyor? Önümüzdeki süreçte Kıbrıs konusunda bir takım yeni gelişmelerin başlanacağının ipuçları olarak mı değerlendirmeliyiz acaba?

 

Kıbrıs konusunda nerede kalmıştık? Kısaca bir hatırlayalım. KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ve Rum lideri Anastasiadis arasında yeni müzakere süreci 2015’te başlamıştı. Liderler arasında sürdürülmekte olan görüşme sürecinde ilerleme kaydedilen başlıklar olduğu gibi, çözümü zor olan çetrefilli konularda vardı. Kıbrıs Türk Halkı için olmazsa olmaz konuların başında Mülkiyet, Güvenlik ve Garantiler konuları gelmekte idi.

 

Kıbrıs Türk Halkı, Kıbrıs sorununa adil, kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması amacıyla eşitlik, egemenlik ve uzlaşıya dayalı, güven duyacağı bir çözüme her zaman olduğu gibi 2015 sürecine de desteğini vermişti. 

 

Sayın Akıncı müzakere süreci ile ilgili olarak zaman zaman bazı önemli açıklama ve vurgulamalarda bulunmuştu. Örneğin Akıncı bir keresinde ‘2016 yılını federal bir çözüm için son şans olarak görüyorum’ demişti. Sayın Akıncı konuyla ilgili olarak yine bir başka açıklamasında ise ‘Anastasiadis ile aynı kuşağın liderleriyiz. Mevcut müzakere sürecini kendi kuşağımız ve federal bir çözüm için son şans olarak görüyorum’’ demişti.

 

Birleşmiş Milletler iyi niyet misyonu çerçevesinde Kıbrıs konusuna çözüm bulunabilmesi amacıyla son 50 yıl içerisinde oluşan ’’BM parametreleri’’ çerçevesinde en son olarak Crans Montana’da gerçekleşen Kıbrıs Konferansı Rum tarafının alışıla gelmiş klasik katı ve uzlaşmaz tavırlarını kararlılıkla sürdürmeleri nedeniyle 2017 Temmuz ayında çökmüştü.

 

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, müzakere sürecinin çökmesinin ardından yaptığı açıklamasında  "maalesef tüm çabalara rağmen bir sonuca varılamadı. Uzun süren çabalar sonrasında varılan bu aşama, BM iyi niyet misyonu parametreleri çerçevesinde bir çözüm bulunamayacağının imkânsızlığını ortaya koymuştur. Bu parametrelerde ısrar etmenin bir anlamı kalmamıştır’’ demişti.

 

TC Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik de "Kapsamlı müzakereler artık bitmiştir. Askıya alınmış ya da dondurulmuş değildir tartışılacak her şey tartışıldı bu süreç sona erdi. Bu süreci sabote eden Rum tarafı oldu’’ demişti.

 

Müzakere sürecinin çökmesiyle ilgili olarak TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdağan ise “KKTC ile beraber gerek Annan Planı’nda gerekse son süreçte daima söz verdiğim gibi bir adım önde olduk ancak tüm gayretlerimize rağmen Kıbrıs Konferansı’nın 28 Haziran’da başlayan ikinci oturumu sonuçsuz kaldı. Türkiye’nin ve Türk tarafının özverili çabaları, samimi ve ılımlı tavrı hak ettiği karşılığı almadı. Açıkçası sonuçtan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Uzun çabalardan sonra geldiğimiz bu tablo, Kıbrıs sorununa Birleşmiş Milletler iyi niyet misyonu parametreleri çerçevesinde bir çözüm bulunmasının imkânsızlığını ortaya koymuştur. Artık bu parametrelerde ısrar etmenin bir anlamı yoktur” demişti.

 

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da, geçtiğimiz Kasım ayında bir kabulü sırasında BM parametrelerinin artık geçerliliğini yitirdiğini ortaya koymak adına “benim samimi inancım odur ki, benzeri süreçlerle, varacağımız sonuç da diğerlerinin aynı olacaktır. Aynı anlayışlarla ve aynı metotlarla farklı bir sonuca ulaşmamız olanaksız görülmektedir...’’ şeklinde konuşmuştu.

 

Crans Montana’da gerçekleşen Kıbrıs Konferansı’nın Rum tarafının alışıla gelmiş klasik katı ve uzlaşmaz tavırlarını kararlılıkla sürdürmesi nedeniyle 2017 Temmuz ayı başında çökmesinin üzerinden yedi ay geçti. 

 

Güney Kıbrıs’ta ikinci tur başkanlık seçimi yapılacak. KKTC’de de ilk kez dörtlü koalisyon hükümetinin kuruluş çalışmaları önümüzdeki hafta netleşecek. Bu iki sürecin tamamlanmasının ardından Kıbrıs konusunun yeniden Ada’nın her iki yanında da gündemin ilk sıradaki yerini alması bekleniyor.

 

KKTC kamuoyunun merakla beklediği esas konu ise Kıbrıs konusunun çözümü noktasında nasıl bir yol izleneceğiyle ilgilidir! Müzakerelere hiçbir şey olmamış gibi kalındığı yerden mi başlanacak? Yoksa farklı yol ve yöntemler mi gündeme gelecek? Birleşmiş Milletler (BM)  ve Genel Sekreteri Guterres’in yaklaşımı ne olacak? “Guterres Belgesi” çerçevesinde yeni bir girişim mi söz konusu olacak? Önümüzdeki süreçte neler yaşanacağını bekleyip hep birlikte göreceğiz.

 

 

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1713-kibris-konusunda-nerede-kalmistik
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır.
Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Sayfa 4748 kez görüntülendi.


Copyright © 2004 - 2014 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır. Aktif 1135 ziyaretçi bulunmaktadır. Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)