TÜRKSAM
Sancak Bölgesinde Boşnakça Eğitim Gerginlik Yarattı
Etnik Çatışmalar - 07 Şubat 2005 - Erhan TURBEDAR

Sancak bölgesinin Sırbistan sınırları içinde kalan kısmında Boşnakça eğitimin yapılması ile ilgili karar, bu günlerde etnik gerginliği tırmandırıcı bir özellik kazandı. Sırbistan eğitim bakanlığının kararıyla, Şubat 2005’ten itibaren ilkokullarda Sırpçanın yanında, ikinci resmi dil olarak Boşnakça eğitimin de verilmeye başlanması öngörülmüştür. Bir belediyede bu yasal düzenlemenin geçerli olabilmesi için, nüfusun en az yüzde 15’ini Boşnakların oluşturması gerekmektedir. Sancak bölgesinin birçok belediyesi bu koşulu sağlamaktadır. Ne var ki bazı Sırp milliyetçileri Boşnakça eğitime karşı olduklarını daha yüksek bir sesle dile getirmeye başlamışlardır. Bu tür tepkilerin Sancaklı Boşnaklar ve Sırplar arasındaki etnik ilişkileri zedeleyebileceğinden endişelenilmektedir. Bazı aşırı milliyetçi Sırp çevreleri, Boşnakça eğitim kararı yüzünden, Sırbistan eğitim bakanının istifasını talep etmişlerdir.

8.687 km2’lik bir alana yayılan Sancak coğrafi yer olarak, Sırbistan ve Karadağ’ın kesiştiği ve Bosna-Hersek ile Kosova’nın sınırında kalan bölgede yer almaktadır. Sancak’ın altı belediyesi Sırbistan’ın, beşi ise Karadağ’ın sınırları içinde yer almaktadır. Sancak’taki temel sorun, Sırbistan ve Karadağ’daki Boşnakların ve Sancak bölgesinin, anayasal çerçevede hukuki statüsünün bir çözüme kavuşturulmamış olmasıdır. Bugünkü Sancak bölgesi, Osmanlı Devleti içinde Bosna eyaletine bağlı olan toplam altı sancaktan biri olup, ikinci dereceden idari bölge statüsünü taşımıştır. Sancak bölgesi günümüzde jeopolitik, ekonomik, tarihi ve kültürel bir bütünlüğü teşkil etmektedir. Yeni Pazar kenti, Sancak bölgesinin idari ve kültürel merkezidir. 1991 yılında Sırbistan ve Karadağ’da yapılan nüfus sayımına göre, Sancak’ın toplam nüfusu 440 bin olup, nüfusun yüzde 55’ini (253 bin) Boşnaklar, yüzde 45’ini ise Sırp ve Karadağlılar oluşturmaktadır.

Miloşeviç döneminde insan haklarının ihlal edildiği bölgelerden biri olan Sancak, uzun süre sistematik bir devlet baskısı altında kalmıştır. O dönemde Miloşeviç rejimi Sancak’ın kalbi Yeni Pazar’a sürekli “bölücülüğün yuvası” gözüyle bakmıştır. Sancak İnsan Hakları ve Hürriyetlerini Koruma Kurulu tarafından 2002 yılında yayımlanan bir kitap, Bosna Savaşı yıllarında Sancaklı Boşnakların değişik zulümlere maruz kaldıklarını gözler önüne sermiştir. Ekim 2000’de Miloşeviç’in iktidarını yitirmesinin ardından Sancaklı Boşnaklar daha rahat nefes almaya başlamışlarsa da, şikayetleri sona ermemiştir. Boşnakların kontrolündeki belediyelerin “sessiz bir şekilde” boykot edildiği ve bu belediyelerdeki ekonomik durumun düzelmesine yönelik pek fazla yatırımların yapılmadığı, temel şikayetler arasında yer almaktadır. Diğer taraftan 1990’lı yıllar boyunca Boşnaklar üzerinde işlenen cinayet, kaçırma ve bazı Boşnak köylerinin Boşnaklardan “temizlenmesi” ile ilgili olaylar hakkında istisnalar hariç, ciddi çalışmaların başlatılmadığı belirtilmelidir. Ayrıca mevcut Karadağ yönetimindeki Sırbistan’dan ayrılma arzusu Sancak bölgesinin ikiye bölünme tehlikesini beraberinde getirmiştir. Bu durum ise Sancaklılara ayrı bir sıkıntı oluşturmaktadır. Gerçi Sırbistan sınırları içerisindeki Sancaklı Boşnaklar Sancak’ın bölünmezliğini neredeyse oy birliği ile savunuyorlarken, Karadağ sınırları içerisinde kalan bazı Boşnak temsilciler, bu konuda taviz vermeye hazır gibi gözükmektedirler. Sancak’ın bölünmezliğini savunan Karadağ’daki Boşnaklar dolaylı yoldan Sırbistan ve Karadağ’ın da bir arada kalmasına hizmet ettikleri için, Karadağ’ın bağımsızlığını talep eden mevcut Karadağ yönetimi tarafından “Sırp yanlısı” propagandası ile kötülenmektedirler.

Tarih içerisinde ne Sırpların, nede Hırvatların Boşnakları ayrı bir millet olarak tanımak istedikleri görülmektedir. 1969’da Tito Yugoslavyası Boşnakları “Müslümanlar” adı altında ayrı bir “kurucu millet” olarak tanımıştır. Sırp ve Hırvatların Boşnak kimliği üzerindeki çekişmesine son vermek için komünist lider Tito’nun Boşnakları ayrı bir etnik grup olarak tanıma kararını aldığını savunanlar mevcuttur. Müslüman isminin kullanımı uzun süre devam etmiş ve ancak 1993 yılında Boşnakların en önemli siyasi, dini ve kültürel temsilcilerini bünyesinde toplayan “Boşnyaçki Sabor”, “Müslüman” adının “Boşnak” adı ile değiştirilmesini kararlaştırabilmiştir. Günümüzde Bosna-Hersek’in resmi dillerinden birisi Boşnakçadır. Ne var ki Sırbistan kendi Boşnak vatandaşlarının asıl kimliğini ve Boşnakça dilini tanımamaya uzun süre devam etmiştir. Dolayısıyla Sancak’ta Boşnakça eğitime start verilmiş olması, bölgede yaşayan Boşnaklar açısından gerçek bir zafer olarak kabul edilebilir. Gerçi Sancaklı Boşnakların bir kısmının, komünizmin yıkılmasından sonra da kendini sadece “Müslüman” olarak tanıtmaya devam ettiğini ve konuştuğu dilin Sırpça olduğuna inandığını belirtmek gerekir. Yalnız bunların “Müslüman” kavramını hem milli kimlik, hem de dini kimlik olarak algıladıkları da vurgulanmalıdır. Boşnakça eğitimin bu düşünce tarzını zamanla yok edeceği ve Boşnak kimliğini daha da pekiştireceği söylenebilir. Bu gerçeğin farkında olan Sırp milliyetçilerin Boşnakça eğitime karşı çıkmalarının temelinde bu fikir yatmaktadır. Ayrıca Sırbistan’da Boşnak kimliğinin iyice oturmasıyla, Bosna-Hersek’in Sırbistan’daki Boşnaklara kendi diasporası gibi davranmaya başlayabileceğinden ve bu çerçevede bazı haklar talep edebileceğinden endişelenilmektedir. Bu tür endişelerin, uzun süre sakin kalan Sancak bölgesini tekrar gündeme taşıyıp taşımayacağını zaman gösterecektir.



http://www.turksam.org/tr/a137.html