TÜRKSAM
32. Yılda Kıbrıs!
Kıbrıs - 20 Temmuz 2006 - Mustafa Balbay

Bugün Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 32. yılı. Bu zaman dilimi içinde olup bitenleri 32 kısım tekmili birden toplayıp alt alta dizsek iki duygu öne çıkar:

1- Amma da çok tur atılmış...

2- Amma da yerimizde saymışız...

20 Temmuz 1974'ten bu yana elbette pek çok şey yaşandı, atılan adımların kazananı kaybedeni oldu ama, gelinen noktanın özeti şu:

Rum yönetimi AB'nin bir parçası oldu, gerektiğinde yanında 25 ülke birden yer alıyor... KKTC'nin Türkiye'den başka tanıyanı yok!

Bu durumu bir başarı ya da başarısızlık çizgisi olarak sunmuyoruz. Yaşanan çözümsüzlük karşısında BM yöneticileri bile şunu demek durumunda kalıyor:

''Keşke Rumların tek taraflı olarak AB'ye girmesine izin vermeseydik. Çözümsüzlüğü katmerledik...''

Bunu kimi AB yöneticileri bile söylüyor ama, henüz Türkiye'den bu cesareti gösteren sorumlu yok.

Ne diyelim; en iyisi fazla yo-rum yapmamak!

****

Kıbrıs konusu yarım asra yakın süredir Türkiye'nin gündeminde. AKP, iktidara geldiğinde konuya yaklaşımı şu oldu:

''40 yıllık politikalarla bu iş çözülmez...''

Nasıl çözülür?

Cesur adımlarla çözülür...

Nedir o cesur adımlar?

Karşı taraf bir adım attıysa, bir fazlasını sen atacaksın... Daima bir adım önde olacaksın!

AKP iktidarının bu yöndeki cesaretini gerçekten kutluyoruz. Bu kadar olur!

Yerine göre karşı taraf hiç adım atmadığı zaman bile attık...

Attık... Attık... Ata ata bugün bir duvara dayandık! Gelinen noktada ne KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ne de Başbakan Erdoğan , ''Yeni bir adım atacağız'' diyebiliyor!

Bunu gören ABD de BM'yi devreye sokup, dostlar mekik diplomasisinde görsün, politikasını canlandırmaya çalışıyor. ABD'nin bu adımı için şu yorumu da yapabiliriz:

ABD, Kıbrıs'ın tümüyle bir AB adası olmasını istemiyor!

Kıbrıs daha çoook manşet kaldıracak, yorum yüzdürecek... 32. yıldönümü nedeniyle yeri geldikçe altını üstünü çizdiğimiz bir durumu bir kez daha paylaşalım:

Kıbrıs ve benzeri uluslararası konularda zamanaşımı diye bir şey yoktur.

Bunun Türkler için de paylaşılabilecek somut örneği Girit'tir...

Evliya Çelebi ünlü Seyahatname'sinde Girit için şunu söylüyor:

Avrupa'nın demir kilidi!

Osmanlı'nın Girit sorunu 1821'de Mora yarımadasındaki isyanın adaya sıçramasıyla başladı... 1830'da Yunanistan'ın kurulmasıyla Girit'te bu ülkeye bağlanma hareketleri öne çıktı...

1856 Islahat Fermanı, Girit'i yeniden alevlendirdi... 1878'de Osmanlı Girit'te ayrı bir meclisin de olmasını öngören bir dizi kararı yaşama geçirdi...

1896'da Yunanistan'ın Girit Konsolosluğu'nun Rumları isyana teşvik etmesi üzerine ertesi yıl Türk-Yunan savaşı başladı... 1908'de Meşrutiyet'in ilanının ardından Yunanistan Girit'i ilhak ettiğini ilan etti...

1912'de adanın kontrolü Yunanistan'a geçti... 1913'te Londra Barış Konferansı'yla Osmanlı Girit'in Yunanistan'a verilmesini kabul etti...

İşte Osmanlı'nın 92 yıllık ''Girit sorunu'' macerası!

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 32. yılı kutlu olsun...



http://www.turksam.org/tr/a988.html