Üye Girişi | Yeni Üyelik
   18 Mayıs 2012 Cuma
Enerji Enstitüsü
Terör Enstitüsü
Ermeni Enstitüsü
Göç Araştırmaları
Türk Dünyası Enstitüsü
Ekonomi Enstitüsü
Silahsızlanma Çalışmaları
Hakkımızda
Başkan
Yönetim Kurulu
Danışma Kurulu
Bilim Kurulu
Kadromuz
Temsilcilerimiz
TÜRKSAM'da Staj
Bağlantılar
E-Kitap
TÜRKSAM
Adres : Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52
Balgat / ANKARA

T :  0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
F : 0090. 312. 285 00 71
İranlılık Paradigmasının Çöküşü ve Güney Azerbaycan Milli Hareketinin Yükselişi
05 Mart 2004 İran Türkleri (Güney Azerbaycan) [10] [12] [14] [16]
 Arif KESKİN
Arif KESKİN
Bölge Uzmanı
Ortadoğu ve Afrika
Hakkında - Arşivi

İran çok ciddi ve derin bir kriz içerisindedir. İran'daki krizi sadece ABD-İran çatışmasına, Reformcu-Muhafazakar ayrışmasına ve İslam Cumhuriyeti’nin meşruiyet krizine indirgeyip analiz etmek İran'da yaşanılan  krizin mahiyetini tam anlamı ile açıklayamaz. İran'daki kriz bu olguların ötesinde cereyan etmektedir. Günümüz İran’ında İranlılık olgusu ciddi kriz içerisindedir. Güney Azerbaycan Milli hareketinin yükselişi İranlılık kimliğinin krize girmesinin açık göstergesidir. Yazımızın amacı İranlılık kimliğinin krize girmesinin sebep ve sonuçlarını incelemeye çalışmak ve bu doğrultuda Güney Azerbaycan Milli Hareketinin yükselişine  ışık tutmaya çalışmaktadır.

Fars Merkezli İranlılık Paradigması 

İran çeşitli etnik grupların yaşadığı bir coğrafi-siyasi bölge olmasına rağmen Fars kimliği ile eş anlamlı olmuştur. Fars dili, tarih boyu kültürel üretimin yapıldığı dil olmuştur. Söz konusu durum İran kültürü kavramı ile Fars kültürü kavramını eş anlamlı yapmıştır. Fars dili, kültürel üretim dili olduğu için İran'da bürokrasi, siyaset ve mezhep dili de olmuştur. İran'da Şia mezhebi birçok  mezhepsel üretimini Fars dilinde yaptığı için Fars mezhebi olarak da gözükmüştür. İran platosunda Fars dilinin tarihi egemenliği Fars kimliğini de egemen kılmıştır. İran, kimlik düzeyinde Fars merkezli bir kimliğe sahip olmuştur.

1924’ten günümüze kadar İran’da “rejim mahiyeti ne olursa olsun” Fars merkezli İranlılık olgusundan vazgeçmemiştir. Çünkü 1924'ten sonra İran'da ulus-devlet projesi Fars merkezli bir İranlılık olgusu çerçevesinde teorize edilmiştir. Fars Merkezli İranlılık düşüncesi hem Pehlevi (1924-1979) hem Cumhuri-e İslami (1979-  ) devam etmiştir. Pehlevi Hanedanının (1924-1979)  Fars merkezli İranlılık kimlik anlayışı Şia’yı dışlayan ve eski İran'ı hedef alan bir ulus-devlet projesiydi. İslamı dışlayan, Fars milliyetçiliğini esas alan Pehleviler’in çökmesi ile ‘eski İran'ı hedef alan’, ‘İslam'ı dışlayan’ ve ‘Batıcı’ Fars milliyetçiliği de iflas etmiştir.

  1979 Devrimi’nin sonucu İslam Cumhuriyeti’nin kurulması olmuştur. İslam Cumhuriyeti ‘eski İran'ı hedef alan’, ‘İslam'ı dışlayan’ ve ‘Batıcı’ Fars milliyetçiliğine karşı çeşitli alanlarda mücadele etmiştir.  İslam Cumhuriyeti bu anlayışa sahip Fars merkezli İranlılık kimliğini reddetmiş ve ‘İslam tarihini hedef alan’ ‘Batı’yı dışlayan’ ve ‘Şia’yı’ esas alan yeni bir Fars merkezli İranlılık kimliği olgusunu ortaya koymuştur. İslam cumhuriyeti Şia’yı esas alan yeni Fars merkezli İranlılık kimliğini ortaya atmıştır.

İranlılık Paradigmasının Çöküş  Sebepleri 

1991’de Soğuk Savaş’ın bitmesi ile küresel sistemin mahiyetinde değişim gerçeklemiştir. İki kutuplu dünyanın sona ermesi ile komünizm iflas etmiş  ve ABD hegemonyasına giden yolu açan bu küresel değişim ile dünyada neo-liberalizm güç kazanmıştır. Küresel sistemde neo-liberalizmin güç kazanması küreselleşme sürecini çok çeşitli siyasi, toplumsal ve kültürel sonuçları olan bir siyasi olgu haline getirmiştir. Yeni  küresel sistem karmaşık, çelişkili ve kompleksli bir yapı haline dönüşmeye başlamıştır. Bu karmaşık ve çelişkili yapı bazı kimliklerin sorgulanmasının yanı sıra yeni kimlikleri de siyasal ortama itmiştir. Küreselleşme olgusu,  İran’da  kimlik düzeyinde Fars merkezli İranlılık  olgusunu sorgulamaya başlamıştır.

1979’dan sonra İslam/Şia  merkezli bir totaliter sistemin iflası kimlik düzeyinde Fars merkezli İranlılık  olgusuna ciddi darbe vurmuştur. İran İslam Cumhuriyeti kendi siyasal davranışlarını Şia-İslam yorumuna dayandırmaları ile İran’da siyasal İslam olgusunun da ciddi sonuçları olmuştur. İran  İslam Cumhuriyeti’nin bir siyasal rejim olarak meşruiyet krizi Şia-İslam krizini de beraberinde getirmiştir. İran’da  Şia-İslam’ın siyasal düzeyde krizi İranlılık kimliğini de krize sokmuştur. Çünkü Şia-İslam olgusu İranlılık kimliğinin temel tutkalı olmuştur. İranlılık kimliğinin temel tutkalı olan Şia-İslam olgusunun krize girmesi ile İranlılık kimliği krize girmiştir. İslam Cumhuriyeti’nin meşruiyet krizi ile beraber Şia ile örtüşen Fars merkezli İranlılık kimliği de krize girmiş ve  ideolojik ve siyasal platformda iflasa uğramıştır.

İran siyasal sisteminin totaliter yapısı İslam Cumhuriyeti için çelişkili bir sonuç doğurmuştur. Totaliter kimliği nedeniyle halkı siyasal seferberlikte tutmak için toplumu siyasallaştırmaya çalışmıştır. Hem 1979 Devrim’nin etkisi ile hem de İslam Cumhuriyeti’nin totaliter yapısı nedeniyle siyasallaşan halk, siyasal sistem içerisinde kendini bulamamıştır. Devlet kendi siyasal hedefleri doğrultusunda seferber ettiği halkın ihtiyaçlarını karşılamakta başarısız kalmıştır. ‘Yeni insan yeni toplum’ sloganı çerçevesinde çeşitli alanlarda  şiddet ve baskıyı esas alan bir yapı sergilemiştir.  Söz konusu durum siyasal sistemde ciddi tıkanıklığa yol açmıştır. Halk dışlanmış ve iktidar parmakla sayılacak kadar insanın elinde dolaşmaya başlamıştır. Söz konusu durum İslam Cumhuriyeti ve İran halkı arasında çatışmalı mesafenin açılmasına yol açmıştır.

  İran  1979’dan sonra ciddi nüfus artışı ile karşılaşmış ve 24 yıl içerisinde İran nüfusu iki kat artmıştır. Ciddi nüfus artışı ile karşılaşan İran, ekonomik alanda da  başarısız olmuştur. Söz konusu durum İran’da kitlesel yoksullaşmaya yol açmıştır. Nüfusun artışı ve Devletin siyasal,ekonomik ve toplumsal alanda başarısızlığı “hiçbir yerde tutunamayan genç nüfus” olgusunu doğurmuştur. “Hiçbir yerde tutunamayan genç nüfus olgusunun ” ortaya çıkması ülke genelinde çeşitli  ahlakı ve kültürel  sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu süreç, milli  kimlik buhranın da doğurmuştur. Ekonomik,siyasal ve toplumsal alandan dışlanan gençlik “İranlılık kimliğine” de yabancılaşmıştır.

İran toplumu, geniş yelpazeyi kapsayan çok boyutlu bir kriz ve sorunlar  yaşamaktadır. Geniş ve çeşitli sorunlar içerisinde kıvranan İran toplumu bu “sorunları çözecek umdu veren” bir siyasi gücü de görmemektedir. İran’daki söz konusu ümitsizlik  İran merkezli bütün siyasi düşünce ve ideolojilerin iflasını sağlamıştır.Başka bir ifade ile İran’da  İslam ve komünizm gibi ideolojiler siyasi seferberlik güçlerini yitirmişlerdir. İran’da sağ ve sol ideolojilerin iflası İranlılık kimliğinin sorgulanması ile sonuçlanmıştır.Çünkü İran’daki sağ ve sol ideolojiler Fars kimliğini merkez alan  İranlılık kimliği temelinde yapılanmışlardır.

Küresel sistem , bölgedeki gelişmeler ve İran içindeki  siyasal ortam, İranlılık kimliğini krize sokmuş  ve söz konusu durumun sonucu olarak etnik milliyetçilik güç kazanmaya başlamıştır. Kimlik düzeyinde Fars merkezli İranlılık kimliğinin  krize girmesi ile beraber İran'daki etnik kimlikler siyasallaşmıştır. Siyasal hareketliliğin enerjisi merkezden çevreye doğru kaymaya başlaması ile merkez kaç eğilimler ciddi şekilde güç kazanmıştır. Söz konusu durum İran merkezli siyasi eğilimlerin değişim kapasitelerinin azalması anlamına gelmektedir. Başka bir ifade ile İran'daki siyasal  değişimin yönü  Fars merkezli İranlılık kimliğinin değişmesi doğrultusundadır.İran'da siyasal sürecin mahiyetine bakıldığında merkez kaç eğilimler başat ve belirleyici eğilimler konumundadırlar

Güney Azerbaycan Milli Hareketinin Yükselişi

Fars merkezli İranlılık kimliğinin kriz süreci en çok Güney Azerbaycan’da gözükmektedir. İran tarihinde Türkler, özellikle Azerbaycan Türkleri, her zaman belirleyici rol oynamışlardır. 1925’ten önce İran uzun süre Türk hanedanları tarafından yönetilmiştir. 1925’ten sonra İran’da iktidar Türklerin elinden çıksa da her zaman belirleyici konumlarını korumuşlardır.  Çünkü Azerbaycanlıların İran'ın nüfus denklemi içerisinde çoğunluğa sahip olması ve siyasi olaylara karşı hassas ve açık olması nedeni ile İran siyasal hareketliliği içerisinde ya öncü rolü oynamışlar ya da hareket içerisinde belirleyici işlev görmüşlerdir. Azerbaycanlılar hem 1906 Meşrutiyet Devrimi’nde hem de 1979 İran İslam Devrimi’nde temel, esas ve belirleyici rol oynamışlardır. İran'da ‘ Tebriz istemezse hiç bir değişim olmaz’ ifadesi bu tarihi gerçekliğin göstergesidir.

İran’da Türkler uzun süre iktidarda olsalar da Farsları ve diğer etnik grupları dışlayan ve Türk kimliğine dayalı bir devlet kurmamışlardır. İran’da uzun süre iktidarda olan Türk hanedanları  Fars diline her zaman saygılı olmuşlar ve onun genişlemesinde ve gelişmesinde önemli rol oynamışlardır. 1924’ten sonra iktidarı ele geçiren Fars milliyetçileri çok farklı davranmışlardır. Türk kimliğini yok etmek için çeşitli boyutları olan bir asimilasyon süreci başlatmışlardır. Türk hanedanların saygın davranışlarına matuf kalan Farslar iktidarı ele geçirdikten sonra  Türk karşıtı politikaları sergilemeleri Azerbaycan-Türk kimliğinin siyasal düzeyde oluşmasının esası ve temel tarihi bilincini teşkil etmektedir.

Azerbaycan-Türk kimliğinin siyasallaşması için aşağıdaki küresel, sosyal, siyasal, kültürel ve bölgesel koşullar zemin hazırlamıştır.

·  1979’dan günümüze kadar totaliter sistemin belirleyici faktörü olarak gözüken  ve İran toprak bütünlüğünün tutkalı olan Siyasal İslam’ın ( Şia) iflası,

·  Devletin ekonomik başarısızlığı ve halkın kitlesel yoksullaşması,

·  Devrimin etkisindeki  toplumun siyasallaşması,

· İran genelinde seferberlik gücüne sahip olan ve toplumu merkeze bağlayan ideolojilerin çöküşü (komünizm, siyasal İslam),

·  Uluslararası sitemde komünizmin çöküşü ve Orta Asya ve Kafkasya’da Türk cumhuriyetlerin kurulması ve  bu bölgelerde 1988’den sonra artan Türkçülük hareketi,

· Kuzey Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulması, Karabağ Sorunu ve Ebulfez Elçibey Faktörü,

·  Komünizmin çöküşü ve neo-liberalizmin uluslararası sistemde güç kazanması

·  Küreselleşme olgusu ,

·  Devletin totaliter yapısı nedeni ile ortaya çıkan siyasal tıkanıklık ve siyasal sistemin darlığı,

·  Devletin muhalefeti bastırması ve faaliyette bulunma fırsatı vermemesi,

Dünya, İran’da Reformcu-Muhafazakar çatışmasının dışında başka hiçbir siyasi olgu ile ilgilenmese de İran tabanda ciddi değişim geçirmektedir. İran’da tüm İranlı kimliğini ayakta tutacak faktörler ciddi biçimde darbe almıştır. Söz konusu durum İranlılık kimliğinin sorgulanması ile sonuçlanmıştır. Bu durum İran’da ademi merkeziyetçi siyasal eğilimi başat ve belirleyici faktör olarak ortaya çıkarmıştır.

Güney Azerbaycan Milli Hareketi’nin büyümesi tam olarak bunun göstergesidir. Tabandaki siyasal sürecin  dinamizmi ne reformcu ne de muhafazakar çatışması olmaktan çıkmış, çok farklı bir zemine kaymıştır. Nitekim bugün Güney Azerbaycan’da milli söylem başat ve dominant söylem haline gelmiştir. Değişim taleplerinin de dinamizmi Güney Azerbaycan’dan gelen milli harekettedir. Güney Azerbaycan milli hareketi potansiyel olarak Güney Azerbaycan’daki siyasi süreçlerin ana dinamizmini teşkil etmektedir. Güney Azerbaycan milli hareketinin hiçbir alternatifi yoktur.

Yukarıdaki faktörler Güney Azerbaycan’ın siyasal önceliklerini değiştirmiştir. Milli kimlik arayışı birinci ve belirleyici siyasi öncelik haline gelmiştir.  Güney Azerbaycan tarih boyu siyasi enerjisini ya sağa ya da sola vermiştir. Şimdi ise solcular ve sağcıların siyasi enerjisi  Güney Azerbaycan meselesine doğru çekilmektedir. Diğer bir deyişle, Güney Azerbaycan Milli Hareketi çok farklı siyasal enerjilerin çekim merkezine çevrilmektedir

  Sonuç ve Genel Değerlendirme

Güney Azerbaycan Milli Hareketi, bugün Güney Azerbaycan’da siyasi hareketliliğin temel ve esasi dinamizmine çevrilmiştir. Güney Azerbaycan’da İranlılık kimliği zayıfladıkça İran merkezli siyasi hareketlilikte güçsüzleşmiş ve bu sürecin mantıklı devamı olarak  Güney Azerbaycan Milli Hareketi güç kazanmıştır.  İranlılık kimliğinin çöküş sürecine girmesi ve Azerbaycanlılık kimliğinin güçlenmesi Güney Azerbaycan Milli Hareketinin yükselişini sağlamıştır. Başka bir ifade ile  İranlılık kimliği zayıfladıkça Azerbaycanlılık kimliği güç kazanmış ve  Azerbaycanlılık kimliği güç kazandıkça Güney Azerbaycan Milli Hareketi güçlenmiştir.



http://www.turksam.org/tr/a186.html
Arkadaşına Gönder 2747 kez okundu Yazdır
Paylaş: Google Yahoo FaceBook Mixx
Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Yorumlar
   Başlık : 
  Yorum : 
(Yorum larınızı yaparken '<' ve '>' işaretlerini kesinlikle kullanamazsınız.) 

* Yorum yapabilmeniz için 'Üye Girişi' yapmanız gerekmektedir.

  
Bu sitede yer alan bilgiler TÜRKSAM adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Kâr amacı güdülmez. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Sitede Ençok Okunanlar
Osmanlı Devletinde Ermeni Sorunu Ve Avrupa Devletlerinin Ermeni Politikaları
51356 kez okundu.
Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri
36704 kez okundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Yetmiş Yaşında
19809 kez okundu.
İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar
18373 kez okundu.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
16906 kez okundu.
Sitede Ençok Yorumlananlar
Atatürk’ün Türk Dünyasına Bakışı!
10 defa yorumlandı.
PKK Terör Örgütü’nün Dağdan İnmesi ve Karşılanmasındaki Sorunlu Süreç
6 defa yorumlandı.
Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Bundan Sonraki Riskli Sürecin Analizi
5 defa yorumlandı.
Türklere Karşı Yapılan Soykırımlar ve Hocalı Soykırımı
4 defa yorumlandı.
Türk-İsrail İlişkileri Kopma Noktasında
4 defa yorumlandı.
Copyright © 2004 - 2012 TÜRKSAM - Tüm Hakları Saklıdır.
Şu an sitemizde gezinen 2073 ziyaretçi, 0 üyemiz bulunmaktadır.
Tasarım ve Programlama TÜRKSAM - Bilişim Teknolojileri Merkezi (BTM)
En iyi 1024x768 görüntülenir.