TÜRKSAM’da Staj ve Eğitim Programı Başvuruları Başladı

27.10.2022

BAŞVUR
Kurumumuz Bünyesinde Araştırma Asistanı Alınacaktır

21.09.2022

BAŞVUR
TÜRKSAM Burslu Uzman Yetiştirme Programı

27.10.2022

BAŞVUR
DUYURULAR
Azerbaycan’ın İşgali, Gülistan ve Türkmençay Antlaşmaları

17. yüzyılda Azerbaycan coğrafyasında merkezi bir otoritenin olmadığı görülmektedir. İran şahı, Nadir Şah’ın ölümünden sonra bölgede, hanlıklar dönemi olarak adlandırılan dönem başlamıştır. Bu dönemde, Türk hanlıkları kendileri ile mücadele etmiş ve birbirleri üzerinde hakimiyet kurmaya çalışmıştır. Aynı zamanda bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu ve Safevi Devleti arasında da mücadeleler yaşandığı görülmektedir. Bu mücadele daha sonraki yıllarda Kafkasya’ya yönelen Rusların zamanı kendileri lehine kullanmalarını sağlayacaktır. Rusya’nın sıcak denizlere inmesi ve Hazar Denizine ulaşması için Kafkasya hakimiyeti Ruslar için önemli bir konu haline gelmiştir. Bu sebeple Rusya, Kafkasya’nın işgaline başlayacak ve Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan politikalarında önemli temeller atılacaktır. Bunun için Ruslar; Kaçar Hanedanlığının başında olduğu İran devleti ile savaşlar yaşayacak, sonrasında bölgedeki güçlerle; Gülistan ve Türkmençay Anlaşması imzalayacaktır. Bu anlaşmalar, Azerbaycan’ın Rusya tarafından istilası anlamına gelecek ve hanlıkların bittiği dönem olacaktır. Azerbaycan Türkleri, 1918 yılında kazanacakları bağımsızlığa kadar Rusların baskısı ve hakimiyeti içinde yaşamak zorunda kalacaklardır. Bu bağımsızlık maalesef sadece 2 yıl sürecek, sonrasında ise 1991’de verilen bağımsızlık mücadelesiyle Azerbaycan bağımsızlığına kavuşacak, günümüze kadar devam edecek Azerbaycan Cumhuriyeti kurulacaktır.

Kafkasya yüzyıllar boyunca dönemin güçlü devletlerinin mücadele ettiği bir bölge olarak tarihe geçmiştir ve hala önemini aynı şekilde korumaktadır. Bunun farklı sebepleri bulunmakla birlikte en önemli iki nedeni; bölgenin, yer altı zenginliklerine sahip olması ve coğrafi konum itibariyle geçiş güzergahı üzerinde olmasıdır. Kafkasya’ya sınırı olan devletler kendi siyasi çıkarlarını koruyabilmek adına bu bölgeyi önemli bir sınır olarak görmektedir. Yüzyıllar boyunca gerek Kuzey gerek Güney Kafkasya’da çok farklı etnik grup ve milletler yaşamış, farklı milletler güçlü devletler kurmuş ancak bahsedildiği üzere coğrafyanın önemi nedeniyle savaştan uzak kalınamamıştır. Kurulan bu devletler varlığını uzun süre devam ettirmekte zorlanmıştır. Genel anlamda bu problemlerin yaşandığı Kafkasya’ya, Türkler çok eski dönemlerde göç etmiş; kimi yerleşmiş, kimi ise bölgeyi geçiş yolu olarak kullanmıştır. Kafkasya’nın güneyinde, kuzeyinde, doğusunda birçok Türk devleti kurulmuş hatta birbirleri ile hâkim güç olmak için savaşmışlardır.

17. yüzyıla gelindiğinde özellikle Osmanlı ve Safeviler arasında yaşanan savaşlar dikkat çekmektedir. Kafkasya’da hakimiyet sağlamak için çıkan savaşlar, iki devleti de ekonomik olarak olumsuz etkilemiştir. Rusya’nın 1. Petro Dönemine rastlayan bu savaşlar Rusların işine gelecektir. Bu dönemde 1. Petro ya da Deli Petro’nun bazı dış politika stratejileri nedeniyle Ruslar, gözlerini Kafkasya’ya çevirmeye başlayacaktır. Petro ile oluşan Rus dış politikasının hala birçok noktada geçerliliğini koruduğu söylenebilir.

        1.1. Hanlıklar Dönemi ve Rus İşgali

Rusya’nın, Kafkaslara bu kadar önem vermesinin sebeplerinden birkaçını şu şekilde sıralayabiliriz. Öncelikle bölgedeki İran gücünün kırılması gerekmektedir. Yoksa İran, kuzeyde Rusya ile komşu olacak ve ileride iki devlet arasında daha büyük savaşların çıkma ihtimali doğacaktır. Aynı zamanda Rusya’nın, bu bölgede yaşayan Türkler ile Osmanlının sınırını kesmesi gerekmektedir. Yoksa Türkistan’a kadar uzana bir Türk sınırı olacaktır. Bu da Rusya’nın sıcak denizlere inmesini ve bölgedeki en güçlü devlet olmasını engelleyecektir. Böylece ne Akdeniz ne de Hazar, Rusya’nın kontrolünde olamayacaktır. Tam bunlar düşünülürken Osmanlı Devleti eski gücünü kaybedecek Kırım’da Ruslara karşı yenilecek ve İmparatorluk ilk defa bir Türk İslam toprağını kaybedecektir.

Ruslar, Kafkasya ile ilk olarak 5. yüzyılda tanışmışladır. Kafkasya üzerinde Hazar’a kadar uzanan bölgede varlıkları bulunmaktadır. Ancak Altınorda Devletinin hakimiyeti ile bölgeden uzaklaşacak ve gücünü kaybedecektir. Ruslar, Altınorda döneminde merkezi bir otoriteleri bulunmamakta ve küçük knezlikler şeklinde varlıklarını sürdürmektedirler ancak Altınorda devletinin gücünü kaybetmesi ve Rus Knezliklerinin III. İvan etrafında birleşmeye başlaması ile işler tersine dönecektir.[1] Böylelikle tekrar oluşmaya başlayan Rus otoritesi sahneye çıkacaktır. 1552 yılında Korkunç İvan iktidarı zamanında Kazan ile Astrahan hanlıklarının önü kesilecektir. Rusya’nın yukarıda da bahsedildiği üzere artık dış politikada daha yayılmacı bir siyaset izlediği görülmektedir. Özellikle Petro’nun; sıcak denizlere inmek, Kafkasya’nın ticari geçiş özelliğinden ve yer altı zenginliklerinden faydalanmak ve bölgede güçlü devlet olarak kalmak istemesi, Rus politikasını ve ordularını Kırım’dan sonra Kafkasya’ya yöneltecektir. Bu yönelim sırasında, Azerbaycan’da siyasi birlik bulunmamaktadır. 1723 yılında Deli Petro önderliğinde Bakü ele geçirilmiştir.[2] Daha sonraki dönemlerde çarın ölmesi ile yerine II. Katerina geçecektir. 1783 yılında Kırım işgal edilecek sonrasında ise tekrar Kafkasya’ya gözler dikilecektir. Burada en önemli nokta Hristiyan halkların varlığıdır. Ruslar; Hristiyan halkları, İran ve Osmanlı’dan korumak için buraya girdikleri yalanına sarılmışlardır. Gürcistan kralı I. İrakli’da İran korkusu sebebi ile Rusya’ya yakınlaşacaktır. Bu sebeple Azerbaycan’a gelmeden önce Gürcistan ile yakınlaşacak ve daha sonrasında 1783 yılında Gürcistan’ı ilhak edecektir. Bu sırada Gürcistan sayesinde Azerbaycan hanlıkları hakkında istihbarat bilgileri toplayacak ve ona göre bir strateji izleyecektir.

1775 yılında Kaçar Hanedanlığının bölgeye yönelik faaliyetleri başlamış ve Tiflis’e kadar gelmişleredir. Ruslar bu durumdan ötürü telaşlanacak ve bölgeyi Kaçar Hanedanlığına kaptırmak istemeyecektir. Aynı zamanda birbirinden bağımsızlaşan hanlıkları, Kuba Hanı Feth Ali Han birleştirmeye çalışacaktır.[3] Çarlık Rusya’nın karşısında aynı zamanda Çerkez güçleri de çıkmış ancak düzenli orduya dahil olmadıkları için başarılı olamamışlardır.[4]Bu hanlıklardan Gence Hanlığı Ziyadoğulları, Şeki Hanlığı Hacıçelebioğulları, Şirvan Hanlığı Mustafa Hanoğulları, Karabağ Hanlığı Cevanşır Türkmen beyleri tarafından kurulmuştur.’[5]  

İran’ın Kafkaslara doğru genişlemesi Rusları harekete geçiren sebep olmuştur. İlk olarak Gence işgal edilmiştir.[6] Gence Hanı Cevad Han, buranın Gürcistan’a ait olduğunu iddia eden Ruslara, bu toprakların ataları tarafından hakimiyete alındığını, yıllardır da kendilerinin hakimiyetinde olduğunu dile getirir. Cevat Han ve ordusu sahada gerçek bir savunma yapsalar da beklenen desteğin kimseden gelmeyişi ile çetin bir savaş olacağı anlaşılır. Bu sırada Cevat Han, düşmanı Karabağ Hanlığı ile barış anlaşması yapmış ve Karabağ Hanlığından askeri yardım almıştır. [7] O dönem, Rus ordusuna karşı ancak cesedinin çiğnenmesi ile Gence’ye girilebileceğini bunun başka bir yolunun olmadığını dile getirir. Artık savaş kaçınılmaz bir hal almıştır. Önce Gence jalesini Ruslar işgal etmiş ardından da Cevat Han ve oğlunu öldürmüşlerdir. Sonrasında ise daha fazla direniş gösterilememiş ve Gence, Ruslar tarafından işgal edilmiştir. Gence’nin Ruslar tarafından önemi buranın Kafkasya’ya açılan kapı değerinden olmasıydı. Bu sayede Rusların Kafkasya’da işi daha kolaylaşacaktır. Ancak Rusların burada beklediklerinden daha fazla bir direniş ile karşılaştıklarını da belirtmek gerekmektedir.

Gence’nin ele geçirilmesinden sonra Rus işgaline karşı en çok duran hanlık Bakü Hanlığı olarak bilinmektedir.[8] Burada ciddi bir savunma görülmektedir. Savaş başladıktan bir süre sonra Bakü ordusu tarafından Rus generali öldürülünce geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Sonra tekrar saldıracak ancak yine başarılı olamayacak Ruslar 3. seferde işgali gerçekleştirmiştir. Bakü Hanlığının saldırılara daha fazla karşı koyamayacak oluşu ve İran ya da Osmanlıdan da destek gelmemesi, onları teslim olmak zorunda bırakmıştır.[9] Böylece 1807 yılında Ruslar Bakü Hanlığını da işgal etmişlerdir.

Talış ve Lenkeran Hanlığında da savunmalar yapılmış hatta Rus generali öldürülmüştür. Ancak yardım gelmemesi ile daha fazla direnememişler ve 1812’de işgal gerçekleşmiştir. Şeki Hanlığını içten fethetmeye çalışmışlar ancak getirdikleri Cafer Kulu Han, Rusların istediği yönde hareket etmemiş ve burada da askeri güç kullanmışlardır. İran’a sığınsalar da maalesef Ruslar ilhak ettiğini ilan etmişlerdir.

Rus işgallerine karşı, Karabağ Hanlığı başta olmak üzere birçok hanlık Osmanlı’dan yardım istemiştir. Ancak bakıldığında Osmanlı’nın o dönemde Kırım’ı kaybetmesi ve balkanların sorunları ile uğraşması, hanlıklara yardım göndermesini engellemiştir. Karabağ Han’ı İbrahim Halil Bey önce Osmanlı’da sonra da Kaçar Hanedanlığından yardım istemiş ancak bu istek yerine ulaşmamıştır. Bu sebeple Ruslara vergi vermek zorunda kalmıştır.[10] Bir süre sonra İran’dan tekrar yardım alarak ayaklanma çıkarmak isteyecektir. Ancak bunun Gürcüler tarafından Ruslara ulaştırılması ile İbrahim Halil Bey, ailesi ile Ruslar tarafından katledilmiştir. Rusların Kafkasya işgali Nahcivan ve Revan Hanlığının da işgal edilmesi ile sonlanmıştır. (1825-1826)

              1.2.Gülistan Anlaşmasına ve Süreci

Kafkas bölgesine sadece bölgedeki devletler değil, aynı zamanda dönemin emperyalist devletleri de çıkarları olduğu için gözlerini buraya dikmiş durumdadır. Özellikle İngiltere'nin Hindistan sömürgelerine giden yolun buradan geçiyor olması İngilizler için önemli kılmaktadır. Aynı zamanda İngilizler; Rusların zamanla Afganistan ve Hindistan’a ulaşmasından ve bölgede gücünü artırmasından çekinmektedirler. Bu sebeple Kaçar Hanedanlığına yardım edecek ve Kaçar Hanedanlığını, Ruslara karşı savaşta destekleyecektir. Lenkeran Hanedanlığında her ne kadar bu yardımlar yapılsa ve İran da savaşa dahil olsa da İran ve İngiltere’nin destekleri başarılı olmayacak 1812 yılında Ruslar galip gelecektir. Böylece Azerbaycan’ın Rus işgalini ortaya koyan Gülistan Anlaşması 1823 yılında Rusya ve İran arasında imzalanacaktır. [11]  Gülistan Anlaşması ile Azerbaycan toprakları ortadan ayrılmış ve kuzeyde Rusya, güneyde ise İran’a bırakılmıştır. İran Kaçar Hanedanlığı ve Osmanlı olup bitenden rahatsız olacak ve Kafkasya’ya geç kalsa da yönelmeye başlayacaktır. 1825 yılında Çar Aleksander’ın ölümü ile Rusya’da çar değişikliği meydana gelecektir. Gülistan Anlaşmasının ağır şartları olması, birçok Türk toprağının ele geçirilmiş olması ve İngilizlerin de bu anlaşmadan memnun olmaması İran Kaçar Hanedanlığını yeni bir savaşa götürecektir.[12] 1826 yılında yapılan savaş Türkmençay Anlaşması ile sonuçlanacaktır.

              1.2.3.Türkmençay Anlaşması ve Süreci 

İran bahsedildiği üzere Gülistan Anlaşmasını yıllardır hakimiyetinde olan toprakları vermediği için kabul etmeyecek ve İngiltere ve Fransa’dan yardım almak suretiyle yeni bir savaş başlatacaktır. 16 Temmuz 1826 tarihinde bunun için Kaçar Hanedanlığı orduları ile savaşı başlatacaktır.[13] Savaşın başlarında İran ordusu her ne kadar başarı sağlasa da Ruslar tekrar galip gelecek; Revan ve Nahçıvan’da başarılı olacaktır. İran anlaşmaya varmak istese de Ruslar Tebriz ele geçirdikten sonra anlaşacaktır.[14] Savaşlara ara verilmiş ancak anlaşmazlıklar çıkınca tekrar saldırıya geçmişlerdir. Bu sırada Erdebil ve Urmiye’yi de ele geçirmişlerdir.[15] 29 Mayıs 1928’de artık anlaşmaya varılacak ve Türkmençay Anlaşması imzalanacaktır.

İran, Türkmençay ile Gülistan Anlaşmasında elinde olan yerleri kaybedecek ve hezimete uğrayacaktır. Bu sebeple İngiliz ve Fransızların desteklemesi ile girdiği savaştan pişman olarak çıkmıştır.

Türkmençay Anlaşmasının önemli maddelerine bakma gerekirse 3. madde ile Revan ve Nahcivan’ın Rusya’ya kaldığı dikkat çekmektedir. Böylece Kafkasya’ya tam anlamıyla hâkim olmuştur ve bölgede yaşayan birçok Türk göç etmek zorunda kalmıştır. 6. maddeye göre İran, Rusya’ya tazminat ödeyecektir. Hazar’da artık İran’ın savaş gemileri olamayacaktır. Artık Rusya, Hazarda varlığını koruyabilecek ve amacına ulaşmış olacaktır.  Hazara inmiş hem de Akdeniz’e yaklaşmıştır. Aynı zamanda önemli bir diğer madde de Rusya’nın istemediği kişilerin Revan ve Nahcivan’a yerleşmeyecek olmasıdır. Bu madde ile aslında bölge üzerindeki nüfuz politikaları planlarını ortaya koymuştur. Yıllarca bölgede Ermenileri destekleyecek ve nüfuz olarak onları birçok yerde fazla olmalarını sağlamak için Türkleri bölgeden zorla göç ettirecek Ermenilere verdiği silahlar ile çetecilik yapmalarını sağlayacaktır. Zaten Azerbaycan işgali sırasında da Ermenilerden ciddi destek almıştır ve orduya bölgedeki Ermenilerden askerlerin katıldığı görülmektedir.

Sonuç

Rus işgali ile başlayan sürecin sorunları hala daha Azerbaycan topraklarından sorun olarak kalmış; Kuzey ve Güney Azerbaycan olarak ayrılmak durumunda kalınmıştır. Bugün Güney Azerbaycan olarak nitelediğimiz topraklar İran devleti sınırları içerisindedir. O zamanlarda yapılan göçler sebebiyle bölgenin doğal nüfusu bozulmuştur. Bu nedenle Azerbaycan Türkleri akrabalarından ayrılmış birçok aile sınır ardında olduğu için yüz yıllar için de birbirinden kopmuştur. Rusya’nın maalesef bölgeye verdiği zarar bununla da bitmeyecek burada yaşayan Türk Müslüman toplumlara hem çarlık döneminde hem de Sovyetler Birliği döneminde dil, kültür, toprak ve kimlik olarak baskı uygulayacak, Türk Müslümanların aksine Ermenileri destekleyecek ve devlet kurmalarını sağlayacaktır. Günümüzde Gülistan ve Türkmençay Anlaşmalarının yaraları hala sarılabilmiş değilken Rus politikacıları 1800’lerden bu yana nüfusu bozma girişimleri ile Azerbaycan Türklerinin kendi topraklarından etmiş yerine Ermenileri yerleştirmiştir.

 

 

 


[1] Emre Nusel, “1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Kafkas Hanlıklarının Faaliyetleri”, (Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Yrd. Doç. Dr. Cengiz Fedakâr, Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2015), s.21.

[2] Ramin Sadıgov, “Çar I. Aleksandr Döneminde Rusya’nın Azerbaycan’da İşgalcilik Siyaseti”, Karadeniz Araştırmaları Dergisi, Cilt:15, Sayı: 59, s.49.

 

[3] Dursun Çelik, “XIX ve XX. Yüzyıllarda Azerbaycan”, Bilig Bitig Dergisi, Sayı:3, 1996, s.61.

[4] Emre Nusel, 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Kafkas Hanlıklarının Faaliyetleri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Yrd. Doç. Dr. Cengiz Fedakâr, Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2015), s.32.

[5] İsmet Demir vd., Osmanlı Devleti ile Azerbaycan Türk Hanlıkları Arasındaki Münasebetlere dair Arşiv Belgeleri, C.I,  DAGM. Yay, Ankara 1992, s.2. ‘den Emre Nusel, 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Kafkas Hanlıklarının Faaliyetleri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Yrd. Doç. Dr. Cengiz Fedakâr, Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2015), s.42.

[6] Rahim Sadigov “Çar I. Alexdandr Döneminde Rusya’nın Azerbaycan’da İşgalcilik Siyaseti” Cilt:15, Sayı:59, 2018, s.58.

[7] Rahim Sadigov, s.58.

 

[8] Dursun Çelik, “XIX ve XX. Yüzyıllarda Azerbaycan”, Bilig Bitig Dergisi, Sayı:3, 1996, s.61.

[9] Dursun Çelik, “XIX ve XX. Yüzyıllarda Azerbaycan”, Bilig Bitig Dergisi, Sayı:3, 1996, s.61.

[10] Dursun Çelik , 62

[11] Dursun Çelik, “XIX ve XX. Yüzyıllarda Azerbaycan”, Bilig Bitig Dergisi, Sayı:3, 1996, s.62.

[12] Rahim Sadigov, “Çar I. Aleksandr Döneminde Rusya’nın Azerbaycan’da İşgalcilik Siyaseti”, Karadeniz Araştırmaları Dergisi, Cilt:15, Sayı: 59, s.92

[13] Okan Yeşilot, ”Türkmençay Anlaşması ve Sonuçları” Ankara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Say:36, 2008, s.188

[14] Okan Yeşilot, ”Türkmençay Anlaşması ve Sonuçları” Ankara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Say:36, 2008, s.188

 

[15] Okan Yeşilot, ”Türkmençay Anlaşması ve Sonuçları” Ankara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Say:36, 2008, s.189.