Kurumumuz Bünyesinde Stajyer Alınacaktır.

13 Şubat 2023

Staj Başvurusu
Kurumumuz Bünyesinde Grafik Tasarım Uzmanı Alınacaktır!

13 Mart 2023

İş Başvurusu
DUYURULAR
Hollanda Genel Seçimleri Sonucunda Muhtemel Koalisyon Hükümetinin Sancılı Kuruluş Süreci Üzerine Bir Değerlendirme

Avrupa’da yükselen radikal sağ partiler ve onların radikal söylemleri her geçen gün daha fazla ülkede karşılık bulmaya devam etmektedir. Bu durumun son tezahürü olarak Hollanda’da 22 Kasım Çarşamba günü gerçekleştirilen genel seçimler örnek gösterilebilir. Bu seçimin sonuçlarını değerlendirmeye geçmeden Hollanda’nın en uzun süre görev yapan Başbakanı Mark Rutte’yi, 13 yıllık görevinden istifa etmeye iten süreci incelemek gerekmektedir. Rutte’nin istifası temmuz ayında hükümetin çökmesi ve Hollanda’nın beklemedik bir seçim kampanyası sürecine girmesine paralel olarak gerçekleşmiştir. Kısaca istifaya giden süreci şu şekilde özetlemek mümkündür:

Rutte önderliğinde kurulan koalisyon hükümeti üç dönem görevini başarılı bir şekilde ifa ettikten sonra dördüncü koalisyon hükümeti “göç” politikasında uzlaşamadığı için istifa etmek zorunda kalmıştır. Her ne kadar Başbakan Rutte, aylardır Hollanda'ya yeni göçmen akışını azaltmak için önlem paketi üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırmış olsa da koalisyon hükümeti içinde aile birleşiminin sınırlandırılması ve iki kademeli bir iltica sistemi oluşturulması konusunda yaşanan anlaşmazlıklar başbakanın en sonunda havlu atmasına neden olmuştur. Bu istifa sonrası Hollanda, 2 yıl erken genel seçimlere gitmek zorunda kalmıştır. 

22 Kasım 2023 tarihinde Hollanda da gerçekleştirilen olağanüstü genel seçimler sonucunda İslam karşıtı ve aşırı sağıcı Geert Wilders'ın Özgürlük Partisi (PVV) açık farkla seçimi önde tamamlamayı başarmıştır. Wilders’ın partisi yüzde 23,5 oy alarak 37 milletvekili çıkarmaya hak kazanmıştır. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans’ın liderliğinde seçimlere ittifakla giren İşçi Partisi (PvdA) ve Yeşil Sol (Groen Links) ise 25 sandalye ile ikinci sırada yer almayı başarırken Türkiye’den Hollanda’ya göç eden bir ailenin kızı olan Dilan Yeşilgöz liderliğindeki Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi 2021 yılı seçimlerine nazaran ciddi bir oy kaybı yaşayarak 11 sandalye kaybetmiş ve 23 milletvekili ile meclisteki üçüncü parti olmuştur.[1]

Hollanda genel seçimlerinin sonuçlarını doğru analiz edebilmek adına yukarıda bahsi geçen siyasi partilerin seçim vaatlerini incelemek önemli ipuçları sunacaktır.  Öncelikle seçimden birinci parti olarak çıkmayı başaran Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders’ın seçim vaatlerini inceleyerek başlayalım. Wilders’ın Hollanda’da daha önceki seçimlerde, sadece İslam ülkelerinden göçü durdurmayı, camileri kapatmayı ve Kuran’ı yasaklamayı” içeren tek sayfalık bir program ile seçmenin karşısına çıkmışken bu defa 46 sayfalık kapsamlı bir vaat listesi hazırlamayı tercih etmiştir. Bu 46 sayfalık seçim vaatleri listesinin en dikkat çekici söylemleri ise şu şekildedir: İslamlaşma ile mücadele ve sığınmacı akınına son verme” hedefi bu seçim programının da ana maddesini oluşturmuştur.  Bu sefer geçen yıllardan farklı olarak aşırı sağcı lider, son yıllarda ekonomik sıkıntıları daha fazla hissetmeye başlayan seçmeni odak noktasına almayı tercih ederek “Eski Hollanda’yı geri verme” vaadi üzerinde siyasi argümanlarını temellendirmiştir.

Wilders’ın tek başına hükümet kuramayacağı gerçeği hesaba katıldığında koalisyon çağrısında bulunduğu Dilan Yeşilgöz liderliğindeki Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi ve Pieter Omtzigt’in Yeni Sosyal Sözleşme Partisi’nin (NSC) siyasi söylemlerini birbiriyle kıyaslayarak bir önceki koalisyon hükümetinin başına gelen istifa sorunun yeni koalisyon hükümeti içinde muhtemel olup olmadığı tartışmaya açılabilir. Bu üç partinin de siyasi söylemleri incelendiğinde AB ile ilişkiler, Ukrayna’ya yardım ve iklim değişikliği gibi temel konularda, ciddi görüş farklılıkları bulunduğunu söylemek mümkündür.

İlk olarak muhtemel koalisyon hükümeti partilerinin Ukrayna meselesindeki tutumlarını birbiriyle kıyaslayalım. Dilan Yeşilgöz’ün Güvenlik ve Adalet Bakanı olduğu bir önceki hükümette, Ukrayna’ya koşulsuz desteği savunduğu bilinirken Wilders bu konuda çok katı bir şekilde aksini savunmaktadır. Wilders’in kaleme aldığı PVV’nin seçim bildirgesi referans alındığında bu konuyla ilgili şu şekilde açıklama yaptığı görülmüştür: “Hollanda bütçesinden milyarlarca euro, Ukrayna Savaşı’na yardıma gidiyor. Milyarlarcası Afrika'ya, milyarlarcası Brüksel'e, milyarlarcası saçma iklim ve nitrojen politikalarına, milyarlarcası kitlesel göçe gidiyor.” Hükümetin, yoksullaşmayı önlemek için bütçeden 1,8 milyar euro ayırmasına rağmen, Ukrayna’ya 7 milyara euroya yaklaşan bir yardım hedefi koymasını sert bir dille eleştiren Wilders, bütçedeki paranın Hollanda halkının refahı için kullanılmasını gerektiğini savunmaktadır.

Wilders’ın olası koalisyon ortağı VVD lideri Yeşilgöz ile iklim değişikliği konusunda da çeliştiği gözlemlenmektedir. VVD, Avrupa Birliği iklim politikalarına uygun hedefler belirlerken, Wilders, iklim değişikliğini temel sorun olarak görmemektedir. Hatta Wilders'ın seçim bildirgesinde, BM İklim Anlaşması’ndan çekilme vaadi yer almaktadır. Wilders'in lideri olduğu PVV, “iklimin yüzyıllardır sürekli olarak değiştiğini ve insanlığın değişen koşullara uyum sağladığını” öne sürerek, kömür ve gaz santrallerini açık tutmayı, yeni nükleer enerji santralleri inşa etmeyi, İklim Yasası'nı iptal etmeyi hedeflediklerini açıklamıştır. Diğer olası hükümet ortağı NSC ise iklim değişikliği konusundaki Wilders kadar radikal söylemlere sahip olmasa da Hollandalı çiftçilerin yoğun tepkisini çeken hükümetin Azot Planı konusunda Wilders ile benzer görüşü paylaşmaktadır. Wilders ve Omtzigt, olası ortakları Yeşilgöz’ün savunduğu planın tamamen kaldırılmasını istemektedir.  Düşen hükümetin Azot Planı ise azot salınımını azaltmak amacıyla çiftlik hayvanlarının sayısını yüzde 30 oranında azaltması yönelik politikasıdır. Bu politikayla Yeşilgöz azot salımının kutuplaşma olmadan “mümkün olduğu kadar çabuk” azaltılmasını istediğini açıkladı. VVD, azot salımı hedefine 2025 yılında ulaşılmayı hedeflediğini her fırsatta dile getirmektedir. [2]

Koalisyon pazarlıklarında Wilders’in başını ağrıtması muhtemel başka önemli konu da, AB ile ilişkiler. Yıllardır “Nexit” yani Hollanda’nın AB’den ayrılması ve kendi ulusal para birimine dönmesini savunan Wilders’in aksine, olası koalisyon ortakları Yeşilgöz ve Omtzigt, Brüksel ile iyi ilişkiler vadetmektedirler. Wilders, resmi dairelerden AB bayraklarını kaldırmayı ve Hollanda bütçesinden Brüksel’e daha az para göndermek istediğini defalarca dile getirmiştir.

Wilders’in “İslamlaşmayı önleme” vaadi de, diğer 2 parti tarafından şiddetle reddediliyor. Olası hükümet ortakları, Kuran-ı Kerim’in yasaklanması, camilerin ve İslam okullarının yasaklanması önerisini, “Anayasaya aykırı” olduğu gerekçesiyle sert dille eleştirilmektedir. Seçim programında yer almasına rağmen Wilders’in İslamlaşma mücadelenin öncelik olmadığını açıklaması ve Anayasaya aykırı adımlardan kaçınacağı mesajı, bu konunun hükümet pazarlıklarında sorun yaratmayacağı yönünde bir izlenim vermektedir.

Wilders’in temel hedeflerinden biri olan sığınma ve göç konusundaki politikaları 3 parti arasında nadir görüş benzerliğinin bulunduğu konudur. Wilders, sığınmacı akının tamamen durdurulmasını, Yeşilgöz ve Omtzigt ise, sınırlandırılmasını talep etmektedir. Yeşilgöz, sığınmacılara kalıcı oturma izni verilmemesi ve aile birleşiminin zorlaştırılmasından yana politikalarını dillendirirken Omtzigt ise, Hollanda’ya gelen sığınmacı, öğrenci ve çalışan sayısının 50 bini geçmemesi gerektiğini savunmaktadır. Buradan hareketle Koalisyon pazarlıkları sırasında, her üç partinin de temel sorun olarak gördüğü sığınma ve göç konusunda keskin görüş ayrılıkları yaşamayacağı öngörülebilir.

Son olarak toplumsal refahının arttırılması ve güvenlik meselesi ile ilgili olası koalisyon hükümetini oluşturacak siyasi partilerinin vaatleri kıyaslandığında; Wilders ve Omtzigt, dar gelirlilerin üzerindeki ekonomik yükün azaltılması, vergilerin düşürülmesi, asgari ücretin arttırılması, sağlık sigortası giderlerinin azaltılması ve daha kaliteli bir sağlık ve bakım hizmeti verilmesini vadettikleri görülmektedir. Bu konuların bütçe üzerinde yaratacağı yük nedeniyle, pazarlıkları sırasında “işveren partisi” olarak bilinen Yeşilgöz’ün VVD’sinin nasıl bir turum izleyeceğini tam olarak kestirmek mümkün görünmemektedir.

Sonuç olarak seçimlerin galibi Wilders, Kral Willem - Alexander’dan hükümeti kurma görevini almasının ardından, koalisyon çağrısı yaptığı VVD ve NSC ile görüşmesi için bir arabulucu atamak zorunda kalacaktır. Ancak bu görüşmelerde yukarıda da bahsedildiği üzere göçmen konusu dışında ortak mutabakata varılan siyasi söylemler olmadığı görülmektedir. Buradan hareketle uzlaşma sürecinin bahsi geçen üç parti arasında uzun süren görüşmeler sonuncunda sonlanacağı ön görülebilir.

 

 

 

 


[1] “Hollanda'da genel seçimleri İslam düşmanı Wilders'ın partisi açık farkla önde tamamladı.” ( 2023, 23 Kasım). Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/hollandada-genel-secimleri-islam-dusmani-wildersin-partisi-acik-farkla-onde-tamamladi/3062283.

 

[2] “Hollanda seçimlerinin galibi Wilders’in vaatleri nelerdi ve bunlar koalisyon pazarlıklarını nasıl etkileyebilir?”

( 2023, 24 Kasım). Erişim Adresi: https://www.bbc.com/turkce/articles/c2v254zxp44o#:~:text=Wilders'in%20kaleme%20ald%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20PVV,kitlesel%20g%C3%B6%C3%A7e%20gidiyor.%E2%80%9D%20deniliyor.