Kurumumuz Bünyesinde Stajyer Alınacaktır.

13 Şubat 2023

Staj Başvurusu
Kurumumuz Bünyesinde Grafik Tasarım Uzmanı Alınacaktır!

13 Mart 2023

İş Başvurusu
DUYURULAR
Holokost ve Sonrasında Almanya-İsrail İlişkileri

7 Ekim tarihinden bu yana süren İsrail-Hamas Savaşı şiddetli bir şekilde devam etmektedir. Türkiye’nin arabuluculuk çabaları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devlet başkanları ile görüşmelerinde Almanya’da Başbakan Olaf Scholz ile görüşmesi akabinde Türkiye ve Almanya’nın iş birliği ile ateşkes sağlanması teklifi dikkat çeken konular arasında olmuştur. Savaşın en başlarında Almanya’nın bu savaşta kimi destekleyeceği, hangi adımları atacağı merak konusuydu. Bununla ilintili olarak Almanya’nın geçmişindeki kara leke ‘’Holokost’’ gündeme oturdu.

Holokost

Yahudi Soykırımı olarak da bilinen Holokost, 1933-1945 yılları arasında sistematik olarak devlet eliyle Yahudilere karşı yapılan sırasıyla toplumdan dışlama, şiddet ve soykırım ile sonuçlanan olaydır. Adolf Hitler’in liderliğindeki hükümet öncelikle Yahudilerin görevlerini, yerlerini, kim olduklarını belirterek hedef haline gelmelerini sağladı. Ardından Yahudi işçiler işlerinden kovuldu, mallarına el kondu, hakları ellerinden alınarak ekonomik baskıya maruz bırakıldı. Okullardan atılarak eğitim hayatından da dışlanan Yahudiler sistematik olarak her alandan uzaklaştırıldılar. Sonuç olarak tarihin en korkunç soykırımlarından biri yapılarak milyonlarca insan en vahşi yöntemler ile öldürüldü.

Holokost Soykırımı 1879’da, Alman gazeteci Wilhelm Marr’ın ortaya attığı antisemitizm teriminin en büyük örneklerindendir. Antisemitizm: Yahudi milletine karşı duyulan düşmanlık, nefret, ön yargı veya ayrımcılıktır. Soykırımın nedenlerine bakıldığında ırksal bir hiyerarşi anlayışı görülmektedir. Almanların üstün ırk olduğu düşüncesi nedeniyle Yahudiler başta olmakla birlikte diğer ırklar, sağlıksız olarak görülüyor ve yok edilmesi gerektiğine inanılıyordu.

Nazi Almanya’sının İkinci Dünya Savaşı’nı kaybetmesiyle birlikte son bulan soykırımın ardından Almanya’da Yahudi sayısı yok denecek kadar azaldı. Holokost, insanlık tarihindeki en trajik soykırımlardan biri olarak kabul edildi ve sürekli olarak anma etkinlikleri düzenlendi.

Holokost Sonrası Almanya

Soykırım sonrası İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesiyle birlikte Almanya’da Yahudilerin sayısı yeniden artış göstermeye başlamıştır. Kendilerine yurt arayan Yahudiler ile itibarını düzeltmek isteyen Almanya’nın örtüşen amaçları Yahudileri yeniden Almanya’da yaşamaya itti. Geçmişinden utanç duyan Almanya bu esnada kurulan İsrail ile ilişkilerini güçlendirerek itibarını düzeltmeyi amaçlamıştır. Bu noktadan sonra diplomatik düzeyde başlayan Almanya-İsrail ilişkilerinden bahsedilecektir.

1952 yılında diplomatik ilişkilerin başlaması Almanya Başbakanı Ben Gurion döneminde olmuştur. Müzakereler dönem dönem problemli bir şekilde geçse de sonuç olarak ilişkiler kurulmaya başlanmıştır.

Uluslararası ilişkilerde devletler geçmişten gelen vicdani borçlarını tazminat ödeme, özel haklar tanıma gibi yöntemlerle öderler. Almanya da öncelikle İsrail’e tazminat ödeme kararı almıştır. 27 Mart 1953’te yürürlüğe giren Lüksemburg Anlaşması ile Almanya, İsrail devletine 3 milyar; İsrail dışındaki Yahudilerin çıkarlarını temsil eden “Conference on Jewish Material Claims against Germany” (CJMCAG) adlı oluşuma da 450 milyon Alman Markı ödemeyi kabul etmiştir.[1]

1965 yılına gelindiğinde Almanya-İsrail arasında büyükelçilikler çalışmaya başlamıştır. Diplomatik ilişkileri, ekonomik ve askeri iş birlikleri takip etmiştir. 1990'ların başında 1952 tarihli Vatandaşlık Kanunu'nda (Staatsangehörigkeitsgesetz) önemli değişiklikler yapılarak, 1999 yılında vatandaşlık konusundaki bazı ayrımcı hükümler kaldırıldı. Bu değişikliklerle birlikte, Almanya'da Yahudilere tam vatandaşlık hakları tanındı ve onlara diğer Alman vatandaşlarıyla aynı haklar verildi. Bu olumlu ilerlemeler Yahudi topluluğuna karşı duyulan vicdani borcu ödeme adımlarından biridir.  Almanya bu süreçte İsrail’e büyük miktarla mali yardımda bulunarak ülkenin güçlenmesini desteklemiştir. 2007 sonunda İsrail’in yeniden yapılanması için yapılan maddi yardımların 65 milyar Euro’yu geçtiğini açıklamışlardır.[2]

2005 yılında dönemin Başbakanı olan Angela Merkel’de Almanya-İsrail ilişkilerinin olumlu yönde ilerlemesine katkı sunmuştur. Başbakan Merkel, İsrail’e ziyaretlerde bulunmuş ve pişmanlıklarını dile getirmiştir. 2008 yılında İsrail meclisinde yapmış olduğu konuşmasında, ‘’İsrail’in güvenliği Alman aklının bir gereğidir ve hiçbir zaman pazarlık konusu yapılamaz.’’ ifadelerini kullandı.

Buradan yola çıkarak Almanya’nın kendisini İsrail’i koruması, desteklemesi gereken devlet konumunda gördüğünü söyleyebiliriz.

Başbakanı Scholz, 2 Mart 2022'de İsrail'e ilk ziyaretinde, Yad Vashem Holokost Anıtı'na giderek ziyaretçi defterine, "İnsanlığa karşı işlenen suç Shoah (Holokost) insanlığa uçurumun bir görüntüsünü verdi. Yahudilere yönelik toplu katliama Almanya önayak oldu. Almanlar tarafından planlandı ve uygulandı. Bundan her Alman hükümetinin İsrail devletinin güvenliği ve Yahudi yaşamının korunmasına yönelik sonsuz sorumluluğu doğar. Milyonlarca acıyı ve mağdurları asla unutmayacağız!" yazarak Almanya’nın İsrail’e karşı duyduğu vicdani sorumluluğu dile getirmiştir.

İsrail-Filistin Meselesinde Almanya’nın Tutumu

Almanya Hükümeti, İsrail-Filistin meselesinde İsrail’in yanında olduğunu, İsrail’in kendini savunma hakkını kullandığını defalarca kez açıklamıştır. Merkel, çözüm olarak, "Daha önce olduğu gibi iki devletli bir çözüm fikrinden vazgeçmek istemiyoruz, bunun yerine onu sürdürmek istiyoruz. Filistinlilerin de içinde yaşayabilecekleri bir devlet olduğunda, İsrail'in güvenliğinin en iyi şekilde garanti edildiğine inanıyoruz."[3] demiştir. Bu cümlelerden anlaşılan şudur ki çözüm ile amaçlanan İsrail’in güvenliğidir.

7 Ekim günü başlayan İsrail-Hamas savaşında da İsrail'i 7 Ekim sonrasında ziyaret eden ilk yabancı hükümet başkanı Scholz olmuştur. Scholz, Almanya meclisinde yaptığı konuşmasında, "Şimdi Almanya'nın duracağı tek bir yer var, o da İsrail'in yanıdır. İsrail'in güvenliğinin Almanya'nın varlık nedeni olduğunu söylediğimizde kastettiğimiz budur. Almanya'nın tarihi ve Holokost sebebiyle sahip olduğu sorumluluk, İsrail'in mevcudiyeti ve güvenliğini sürdürmemizi gerektirir." ifadelerini kullanarak Merkel’in konuşmasına atıfta bulunarak tutumlarının değişmediğini de göstermiştir.

Bu süreçte Almanya, İsrail’e askeri desteğini de artırmıştır. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, İsrail'den kiralanan iki Heron silahlı insansız hava aracının Gazze'de kullanılması için bu ülkeye iade edildiğini duyururken Almanya'nın İsrail'e silah ihracatının ekimde yoğunlaştığı ve bu yılın ilk 10 ayında yaklaşık 10 kat artarak 303 milyon avroya yükseldiğini açıklamıştır.[4]

Ancak İsrail’in savaştaki aşırı güç kullanımı uluslararası toplum tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Almanya, Filistin’e destek vermek amacıyla yapılacak gösterileri engellemeye çalışmışsa da başarılı olamamıştır. Israrla İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu ve Hamas’ın terör eylemleri gerçekleştirdiğini dile getirmeye devam etmektedirler. Bu tutumları tepki çekmektedir. Scholz, İsrail'in askeri harekâtının uluslararası hukuk sınırlarını aşmadığını belirtmiştir. Anlaşılmaktadır ki İsrail bu savaşta ne yapmış olursa olsun Almanya onu eleştiremeyecektir. Alman halkı ile yapılan görüşmeler göstermektedir ki, halk İsrail’i eleştirmekten büyük bir çekince duymaktadır. İsrail’in yaptığı eylemleri yanlış bulsalar dahi toplumdan tepki göreceklerine, uzaklaştırılacaklarına inanmaktadırlar.

Böyle bir ortamda elbette Almanya’dan farklı bir tutum sergilemesi beklenemeyecektir. Almanya, İsrail’i desteklemeye devam edecektir.

Sonuç ve Değerlendirme

Almanya geçmişindeki korkunç soykırım Holokost’un ardından Yahudilere ve İsrail devletine büyük bir vicdani borç, utanç duymaktadır. Bu vicdani borcu İsrail’i ekonomik, askeri iş birlikleri ve mali olarak destekleme yoluyla ödemeye çalışmıştır. Almanya Başbakanları sürekli olarak İsrail’e ziyaretlerde bulunmuş, desteklerini belirtmişlerdir. Günümüzdeki Başbakan Scholz’un Almanya’nın İsrail’e karşı ‘’sonsuz sorumluluk’’ üstlendiğini ifade etmesi durumu özetler niteliktedir. İsrail de geçmişi sürekli hatırlatarak yeni neslin de bu sorumluluğu duymasını sağlamıştır. İsrail-Filistin meselesinde başından beri İsrail’in yanında saf tutan Almanya’nın tutumu 7 Ekim’den bu yana süren İsrail-Hamas Savaşı’nda da değişmemiştir.

Almanya bu savaşta İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu, Hamas’ın bir terör örgütü olduğunu ve İsrail’in eylemlerinin uluslararası hukuka aykırı olmadığını beyan etmiştir. Almanya İsrail’in eylemlerinin aşırı olduğunu bilse dahi bunu dile getirmeyecektir çünkü baskı görmekten, çizdikleri imajın bozulmasından korkmaktadırlar.

 


[1] History Studies. (2017). Almanya ile İsrail Arasındaki Tazminat Sorunu. History Studies, Cilt 9(Sayı 2), 23-45.

[2] FREI, Norbert, BRUNNER, José, GOSCHLER, Constantin, Die Praxis der Wiedergutmachung,

Geschichte, Erfahrung und Wirkung in Deutschland und Israel, Schriftenreihe des Minerva Instituts

für deutsche Geschichte der Universität Tel Aviv, Jena Center, Geschichte des 20. Jahrhunderts

20th Century History, s.13

[3] Karadağ,C.(2021) Merkel: Filistin-İsrail meselesinde iki devletli çözümden yana. Anadolu Ajansı.

[4] Yarımbaş,F.(2023) Almanya'nın Ahlaki Çelişkisi: İsrail'e Karşı Sonsuz Sorumluluk, Filistinlilerin Kan ve Gözyaşı Pahasına Taşınabilir Mi? Anadolu Ajansı.