TÜRKSAM’da Staj ve Eğitim Programı Başvuruları Başladı

27.10.2022

BAŞVUR
Kurumumuz Bünyesinde Araştırma Asistanı Alınacaktır

21.09.2022

BAŞVUR
TÜRKSAM Burslu Uzman Yetiştirme Programı

27.10.2022

BAŞVUR
DUYURULAR
Rusya'nın Ukrayna Saldırısının Politik İletişim İncelemesi

GİRİŞ

 ‘‘Propagandanın görevi akıllı olmak değil, başarıya götürmektir.’’
Joseph Goebbels
 

Teknolojinin toplumu dönüştürmedeki hızlandırıcı etkisi; kriz durumunda bilgiye ulaşma açısından iyi bir gurme ve bilgiyi sunma açısından beceriksiz bir aşçıdır. Son günlerde uluslararası krizlerle sıkça bir arada kullanılan “enformasyon savaşı” şeklinde isimlendirilen durumsa; menüdeki en tatsız yemeğin, şefin tavsiyesi diye sunulmasıdır.

İnsan aklının yüceltildiği aydınlanma dönemiyle başlayan süreçte; eylemlerin sınırlarını, aklın belirlediği toplumsal düzenler ortaya çıkmıştır. Politik iletişim, uzlaşma ve iş birliğini temel alan bu düzenlerin harcı olarak, karşılıklı güven ve empati yaratmak için kullanılagelmiş diplomasinin bir enstrümanıdır. Ancak diplomasinin terk edildiği, seferberlik ya da kriz durumlarında tek yönlü iletişim türü propagandanın tercih edildiği olmuştur. Bununla birlikte uluslararası arenada, devletlerin kendi yapılarından kaynaklanan ve birbiriyle ilişkilerinden doğan krizlerin en uç noktası savaş durumudur. Savaş durumunda, politik iletişim ana niteliğini ve genel işleyişini yitirebilmektedir. Nitekim, uluslararası sistemin olağan akışında meydana gelen aralıklı veya ardışık krizlere rağmen, insanlığın bu zamana kadarki kazanımları geleneksel iletişim ve diplomasiyle korunabilmiştir.

Krizlerde medya araçlarının ve iletişim kavramlarının, iletişim dışında; hatta savaş kapsamında olumsuz biçimde kullanıldığı örnekler görülmektedir. Enformasyon savaşlarının en güncel örneği için ‘‘iletişim savaşı’’ denildiğine de tanıklık etmiş olabilirsiniz. Ancak bu kullanım iki nedenden ötürü doğru değildir. İlk olarak iletişim ve savaş, amaçları birbirlerinin bağlamlarına uymayan iki işteş eylemler bütünüdür. Bu kanalların her ikisine dahil olmak, fiziki şartlarda pek mümkün değildir. Savaş durumlarında tarafların amacı, karşı tarafa bir şekilde boyun eğdirmektir. Oysa iletişim, karşı tarafın dönütü üzerinde temellenir. Diğer neden ise politik iletişimin uluslararası alanda diplomatik sistemin geleneksel, vazgeçilmez parçası olmasıdır. Bunun gibi isimlendirme sorunları; Dietram A. Scheufele’ın, makalesinde bilimin, medya değerleriyle daha fazla örtüştüğü fikrine değindiği ‘‘medyalaştırma’’ kavramıyla açıklanabilir. Bilimsel iletişimin uyarmadığı ve genellikle medyadan kaynaklanan bu hatalar, 

krizlerin çözüm yollarını bulanıklaştırabilmektedir. Tarafların ifade ve değer aktarımı üzerindeki ısrarları, mevcut krizin çözümüne ulaşmayı engelleyecek biçime gelebilmektedir. Hatta habercilik yapılan medya bağlamları bağımsızlığını yitirebilmekte; bu anlamda, örtülü propagandaya dönebilmektedir. Bununla birlikte hayatın her alanında artan teknolojiye bağımlılık sonucu, internet ve sosyal medya politik aktarıma dayalı iletişimin üzerinde daha etkili olmuştur. Buna ek olarak McNairn, Twitter, Facebook ve YouTube gibi dijital platformların artan bu etkisini, tüm dünyada siyasi krizlerin yönetimi üzerinde istikrarsızlaştırıcı olduğunu belirtmiştir.

Diğer yandan enformasyon savaşlarında NATO’nun tanımladığı şeklinde, geleneksel silahlı çatışmalardan farklı olarak; avantaj elde etmek isteyen tarafların, doğru bilgiye en hızlı ulaşması ve karşı tarafın doğru bilgiye ulaşmasını geciktirme ya da direkt engelleme esası bulunmaktadır. Buna ek olarak, bir amaç doğrultusunda kasıtlı yanlış bilgi üretimi ve üretilen yanlış bilgiyi ‘‘misinformation’’ karşı tarafa kabul ettirme girişimi veya doğru bilgi üzerinde tarafları yanıltabilecek tasarruflarda bulunma stratejisi, ‘‘disinformation’’ da sıkça görülmektedir. Enformasyon savaşları, geleneksel savaşların yanında bir avantaj elde etmek için dolaylı olarak yapılabilmektedir.  Birleşmiş Milletler (BM) Uyuşturucu ve Suç Ofisi, enformasyon savaşını tanımlarken dezenformasyon ve sahte haberler olarak iki taktikten bahsetmişlerdir. Sahte haberler içinse ‘‘gerçek gibi görünen haberler ve propaganda’’ ifadeleri kullanılmıştır. Ayrıca ana akım ve diğer bağlamlarda yayıldığını belirtmişlerdir.

Bu çalışmayla, son günlerde dünya kamuoyunun gündeminde ilk sıralardaki Rusya ve Ukrayna arasındaki enformasyon savaşına dikkat çekmek hedeflenmiştir. Mevcut uluslararası sistemin temel değerlerini hedef almakla suçlanan Rusya Federasyonu’nun, komşusu Ukrayna ile arasında silahlı çatışmalar, enformasyon savaşı araştırmalarını beraberinde getirmektedir ve literatürün en yeni örneklerini içermektedir. Rusya’nın saldırmasının politik, hukuki, ekonomik, coğrafik, güvenlik gibi pek çok boyutu bulunmaktadır. Haliyle taraflar arasındaki enformasyon savaşının önemi daha da artmıştır.

Birinci bölüm krizin etkilerinin, küresel olarak artması ve boyutları arasında ilk örnekleri olan durumları barındıran enformasyon savaşının ana çerçevesi için gerekli bilgiyi sunmaktadır. Savaşın, politik dünyanın diğer aktörleri için çeşitli anlamlar kazanması nedeniyle, krizin isimlendirme sorunu en somut gözlem noktasıdır.

İkinci bölüm, Ukrayna ve Rusya’nın medya avantajları üzerine, medya araçlarının kullanım biçimlerindeki temel ve teknolojik imkan farklarının; meselenin kamuoyuna aktarımındaki etkilerine dikkat çekmektedir.

Üçüncü bölümde Rusya’nın, Ukrayna’ya askeri saldırı kararıyla başlayan yeni süreçte, silahlı çatışmalarının sonucu, insan hakları ihlali gibi vahim iddiaların özel örnekleri üzerinden medya yansımaları ele alınmaya çalışılmıştır. Bu bölümde ele alınan konular; başka disiplinleri doğrudan ilgilendirdiği gerekçesiyle, iletişim boyutuyla sınırlandırılarak incelenmesi istenmiştir.

İletişim, temeli dönüt üzerine kuruludur ve amacı karşılıklı değer üretmek olan sistemli bir eylemdir. Savaş durumundaysa, tarafların amacına bağlı olarak; mevcut sistem işlemez hale gelir veya işleyen sistemler yok edilmesi amaçlanabilmektedir. Bununla birlikte savaşın sebep olduğu çok boyutlu sorunların kamuoyuna aktarılmasının önemi, bu alanda verilen üstünlük mücadeleleriyle artmıştır. Haliyle medya bağlamları ve iletişim araçlarının araçsal kullanımı, diplomatik açıdan çözümü de zorlaştırmaktadır. Bu amaç doğrultusunda kriz iletişiminin öncelikleri ve medyanın dönüşümü göz önünde bulundurularak değerlendirme ve önerilerde bulunulmaya gayret edilmiştir.