Kurumumuz Bünyesinde Stajyer Alınacaktır.

13 Şubat 2023

Staj Başvurusu
Kurumumuz Bünyesinde Grafik Tasarım Uzmanı Alınacaktır!

13 Mart 2023

İş Başvurusu
Fotoğrafçı İlanı

16 Mart 2023

Protokol Fotoğrafçısı
Videographer İlanı

18 Mart 2023

Videographer İş İlanı
DUYURULAR
Türkiye’nin Sınavı; Sığınmacılar ve PYD

Türkiye’nin Sınavı; Sığınmacılar ve PYD

İç savaşın faturası, en çok Türklerin hesabına kesildi. 14 Mart 2011’de başlayan Suriye iç savaşı; Türkiye’nin sınırlarında yeni komşular edinmesi sonucunu doğurması sebebiyle olumsuz ve müdahale edilmesi gereken bir durumdu. Bunun yanında sığınmacıların Türkiye’ye akın etmesi ve sınırların güvenliğinin sağlanamaması da Türkiye’nin on yıl önce baş eden sorunlarını derinleştirerek arttırdı. Türkiye bu anlamda sınır ötesinde mecburi olarak 24 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı Operasyonunu (FKO) başlattı. Bu operasyon; 20 Ocak 2018 tarihinde “Zeytin Dalı Harekâtı” (ZDH), 9 Ekim 2019 tarihinde “Barış Pınarı Harekâtı” (BPH) olarak devam etti. Peki bu operasyonlar neden zorunlu idi? Bugün ise neden Türkiye bu bölgeden geri çekilemiyor soruları burada önem taşımaktadır.

Suriye’nin kuzeyinde bulunan bölgelerde PKK uzantısı PYD’nin ve bazı bölgelerde ise Rusya’nın bulunması Türkiye’nin sınır güvenliğinin sağlanması için zaruri bir müdahale gerçekleştirmesine sebep oldu. PYD’nin bulunduğu bölgelerin Doğu Akdeniz sınırına açılması durumunda Türkiye’nin sadece güney sınırlarını güvenliksiz hale getirmeyecek aynı zamanda Doğu Akdeniz hak iddialarında da elinin zayıflaması anlamına gelecekti. Bu anlamda Suriye iç savaşı, Türkiye açısından kötü haberlerin başlangıcı oldu.

Diğer yandan Suriyeli sığınmacıların Türkiye’ye akın etmesi demografik, sosyolojik, ekonomik ve siyasi sorunların da zirveye çıkmasında büyük rol oynadı. Türk ekonomisi, sosyolojisi, kültürü ve siyaseti; süreci oldubittiye getiren Avrupa ülkeleri ve AKP iktidarı arasında can çekişir hale geldi. Sayıları milyonları geçmiş durumda olan Suriyeliler ve akabinde eklenen Afgan göçü bugün Türkiye’nin aşmaya çalıştığı pek çok sorunun temel nedeni olarak görülüyor. Bu olaydan sonra Türkiye’de ilk defa göçmen karşıtı bir parti kuruldu. Siyasi manada sağ iktidarın dönemine denk gelen bu olay ise siyasi tarihte özel bir durumu temsil etmektedir.

Gerek sığınmacı sorununu gerekse Suriye’de Türk ordusunun uzun süre daha bölgede kalma zorunluluğu problemi, Türkiye’nin, kısa vadede çözümünün mümkün olmadığı bir tabloyla karşılaşmasına neden oldu. Bunun yanında Türkiye’de sığınmacıların geri gönderilmesi ve Esad’la ilişkilerin düzeltilmesi meselesi de gündeme gelen politikalardan iken son aylarda kaçak göçmenlerin yakalanıp sınır dışı edilmesi meselesi de gündemde. Ancak kısa vadede Esad’la ilişkilerin tamamen düzelmesi mümkün gözükmemektedir. Kaçak göçmenlerin yakalanıp sınır dışı edilmesi ise bir çözüm gibi durmamaktadır. Türkiye’nin güney sınırları korunmadığı müddetçe sınır dışı etmenin pek bir anlamı bulunmamaktadır. Sınır dışı edilen pek çok göçmen yine sınırdan içeri girmekte veya Türkiye’de kalmanın ya da Avrupa’ya gitmenin çeşitli yollarını bulmaya çalışmaktadır. Bu anlamda da bir çıkmaza girildiği söylenebilir.

Türkiye’nin İsrail ve Ermenistan ile ilişkilerini düzeltme yoluna girdiği bu süreçte Suriye Devlet başkanı Beşar Esad’la diyaloğa hazır olunduğu hakkında Cumhurbaşkanlığı sözcüsü tarafından yeşil ışık yakılsa ve alt düzeyde görüşmelerin gerçekleştiğine yönelik iddialar bulunsa da hızlı bir diyalog kurulmayacağı düşünülmektedir. Liderler düzeyinde diyalog kurulsa da Esad’ın; Türk ordusunun ve OSÖ birliklerinin Suriye’nin kuzeyinden çekilmesi talebinde bulunma ihtimaline karşı Türkiye nasıl bir yaklaşım geliştirecektir sorusu oldukça önemlidir. Bugün Suriye’nin kuzeyine çokça yatırım yapmış olan ve belli bir seviyede teröre karşı sınır güvenliğini sağlamış olan Türkiye’nin böyle bir çekilme gerçekleştirmesi söz konusu olmamalıdır. Türkiye’nin bölgeden çekilmesi karşılığında sığınmacıların geri gönderilmesi teklifi, Türkiye’nin bir çıkmaza girmesine sebep olabilir. Bu duruma gelmeden sığınmacı sorununun çözülmesi ve Türkiye’nin hem sığınmacı sorununa yönelik hem de sınır ötesindeki varlığını tartışmaya açmayacak başka bir strateji oluşturması gerekir. Dış politikada atacağı stratejik adımlarla, bu görüşmeler üst düzeye çıkmadan önce elini güçlendirmeli ve masadan ikircikli bu durumdan taviz vermeden kalkabilmelidir.